Köşe Yazıları

ZAVALLI MODERN MÜSLÜMAN!

ZAVALLI MODERN MÜSLÜMAN!

Günümüzde yaşanan bir çok şey, geçmişte temeli atılan bir sistemin açmazları aslında. Öyle ki etrafımızı çepeçevre kuşatan bu sistem ideolojiler ve insan eliyle oluşturulan inançlar yaşamımızı belirleyen en önemli rehber neredeyse! Ancak geçmişi unutturulan sadece geleceğe bakmaya yönlendiren ideolojiler, insanın bugününü ve yarınını sorgulaması ve anlaması için çok yetersiz.

Adına modernizm dediğimiz bu sistem, son iki yüzyıldır dünyayı kasıp kavuran sorunların baş aktörlerinden birisi sadece, zaman kötülük ve zulüm üretmeye programlanmış bir yapının günahlarıyla yüzleştiriyor bizi.

Hakikati ve vahyi insanın aklıyla sınırlandıran, Allah’ın otorite ve günücü tanımayan, tek dünyalı seküler bir hayat tarzını dayatan, ahlakiliği bireysel özgürlük alanına feda eden, kazanmak ve zengin olmayı asli erdem olarak gören, insanı güya özgürleştirip ona bireysel kimlik yüklerken; toplumu, tarihi, gelenek ve göreneği feda eden bir sistemin acılar yumağıyla cebelleşiyoruz aslında.

Batı akılcılığının insanı getirdiği nokta; kendi ikbali için her şeyi değersizleştiren ve bu değersizleştirme üzerinden ötekini ve düşmanını oluşturan bir yapı. Öyle ki kendi varoluş kaynaklarını kurutup, inancını kilisenin soğuk duvarlarına, Tanrıyı dünya hayatının dışına, tövbeyi rahiplerin dudakları arasına ve merhameti kilisenin yardım kutularına bıraktığından beri batılı insan için bu sonun başlangıcıdır artık.

Gerçek olan, kutsal olan her şey ve hatta bilgi bile göreceli bir alana hapsedilmiştir. Herkesin doğrusu diğer doğruların üzerinde ve biricik, kimseye kendini kabul ettirme, zorunluluğu olmayan batılı insan için tek gerçek; kendi oluşturduğu ve inandığı gerçektir.

Bize dönecek olursak, Müslümanların oluşturduğu toplumlar için bir vahdetten ve üzerinde uzlaşılmış yalın bir gerçeklikten bahsetmek ne kadar mümkün? Acaba Müslüman coğrafyasında ortak bir gelecek tasavvuru ne kadar canlı? İnsanlar nasıl bir  İslam’ın müntesibi? Gerçek bilgi kimin dergahında veya cemaatinde? Siyasetin gölgesinde ve müdavimliğinde batılı hayatı bu zamanın olmazsa olmazı olarak görüp yaşayan Müslümanların, İslami değerlere yükledikleri anlam asr-ı saadetin neresinde? Bugün Müslüman devlet, cemaat, dernek, vakıf, tarikat ve bilumum yapıların herhangi ortak amaç ve değer etrafında kenetlendiğine şahit oluyor muyuz? Yoksa tam aksine, bireyselleşmiş Müslümanlar, kapalı devre çalışan cemaat ve değerleri, belli karizmatik kişilerin önderliğinde neşv ü nema bulan küçük dini oluşumlar, birilerine rant kapısını açan gayretler mi görüyoruz?

Geçmiş müktesebatı yok sayan dini anlayışlar, yeni ihya hareketlerinin akılcılığına ve modern söylemine itiraz edemeyen savunmacı sözde ilmi çalışmalar, İslam’ı batılı modern söylemle mezcetmeye çalışan dış destekli yapılar da bu sistemin meyveleri aslında…

Maddi gelişmişliğin ve sanal zenginliğin peşine düşerken, maneviyattan uzak, modayla katışık, seküler düşünmeye çalışan ve kendini diğerlerine beğendirmeye gayret eden aslından kopuk, köksüz yaklaşımlar; dini değerleri sadece akıl süzgecinden geçirmeye çalışan, kısıtlı aklı ile Müteal olanı profanlaştıran, peygamberin örnekliğini kendi kutsalına kurban eden yozlaşmış bir akıl var elimizde. Bir de batılı söylem, düşünüş ve akıl yürütme yollarıyla bilim yapmaya çalışan ve bu değerler üzerinden İslam Medeniyetini ihya edeceğini savunun bir avuç sefih…

Tüketim kültürüne kurban olmuş bedenini, kapital bulaşmış kirli elini, hırs yüklenmiş kalbini, dünyaya kaptırdığı ruhunu temizlemek için kulluğu belli merasimlere ve ritüellere sıkıştırmış garip bir insan, müslümanca sandığı bir yaşamı sürüklüyor peşinde…

Dikkatinizi çekti mi bilmiyorum ama bu ve daha yazmaya takatimin yetmediği sayısız örnek; içinde yaşadığımız bu toplumda, evlerimizde hatta gönül coğrafyamızda meydana geliyor.

Konuyu bir hadisi şerif ile taçlandırıp sözü sahibine bırakalım;

Fecir vaktinde kılınan iki rekat namaz, dünyadan da, dünyanın içindekinden de hayırlıdır!..

Vesselam…

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı