Köşe Yazıları

Zamanın gerisinde kalan Şehir; Adıyaman

Zamanın gerisinde kalan Şehir; Adıyaman

 

Dışarıdan birine Adıyaman’ı anlatırken daha doğrusu en kısa yoldan özetlemem gerektiğinde “hayattan fazla beklentisi olmayanları için dört dörtlük yer” cümlesini sıklıkla kullanırım. Evet, bu şehir bize yetiyor. Büyük köy tanımlaması ile de şehrin sakinleri kendilerince belirledikleri sınırlar içinde yaşamlarını sürdürmeye devam ediyorlar.

Sekiz yıl görev yaptığım Bingöl’ün Karlıova ilçesinden ayrılmak istememin tek nedeni Adıyaman’a yerleşmek istememdi.  Hem bir başka yere gidip ikinci bir gurbet yaşamama isteğim hem de başka arkadaşlarda gözlemleyemediğim bir memleket sevdasından olsa gerek bir başka aşk ve özlemle bağlıyordu Adıyaman beni kendine.

Evet, belki de abartıyorum. Bende olan bu durum başkalarında da olmuş olabilir. Memleket herkes için memlekettir ve elinde sonunda gidip yerleşmek istediği yerdir.

Yaklaşık bir yılı geride bıraktım Adıyaman’a yerleşeli. Ne ben eski ben nede Adıyaman eski Adıyaman. Zamanın ilerlemesi şehirleri de arkasından sürüklüyor. Bazen olumlu, çoğu kez de sanırsam olumsuz olacak ki şehirler artık eski şehir olmaktan çoktan çıkmış durumda.

Değişim ve yenilik sizleri ileriye götürüyorsa kazanım olarak görülebilir. Ama size eskiyi hala aratıyorsa demek ki sizin yenilik olarak gördüğünüz şey aslında zamanın tersi yönünde gittiğinizin en büyük kanıtıdır.

Adıyaman kalesi yerleşkesine ait eski bir resim karesi elinize alın ve o günlere geri dönmeye çalışın, ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınızdır. Adıyamanlıları ve Adıyaman’a gelen misafirleri ilin geçmişine yolculuğa çıkaran o yer telafisi imkânsız bir projeye kurban gitti. Eskiye dair olan şeylerin her geçen gün değerlendiği bir dönemde biz kalemizi ve etrafında ki eski Adıyaman’ı alıp çay bahçesine dönüştürmeyi daha doğru bulduk. Yerel yönetimden yoksun kişilerin bir şehri daha ne kadar kötüye götürebileceğinin özetidir Adıyaman kalesi projesi. Ve ibretlik bir durumdur.

Bu yaz geçmiş yılların acısını çıkarır şekilde gezmediğim görmediğim yerleri görmek için birçok şehre gittim. Bana Adıyaman dışında başka yerleri görmediğin için Adıyaman’ı bu kadar çok övüyorsun diyenlerin sözlerini dinledim. Adıyaman’ın sıcağını da bahane ederek yaklaşık iki ay bir süre ayrı kalmayı göze aldım bu şehirden.

Gittiğim gördüğüm her şehirden bir şeyler almaktı amacım. Ve şehir kıyaslaması yapmakta bir zorunluluk oldu benim için. Her şehrin kendine özgü bir nefes alışverişinin olduğunu anladım. Bizden daha iyileri de vardı, daha kötüleri de. Ah kıymetini bilememişiz dediğim çok şey oldu. Adıyaman Kalesi projesinde olduğu gibi.

Ülkenin birçok şehrini gezme fırsatını buldum. Üç denizde de yüzdüm.  Anladım ki her şehrin kendine özgü bir nefes alışverişi varmış. Her şehir belli bir bikrimin yansımasıymış. Bazıları geçmişe dair ne varsa kıymetini bilmiş ve şehrin özgünlüğünü korumuş.

Şehir plancılarının şehri daha güzel yapmak için bol çaba harcadığı şehirlere de tanıklık etmiş oldum. İlimizin neden daha iyi bir şehir havası vermediğini az çok anlamış oldum. Arkadaşlarımın haklı olduğuna inandım.

Adıyamanlıların kendilerine çizmiş oldukları sınırın onları daha iyi bir yaşam sürmelerine engel olduğunu anladım. Büyük köy tanımlaması, zamanın çok gerisiymiş. İçe kapanmak, geleceği görememek ve geçmişe hapsolmakmış.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı