Köşe Yazıları

Yalnızlığa Tutsak Olmak…

Yalnızlığa Tutsak Olmak…

İnsan ilişkileri toplumsal yaşamdan ayrı düşünülemez. Tüm eylem ve etkinliklerimiz bizlerle birlikte yaşadığımız toplumu da etkilemektedir.

İçerisinde bulunduğumuz koşulların şekillendirmeye çalıştığı fikirlerimiz; etkilendiği koşulları belli bir olgunluğa eriştikten sonra etkilemeye çalışmaktadır. Bu karşılıklı etkileşim ile var olmaya devam ederiz.

Toplumsal yaşamın şekillendirmeğe çalıştığı “insan” yalnızca toplumda yaşayan bireylerinin etkisi altında değildir. Yaşadığı coğrafyada kişiliği üzerinde sınırsız bir etki gücüne sahiptir. Öyle ki bulunduğu coğrafya ten renginden tutunda ses tonuna kadar birçok fiziksel etkiye sebep olmaktadır.

İnsanların yaşadıkları coğrafyaya benzediklerine inananlardanım. Deniz esintisinin ve dağ esintisinin iki farklı insan profili ortaya çıkardığından en küçük kuşkum yok.  Sinirlenme ya da uysal olma şeklimiz üzerinde bile etkisi vardır bu esintilerin.

Yalnızca doğa değil, bireyin yaşadığı çevrede bulunan canlılarında kişilik üzerinde etkisi yok sayılamaz. Eski avcı toplumlardaki yabani hayvanlar ile günümüzde evcilleştirilmiş hayvanlarla etkileşim içinde bulunan kişilerin kişilik yapısı oldukça farklıdır.

Yıllar boyu özgürce kurulan bu birliktelik insan denen yaratığın kendisi dışında bulunan tüm canlıları kendisine tutsak etmesindendir ki birliktelik ihanete uğramıştır.

Yerleşik hayata geçen insan soyu zamanla betonlaşmayla tanışmış, sanayileşmeyi gerçekleştirmiş ve devamında kendisi için yaşanılır kıldığı coğrafyayı diğer canlılar için mezarlığa çevirmiştir.

Yaşadığı coğrafyadan tüm canlıları kovan, ya da yeni binalar için ağaçları kesen insanın bu yalnızlığı tercihi elbette ki sağlıklı olmayan sonuçları ortaya çıkaracaktır. Etkisi yıllar sonra daha iyi anlaşılacak olan etkilerin ne yazık ki telafisi olmayacaktır.

Günü kurtarmak için yapılan her şey işin içinden daha bir çıkılmaz hal almamıza sebep olacaktır. Geri dönüşü olmayan bir yolculukta verilen molaların ya da küçük pişmanlıkların maalesef faydası olmayacaktır.

Değişen coğrafya bizimde kişiliğimizi olumsuz yönde etkilemektedir. Eskiye oranla daha çok sinirlenmekteyiz. Kovduğumuz başka canlı kalamayınca bu sefer kendi türümüzden olanı kovma derdindeyiz.

Daha çok toprağa sahip olarak yol gösteriyoruz bizim gibi olanlara. Gittikçe daha çok yalnız kalma isteği olayı özetlemeye yetiyor sanırım.

Birlikte daha bir anlamlı olan coğrafyamızı ve içerisindekileri yok ederek kendi soyumuzu tükettiğimizin farkında bile değiliz. Soyu tükenen nice canlılar gösteriyor ki bizlerin sonu da onlardan farklı olmayacaktır.

Evde beslediğimiz kuşun ya da akvaryuma tutsak ettiğimiz balıkların; saksı içerisine konan çiçekler ile mutlu yarınların gelmeyeceğini anlamamız gerekmektedir.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu