Anasayfa / Köşe Yazıları / Unutulmayan Görenekler

Yazar Orhan Samsatlıoğlu

Unutulmayan Görenekler

Milletleri (milletimizi) ayakta tutan kültürel bağlardan biri de gelenek ve göreneklerdir.  Eskilerin “örf, anane„ dedikleri. Gelenek; bir toplumda çok eskilerden kalan, kuşaktan kuşağa aktarılan, yaptırım gücü olan kültürel alışkanlıklar bilgi, töre ve davranışlardır. Yazılı bir metni yoktur. Ancak herkesi bağlayıcı niteliği vardır. Örneğin; kirvelik,  büyüklerin elini öpmek vs…

  Görenek ise; bir şeyin eskiden beri görüldüğü gibi yapma alışkanlığı demek. Görmekle oluşan alışkanlık… Kişi; buna uyup uymamada, yapıp yapmamada özgürdür. Bağlayıcılığı yoktur. Örneğin; turşu basmak, bayram temizliği yapmak…

  Ülke genelinde ve Adıyaman özelinde bizi birbirimize bağlayan, aramızdaki vatandaşlık, komşuluk, hemşehrilik ilişkilerimizi pekiştiren bu değerler, millet olarak hamurumuz, mayamız, çimentomuz sayılırlar. Yerliliğimizi, milliğimizi sağlayan kıymetli değerlerimizdir. 

  Toplumun sosyal bakımdan gelişmesi ve değişmesine paralel olarak bazıları (bir kısmı) zaman içinde uygulanırlığını, güncelliğini kaybetse bile, hafızamızda, kültürelkimliğimizde yaşamaya devam ederler. Üzerlerinden yıllar, yüzyıllar bile geçse, gittikçe antik değer kazanır ve birer. kültürel antika derecesine yükselip ölümsüzlük kazanırlar. Zira onlar bizim yerel, yöresel özel köklerimizdir.

  Şimdi geliniz, yavaş yavaş unutulmaya yüz tutan, güncelliğini kaybetmekte olan bu gelenek- göreneklerimizden birkaçını hatırlamaya çalışalım:

*Gelinlik yapmak: Aileye yeni katılan gelinin, bir süre (ailenin durumuna göre) kayınbabasıyla yüz yüze konuşmamasıdır. Bu zaman zarfında, ya yanında bulunan diğer kişilerin aracılığıyla, ya da çeşitli el kol hareketleriyle anlaşma sağlanır. Esprisi; yeni gelinin, aile büyüğü veya büyükleriyle kısa sürede yüz göz olmaması, karşılıklı mesafenin, sevgi ve saygının muhafaza edilmesidir. Üzerinden altı ay, bir yıl geçtikten sonra, bir aile meclisi kurulur. Geline alınan hediyeler eşliğinde gelinin konuşması (gelinliğe son verilmesi) sağlanır.

*Yeni evli erkeğin, babasının yanında bebeğini kucaklamaması, sevip okşamaması: Babasına duyduğu saygının ifadesi olarak yeni evlenen genç, aynı evde birlikte yaşadığı babasının yanında bebeğini kucaklamaz, okşayıp sevmez. İsmiyle hitap etmez. Bunu yapmayı, babasına karşı sanki ayıpmış gibi niteler. Bunun aslında saygıyla, saygısızlıkla bir ilgisi olmasa da böyle bir alışkanlık vardır ve devam eder.

*Ailenin yeni evlenen genç delikanlısı, aynı evde birlikte oturduğu babasının yanında, eşine ismiyle hitap etmez. Böyle bir hitap, sanki ayıpmış gibi yorumlanır. Bir süreliğine eşinin ismi yerine, ona seslenirken: “Sana diyom!„  ifadesi kullanılır.

*Eve yeni gelen gelin, birlikte yaşadığı aile büyükleriyle (özellikle kayınbabasıyla) aynı sofraya oturmaz.  Varsa yaşıtı olan diğer bireylerle (kayınla, görümcelerle) oturur, yemek yer. Belki de daha rahat davranmak, sohbetli-şakalaşmalı bir sofrada olmak için.

*Caddede, sokakta, çarşıda, pazarda bir kadınla bir erkeğin yolu herhangi bir şekilde kesişecekse, kadın bekler. Erkeğin yolunu kesmez. Önünden geçmez. Yol verir, onun geçmesini bekler. Erkek, kadından yaşça küçük bile olsa, bu davranış değişmez.

  Bundan kırk elli önce genellikle böyleydi. Biz, büyüklerimizden de yaşıtlarımızdan da hep böyle gördük. Aradan geçen yarım asırdan sonra, bunca sosyal değişimin ardından, tekrar bunlara dönelim ve uygulayalım demiyoruz. Birçok sosyal değişim ve dönüşüm gibi bunların da değişimi, dönüşümü, güncellik ve pratikliklerini yitirmiş olmaları gayet normal. Bunlar, kuşaklar arası gelişmelerin doğal sonuçları… Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi, bizimkisi; geçmişe ait bazı unutulmaya yüz tutan gelenek ve göreneklerimizin hatırlanmasına, hatırlatılmasına yönelik bir nostaljik duygu. Katılan, destekleyen de olabilir; katılmayıp eleştiren de… Amaç; gençlerimizin: “Demek ki eskiden  dedelerimizin, ninelerimizin böyle güzel alışkanlıkları da varmış.„ dedirtmek. Hepsi bu…

  Bu kültürle, bu gelenek ve göreneklerle hayat geçirerek aramızdan ayrılan bütün büyüklerimizi rahmetle anıyor, mekânlarının cennet olmasını diliyorum. Nur içinde yatsınlar.

Bu Habere de Bakın

DÜNDEN DEVAM

Fakat sürecin sonunda bu kulüp bu maddi desteklere ihtiyaç duymayacak, kendi çarkını döndürebilen hatta gelişen …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir