Anasayfa / Köşe Yazıları / Zalimler Bugünkü Güç ve İktidarlarına Güvenmesin!

Zalimler Bugünkü Güç ve İktidarlarına Güvenmesin!

Zalimler Bugünkü Güç ve İktidarlarına Güvenmesin!

 

Zemindeki toprak zerresi, Allah’tan bağımsız hareket etmediği gibi, ağacın dalında sararan, çürüyen yaprak dahi Yüce Yaratıcının emri ve iradesi olmadan düşmemektedir.

Sular yükselince balıklar karıncaları yer… Sular çekilince de karıncalar balıkları yer.

Kimim kimi yiyeceğine suyun akışı değil, İlâhî kudret karar vermektedir. Yoksa suyun akışına gücü, kuvveti ve iradeyi vermek büyük bir hadsizlik olur.

Şair de bu ilâhi iradenin sınırsızlığını dile getirirken şöyle haykırır:

“Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak…/ Alçak bir ölüm varsa, eminim budur ancak.

Dünyada inanmam, hani görsem de gözümle, / İmânı olan kimse gebermez bu ölümle.

Ey dipdiri meyyit, “iki el bir baş içindir.” / Davransana… Eller de senin baş da senindir!

His yok, hareket yok, acı yok… Leş mi kesildin? / Hayret veriyorsun bana… Sen böyle değildin.”(M: Akif)

Hayata dair söylenen özlü söylemlerin işaret ettiği gerçek, hayatın tecrübelerinden süzülerek söylenmiş altın değerinde sözlerdir.

Ecdadın söylemleri birer tarihtir, tefsirdir, kitap dolusu hakikatlerin yansımasıdır. Bütün yaşama ibrettir!..

“Oğlum yaşa ki, neler göresin.” İşte bu sözü tefsire tabi tut… gör bak bakalım ne hazineler ortaya çıkacak!

Ne oldum delisi olanlar, güç ve iktidarı ellerine geçirdiklerinde, ellerindeki gücü menfi yönde kullanmakta ve insanlık adına neyimiz varsa hepsini tahrip etmektedirler.

Halbuki şu koca dünya, ne zalimlere tanıklık etti. Güce ve iktidara taparak azgınlaşan, tağut kesilen nice despot zorbalar toprağın altında yatmaktadırlar.

Toprak dile gelse de onların akıbetini bize haber verse, toprağın üstündeki zalimler acaba ders alırlar mı?

Dünyevi iktidarların gelip geçici olduğunu, tarihî hakikatler bize göstermektedir. Hiç kimse elinde tuttuğu güç mekanizmasına güvenmemelidir.

Hz. Ömer (r.a) gibi güç ve iktidarı kullanırsanız ne ala. Firavun gibi zulmeder, Karun gibi servet yığarsanız ve bunu tahakküm vesilesi yaparsanız akıbetiniz Firavun ve Karun’dan farksız olmayacaktır.

İnsanlara zulmeden tağutlar kadar, onlara destek veren kalabalık yığınlar da sorumludur!..

Güç ve iktidarı ellerinde tutan iktidar seçkinlerine Yüce Yaratıcıya ait sıfatları verdiğinizde, siz de zorbalarla beraber hasrolunursunuz.

Güç ve iktidara tanrısallık sıfatı vermek, modern tapınmadır. Zulüm ile abad olanın ahiri berbat olur.

Vahiyden uzaklaşan insan(!) kılığındaki yaratıkların gözünü güç ve iktidar kamaştırır ve adım adım insanlıktan uzaklaştırır.

Vahiyden uzaklaşmanın başladığı yerde nefse, güce, paraya, makam ve mevkiye tapınma başlar.

Davud ve Süleyman peygamberin kurduğu adalet devleti ve görkemli medeniyetin en güzel pozitif örnekleri ortadadır.

Arkasından kurulan Sebe uygarlığının da tevhitten ve imandan uzaklaşarak, güce ve zulme dayandığı negatif iktidar da ortadadır. Kör gözler görmezse de, sağır kulaklar işitmezse de!…

İktidar, servet ve gücün aslında ilahî bir sınav olduğunu herkes bilmektedir.

Bu güç, Davut ve Süleyman’ın gücü de olsa, Sebe’nin gücü de olsa, Nemrut’un gücü de olsa, İbrahim’in iktidarı da olsa, Musa’nın iktidarı da olsa, Firavunun iktidarı da olsa hiç kimse için bu güç ebedilik ifade etmemektedir

Ne karınca zayıf olduğu için aç kalır, ne de aslan pençesinin gücüyle karnını doyurur.

Dolayısıyla sadece imtihan ifade ettiğini, kişinin ya da grupların elde ettikleri bu servet, güç ve iktidarı ne uğruna kullandıklarının belirleyici olduğunu ilahî vahiy bize bildirmektedir

“(Müşriklere de ki: Allah’tan başka tanrı saydığınız şeyleri çağırın! Onlar ne göklerde ne de yerde zerre ağırlığınca bir şeye sahiptirler. Onların buralarda hiçbir ortaklığı yoktur. Allah’ın onlardan bir yardımcısı da yoktur.” (Sebe: 22)

Yani insanın Allah’tan bağımsız herhangi bir insan ya da güce, görünür görünmez herhangi bir güce Allah’a ait bir niteliği yakıştırması inancımızı ve insanlığımızı kökten sarsar!.. Veren O, alan O…Vesselam!.

About Kazım Çetinkaya

Check Also

Umut Tacirleri

Umut Tacirleri Kral, dondurucu bir kış mevsiminde gecenin soğuğunda nöbet tutan muhafıza sordu: “Üşümüyor musun?” …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir