Breaking News
Anasayfa / Köşe Yazıları / Ülkem ve Gibileri

Yazar Zeynel Karataş

Ülkem ve Gibileri

Ülkem ve Gibileri

 

Beklenildiği gibi Mirza Bey’in soğuk bir kış gecesi sobanın başında anlattığı epik efsaneleri ya da molla Basri’nin menkıbelerini ele almayacağız. Ne muhafazakâr ne de liberal siyasetten bahsedeceğiz. Geçmişi/kurgusu/keşfi bize ait olmayan sitemlerde yaşamanın, teknolojileri kullanmanın fark edilmeyen hasarlarını görmeye çalışacağız.  Sıçramalı-kopuk-değişken eğitim sisteminde üretemediğimiz, bize ait olmayan teknolojinin kiracısı olmayı anlayacağız.

İnsanlık tarihi medeniyetini kurarken hiçbir alanda damdan düşercesine bugüne ulaşmamıştır. Ahlak, din, hukuk, güvenlik, teknoloji, ekonomi, sağlık, eğitim ve diğerlerinin gelişimi insanlık tarihi ile başlar. İnsanlık, medeniyeti oluşturan konu başlıklarını zekayı emekle yoğurarak, kazandığı deneyimi damıtarak binlerce yıl içinde inşa etti.. Zincirin halkaları, merdiven basamakları gibi yarını bugüne, bugünü düne bağladı.

Romalılardan beri bilinen buhar kazanlarındaki ısı enerjisinin mekanik enerjiye dönüşümü 17. Yüzyılda gerçekleşmiştir. Sanayi devriminin gelişimini tetikleyen bu buluş İnsan gücüne duyulan ihtiyaç yerine makineleri (teknolojiyi) kullanma marifetini öne çıkarmıştır. Milattan önce bilinen buhar gücü, her yüzyıl içinde farklı şekilde gelişerek ancak 18. Yüzyılda bir makineye dönüşmüştür. Tabletlere yazılarak depolanan bilginin elektronik ortamda saklanması için binlerce yılın geçmesi gerekmiştir. Güvenlik, teknoloji, sağlık, eğitim ve diğerlerinin gelişim serüveni ötekilerinden farklı değildir. Batıda Birey ve toplum, bu yükselişin basamaklarını kademeli olarak tırmandı. Toplum, her değişimi hisseti-gördü-dokundu ve onu yaşamın bir parçası olarak kabullendi. Bütün bunlar, insanı geleceğe taşıyan eğitimde devirler/evrimler yaşattı. Dünden bugüne taşınan eğitim sistemi, iyileştirilerek revize edildi. Eğitimde biçim ve içerik zorunlu olarak kendini yeniledi. Eğitim oluşturduğu hafıza ile tüm konu başlıklarını besledi ve onlara olumlu yönde ivme sağladı. Kısır döngüde engelleyici kilise eğitimi yerine yeteneğe/ ilgiye/seviyeye uygun uzman eğitim dalları oluştu. Fikir atölyelerinde seri üretilen bilginin etkileşimi, bilgide güncellemeyi sıklaştırdı. Birey eğitime daha fazla ihtiyaç duyduğundan bilgiye ulaşım yolları kolaylaştı.

Gelişmiş ülkeler toplumsal gerçeklerden uzaklaşmadan, eğitim sistemlerini iyileştirerek yapılandırdıkça “gelişmiş” kaldılar. Bu anlamda sanayi devrimi ile birlikte gelişmiş ülke kategorisinde bulunan hiçbir devlet, gelişmekte veya geri kalmış devlet tanımına düşmedi. İlk sabit telefonu da akıllı/android telefonu da onlar icat etti ve sattı. Çok az sayıda ülke sonradan gelişmiş ülke tanımını kazandı. Türkiye ve gibi ülkeler yüzyıla yakın süredir “gelişmekte” olmakla avunurlar.  İlk sabit telefon, ithal edildiği gibi akıllı/android telefonlarda dışarıdan alındı. İlk telefondan esinlenerek mobil telefon yapmadan cebimizde taşınan telefonla sömürülmenin farkında olmamak ne acı.. ve daha bir çok örnek…

Türkiye ve gibi ülkelerde sanayi, teknoloji, ekonomi olması gereken süreçte ilerlemedi. Şehirlerin yanında kurulan patenti yabancı sanayi tesislerinde, o kentin insanları işçi olarak çalıştı. Teknolojiyi elinde tutan ülkeler, oturdukları yerden bu işçilerin emeklerine ortak oldu. Gelişmekte olan ülkeler geçim ekonomilerine kafa yorarken onlar, küresel ekonomiye hükmetti. Eğitim bu farkı telafi etmenin öncü reçetesidir. Asırlar önce çağı okuyamayan eğittim sistemleri, bugünü göremedi. Öngörü körlüğünden kurtulmak için eğitim basamakları doğru konuşlandırılmadı, doğru adreslerde olması gerekenlerin eğitim almaları sağlanmadı. Eğitimin iyileştirilerek revize edilmesi yerine sistemde yapılan değişimler süreçte kopmalara neden oldu.  Tüm bireyler benzer eğitim sistemine zorlandı. Kişiye uygun eğitim ortamı düşünülmedi. Taklit edilen yanlış eğitim sistem verileri, karar alıcıların işini kolaylaştırmalıdır. Deneyimlerden elde edilen lokal başarılar özgün bir eğitimin alt yapısını oluşturabilir. Bu sürecin birkaç kuşak alacak olması, ilelebet yanlış/sahte bir sistemde kalmaktan iyidir. Gelecekte var olabilmek için sanayi ve teknolojinin patentine sahip olmak elzemdir.

Eğitim siteminin birçok müdahaleye maruz kalması gelişim seyrinde kopmalara neden olur. Sosyal/bireysel gerçekleri yönetebilenlerin kontrolünde, farklı alanlarda özgün düşünebilen ve üretebilenler fark edilmelidir. Meslekten kaçmayan, işten kaytarmayan, geliştirmek için araştırmayı dert edinenler doğru adreslere taşınmalıdır. Değer ve saygı; teknolojiyi hazır elde edenlere değil geliştirebilenlere,  nerden geldiği muamma varlığa/varsıla değil çalışana, emeksizlerin saldırısına maruz kalan liyakata gösterilmelidir. Toplumda ün kazananların katma değerleri tartılmalıdır. Saygının hedef şaşırması “değerlerin” avuçlardan kayıp gitmesine neden olur.

Eğitim kurumlarında yüklenilen misyonda, öncelikler ve özeller vardır. Eğitimin tek adresi okullar değildir. Sosyal yapıdaki birçok adres eğitimin paydaşıdır. Kültürel değerlerin oluştuğu, geliştiği bir yaşam alanı vardır. Aile, sokak, mahalle, şehir bu yaşam alanının kareleridir. Kültür kodlarının nesillere, genelde okullarda aktarılması onları “etkinlikten” öteye taşımaz. Birey manevi ve maddi kodları; ilgili adreslerde görerek, dokunarak yaşayarak öğrenmelidir. Atalardan damıtılarak aktarılan kültürel öğeler, folklorik ritüellere değil geleceğin beklentilerine evrilmelidir.

Kültürel kodlardan uzaklaşmak kuşaklar arası hafıza aktarımını engelleyebilir. Toplumsal hafıza kaybı neler yapacağımızı bize unutturabilir. Ama neler yapmayacağımızı çok iyi biliyoruz. Buradan başlayabiliriz.29.05.2018

 

 

Zeynel KARATAŞ

Bu Habere de Bakın

Edebi Sohbetler

Edebi Sohbetler (Atasözleri – Özdeyişler) Yazılı ve sözlü anlatımlarda, anlatılanlara güç katmak ve ifadeyi desteklemek …

Bir Yorum

  1. Eğitime her anlam ve alanda yaptığınız katkılardan dolayı teşekkürler Zeynel hoca. Keyifle okudum ve ciddi katkı sunan yazınızı. Selam saygı ve sevgiler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir