Anasayfa / Köşe Yazıları / Yeni Dünya Düzenine Doğru

Yazar Kazım Çetinkaya

Yeni Dünya Düzenine Doğru

YYeryüzü Hristyan ve Yahudi işbirlikçilerinin hakimiyeti altında bulunmaktadır. Sırf Müslüman oldukları için Bosna – Hersek’te işlenen insanlık zulmü ile birlikte bir kısım insanlar aç, sefil ve perişan halde toplanma kamplarında ölüme terk edildiler.

Azerbaycan’da Ermeni mezalimine terk edilen silahsız, desteksiz insanlar, yıllardır ülkeleri işgal edilerek kendileri dışarı atılan Filistinliler terk edilmişlerdir İsrailın zulmüne ..

Irak’ta binlerce suçsuz insan, çocuk, kadın ve yaşlı denilmeden katledildi ,halen katledilmeye devam edilmektedir. Yürekler acısıdır Afganistan… Bütün islam alemi için önemli bir değer ifade eden mâbedler bombalanmakta, türbeler havaya uçurulmakta, İslâm’ın mukaddesatı alt üst edilmekte , her gün katledilmekte yüzlerce insan…

Çeçenistan, Afganistan, Somali, Keşmir ve nihayet Türkiye’de Batılıların Orta Doğu politikaları sebebiyle iç karışıklarla çalkalanmaktadır. Neden Hristyanların yaşadıkları ülkelerde savaş yok, soykırım yok, bölünme yok?

Müslüman ülkelerde, etnik köken ve mezhep farklılıklarını ileri sürerek bizi küçük devletçikler haline getirmeye çalışan Batılı dostlarımız (!) aynı etnik farklılıklara rağmen kendileri birleşme faaliyetleri içerisinde, daha güçlü birlikler ve topluluklar oluşturma çabası içerisindedirler.

Hristyan fundamentalist Batılının yeryüzü hakimiyeti, 2000’li yıllarda da devam edecek olursa Esefle belirtmeliyim ki, Müslümanlardaki  bu basiretsizlik ve aymazlık devam ederse, halimiz bundan daha iyi olmayacak. Zira Batılılara göre İslâm terör, Müslüman da terörist demektir.  Oysa İslâm, etnik köken ve din ayırımına bakmaksızın, insana her şeyin üstünde değer veren ve insanı öldürmek değil, ona hayat  veren bir din değil miydi?

İslâm’a göre insanı öldürmek değil, ona hayat vermek esastır:  “….Kim herhangi bir cana veya yeryüzündeki bir bozgunculuğa karşılık olmaksızın, bir insanı öldürürse tüm insanları öldürmüş gibidir; kim de bir insana hayat verirse tüm insanlara hayat vermiş gibi olur.” (Maide : 32)

Her insanın kanı, canı, malı ve namusu haramdır. Fert olarak hiçbir insanın başkasına zarar verme ayrıcalığı yoktur. Sadece ırkı sebebiyle Allah’ın sevgisini hak etmemiştir hiçbir insan. (Bakara: 18) Malı ve dini sebebiyle başkasının malını, haksız yere gasbetme hakkına sahip değildir hiçbir insan. (Al-i imran : 75) Rengi , ırkı, dili ve  dini sebebiyle diğerlerinden üstün sayılamaz hiçbir insan. Tam aksine amel-i salih ve takva iledir üstünlük…

İslâm’da insan hakları, özgürlükler ve adalet ilkeleri üzerine oturtulmuştur sosyal hayat…Her insan hak ve özgürlüklerini kullanma yetkisine sahiptir, başkasının hak ve hürriyetlerine zarar vermediği sürece…  Fikir hürriyeti, vicdan hürriyeti, düşündüğünü açıklama ve inandığı biçimde yaşama özgürlüğü islâm dininin önemle üzerinde durduğu temel ilkelerindendir.

İslâm dininden başka hiçbir din ve hiçbir beşerî sistem insanlara bu kadar değer vermemektedir. İşte insan fıtratına uygun özellikleri  sebebiyle Yüce Yaratıcı insanlar için hayat nizamı olarak İslâm dini’ni seçmiştir: “Bugün size dininizi tamamladım, nimetimi ikmal ettim, din olarak da sizin için İslâm’ı seçtim.” (Maide : 3)

Ve bugün islâm coğrafyasında yaşayan bir buçuk milyarı aşkın Müslüman kitlesi , sadece lafta kalan ve aslından oldukça uzak, çeşitli İslâm anlayış ve yaşayışları içerisinde bulundukları için mutlu değiller. Ayaklar altında payimal olmuş derbeder durumdadırlar. Kim bilir belki de İlâhî bir ceza olarak şiddetle kasıp kavrulmaktadırlar.

Olabilir ki Allah (c.c), vadettiği lütuf ve ihsanını Müslümanlardan kesmiş, şu anda layık olduklarından fazlasını görememektedirler.  “Bir toplum, nefislerinde olanı değiştirmediği sürece, Allah da onlara ihsan ettiği nimeti azap ile değiştirmez.” (Enfal . 53)

Yeni Dünya düzeninin hedefi  ise Hristyanlık dinini ve devletini yeryüzüne hakim kılmak, onun karşısında en güçlü kuvvet olarak gördükleri İslâm Dini’ni ve Müslümanları etkisiz hale getirip yeraltı ve yerüstü zenginliklerine sahip olmaktır.

Bu Habere de Bakın

BİZLER NE KADAR MÜSLÜMANIZ?

Bizim, siyasi veya ahlakî tüm başarılarımız ve başarısızlıklarımız, islâm’ı nasıl kabul edip, yaşamımıza hangi boyutta …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir