Köşe Yazıları

Vakit Kucaklaşma Vakti

Vakit Kucaklaşma Vakti

 

İki aylık hararetli bir kampanyanın ardından milletimiz, büyük bir katılımla tercihini yaptı ve oyunu kullandı. Bu iki aylık süreç içinde herkes tüzüğünü ve programını beğendiği, düşüncelerini onayladığı, uygulamalarını desteklediği parti için birtakım gayret ve faaliyetlerin içinde oldu. Görüşlerine katıldığı yöneticiyi savundu, muhalefet ettiği siyasetçiyi eleştirdi. Gayet normal.

Farklı düşünmek, insan olmanın gereği. Robot olmadığımıza göre, elbette kendimize has düşüncelerimiz olacak. Farklı bakış açılarımız, değerlendirme ve yorumlarımız olacak. Cenabı Allah’ın bize lütfettiği akıl ve idrakla olaylara bakıp yorumlayacağız. Bu farklılıktır bizi  “düşünen varlık„ yapan. Bu farklılıktır bizi eşref-i mahlukat yapan…

Bir toplumda, bir aşirette, bir familyada, bir ailede bile bu farklı düşüncelerin olmasından daha doğal bir durum yok. Karı ile koca, baba ile evlat, kardeş ile kardeş aynı konuya aynı pencereden bakıp, aynı değerlendirmede bulunmak zorunda değillerdir. Hâl böyle iken seksen milyonluk bir ülkede de farklı siyasal görüş ve düşüncelerin olması, farklı siyasileri beğenme veya eleştirmenlerin bulunması gayet normal, Yeter ki bu farklılık, aynı milli ve manevî değerlerde birleşmemize zarar vermesin. Aynı vatan, millet, bayrak,  devlet gibi ortak paydalarımıza halel getirmesin.

Gücünü terörden alan, sırtını teröristlere dayayanlar hariç, bütün siyasi partilerimizin hedef ve amaçları, bu ülkeye, bu vatana, bu millete ellerinden geldiğince hizmet etmektir. Bunun başka bir ifadesi yoktur. Ancak, bu hedefe ulaşmak için kullandıkları  veya kullanacakları yol ve yöntemler farklı olabilir. Bu da gayet normal.

Şimdi, iki aydan beri siyasi düşünce bakımından görüşlerine katılmadığımız, düşüncelerini eleştirdiğimiz muhaliflerimizle yeniden el ele, kol kola, omuz omuza vererek kucaklaşma zamanıdır. Bu, aynı çatı altındaki en yakın bir aile bireyimiz olabilir. Bu, her sabah kapıda karşılaştığımız komşumuz olabilir. Bu; aynı büroyu, aynı ofisi paylaştığımız  mesai arkadaşımız olabilir. Bu; aynı sokaktan beraber gelip gittiğimiz mahallelimiz olabilir. Bu; aynı dolmuşu, aynı otobüsü, aynı metroyu, aynı metrobüsü paylaştığımız bir tanıdığımız olabilir. Kısacası bu; aynı Allah’a, aynı Peygambere inandığımız, aynı havayı soluyup aynı suyu içtiğimiz hemşehrimiz, vatandaşımız, din kardeşimizdir.

Mademki gerçek budur, öyleyse ufak tefek alınganlıklar, kırgınlıklar, küskünlükler artık son bulmalı. Niçin? Memleketimizin, milletimizin, vatanımızın, bayrağımızın birlik ve beraberliği için, bekası için, selameti için, istiklal ve istikbalimiz için… Dışarıda bizi çekemeyen onca kıskananımız varken biz; vatan için, millet için, bayrak için, devlet için, kısacası Allah için birbirimizi sevmeli, kucaklamalı, öpüşmeliyiz. Mahallemiz, köyümüz, kasabamız, kentimiz, ülkemiz için ortak hedeflere yönelip, ortak paydalarda birleşmeliyiz. Haydi Adıyaman !.. Haydi Türkiye!..  Vakit kucaklaşma vakti.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu