Köşe Yazıları

Yoldan taşı kaldırmak

Hikâyeyi bilirsiniz;

Sultan yolun ortasına bir taş koyuyor, büyük bir taş… Sonra pencereden seyrediyor insanlar ne yapacak diye…

Vezir geliyor taşı görüyor. Aklına taşı yoldan kaldırmanın sadaka olduğu gelmiyor bile. Taşın etrafında dolaşıyor ve diyor ki;

“Sultanımla konuşayım, yolun ortasından taşı kaldırması için bir adam bulalım, bir kadro ihdas edelim…”

Vezir gidiyor Asker geliyor.

Asker de taşın etrafında dolaşıyor, aklına taşı kaldırmak gelmiyor.

O da diyor ki;

“Vezirle konuşayım, yolun ortasına taş koyana ne ceza vereceğiz onu kararlaştıralım…”

O cezadan anlıyor tabi.

Elinde kılıcı var, çekti mi tamam.

O geliyor, bu geliyor…

Menfaatperest geliyor… Saray dalkavuğu, saray maskarası…

(Eskiden padişahlar öyle akıllı adamlar ki, sarayda, özellikle dalkavuk, saray maskarası bulundururlardı. Sultana dalkavukluk etmeye çalışan olursa, dur o senin işin değil, bizim kadrolu maskaramız, dalkavuğumuz var, sana ihtiyaç yok denirdi).

Dalkavuk taşın etrafında taklalar atıyor, maskaralıklar yapıyor…

Böyledir biliyor musunuz?

Menfaatperestler, ikiyüzlüler sürekli sorunların etrafında taklalar atarlar… Asla düzeltmezler… Düzelmesi için de hiçbir şey yapmazlar… Onlar sorunları çoğaltanı da överler…

O da yolun kenarında oturup sultana yalakalık için şiir yazayım deyip gidiyor…

Sonra oradan geçen bir köylü taşı görüyor ve diyor ki; “yoldan taşı kaldırmak sadakadır.

Önce taşa tebessüm ediyor… “Kaldırayım yolun ortasından da, kimsenin ayağına arabasına hayvanına takılmasın.

Elindeki eşya sepetini, küfeyi yere koyuyor ve taşa “Ya Allah Bismillâh” deyip sarılarak, sağa sola, sağa sola derken taşı kaldırıp bir kenara koyuyor…

Sonra bir bakıyor ki; taşın altında bir kese altın.

Kesenin içinde bir not,

Sultan şöyle yazmış;

Bu kesedeki altınlar, “Taşın altına elini sokmayı becerebilenler içindir.

Taşın altına elini sokmazsa bir insan, maalesef başarılı olamaz…

Maalesef bu memleket taşlarla dolu…

Bir hayali gerçekleştirmek isteyen kişi taşın altına elini sokacak.

Yoksa başarılı olması mümkün değildir…

Taşın altındaki bir kese altını bilmeden sadece insanlara hizmet olsun, sırf sadaka olsun diye taşı kaldıranlar, o bir kese altından önce sevaplarını almışlardır elbet.

Tıpkı hiçbir karşılık beklemeden, samimi ve hulus-i kalb ile yapılan bütün işlerde olduğu gibi…

Bu anlamda, memleketin önündeki taşları kaldırmak, taşların kaldırılması gerektiğini söylemek hatta bunlarda ısrar etmek de bu anlamda değerlendirilmeli.

Kimi söyler, kimi yazar, kimi çizer, kimi anlatır…

İzah eder, eleştirir, uyarır, yol gösterir, yön çizer..

Ama edebince, ama haddini ve hududunu bilerek ama yapıcı ve iyi niyetle…

Dalkavukluk, maskaralık, ikiyüzlülük ve menfaatperestlik yapmadan;

Sadece “yoldan taşı kaldırmak sadakadır” anlayış ve inancıyla…

İlgili Makaleler

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu