Köşe Yazıları

Türkiye, YPG ve Rusya

Türkiye, YPG ve Rusya

 

Suriye’de Nisan 2011’de başlayan iç savaş, ilk günden bu yana dünya gündeminin bir numarası oldu. Dört yılı aşkın süre boyunca meydana gelen gelişmeler sonucu, birçok ülke Suriye politikasını revize etmek zorunda kaldı. Farklı hesaplarla Suriye iç savaşına dalan, vekalet savaşları yürüten ülkeler, geldiğimiz son noktada başarısız olduklarını kabul ettiler. Elbette Türkiye hariç. Oysa Suriye’de yaşanan savaşta en büyük zafer hayalini Türkiye kurmuştu. Ne hazindir ki, en büyük yenilgiyi de Türkiye aldı.

Kaybedenler: Türkiye, Katar, S. Arabistan- Suriye için bütün stratejisini Alevi Esad devrilsin ama Kürtler de zırnık elde etmesin üzerine kuran ve Ortadoğu’da fethe çıkan AKP iktidarı, bugün kaybedenler kulübünün en tepesine Türkiye’yi yerleştirdiler. AKP iktidarı, Suriye’de rejim ve Kürtler hariç herkesi destekledi. Nusra dedi olmadı. IŞİD Rojava’yı tepeler diye bir dediğini iki etmedi. O da olmadı. Ahraruş Şam adlı örgütü ılımlı diye yutturmaya çalıştı, kimse yemedi. MİT’in kurduğu Fetih Ordusu ve Sultan Murat Tugayı sahada varlık gösteremedi. ÖSO diye İstanbul’da kurdukları yapının sahada bir karşılığını görene de rastlanılmadı. Türkiye en son ABD ile Eğit-Donat projesini hayata geçirdi. Eğitilip donatılanların sonları kara mizah filmleri gibi oldu. ABD bu komediye daha fazla dayanamayıp, projeyi lağvetti. AKP, Kobanê-Efrîn arasında uçuşa yasak bölge oluşturulması için çalmadık kapı bırakmadı. Bu hülyayı da Rus jetleri sonlandırdı. Üstelik Esad yerinde durduğu gibi, Kürtler de ciddi kazanımlar elde ettiler. Tabi bir de Rus jetlerine angajman uygulayamadılar ve ‘NATO imdat’ diye seslenmek zorunda kaldılar. Ortadoğu üzerine hiçbir öngörüsü olmayan, gücünün sınırlarını bilmeyen, Osmanlı bakiyesi diye emperyalist hesaplar yapan iktidar, her açıdan kaybetti. Üstelik Suriye’deki toprak parçasını bile savunamadan, Süleyman Şah Türbesi’nin bulunduğu yeri de terk etti. Türkiye ile kader birliği yapan Katar ve S. Arabistan da Türkiye kadar etkisi ağır olmasa da yenilenler kervanında yer aldılar.  Artık Katar El-Cezire, S. Arabistan El-Arabiya, Türkiye ise TRT ile ancak masal anlatabilirler.

Kazananlar: Kürtler: İç savaş başladığında ‘üçüncü yol’ diye kendi programlarını ortaya koydular. Hiç kimsenin stratejik hesaplarının içinde yer almadılar. Elleriyle, tırnaklarıyla anayurtlarını savundular. İlk gün ne dedilerse, son gün de aynı şeyi söylüyorlar. Kantonlarını kurdular, onları kahramanca savunarak korudular. Suriye savaşında, dünya halklarının vicdanı oldular. Vahşetin bin bir çeşidinin yaşandığı Suriye’de, savaş hukukunu sonuna kadar uyguladılar. Sadece IŞİD ile savaşmadılar. Bütün selefi gruplarla mücadele etmek zorunda kaldılar. Türkiye ile ha keza. Suriye ordusu ile zaman zaman vuruştular. Bugün hem Rusya hem de ABD aynı anda YPG’yi takdir ediyor ve birlikte hareket edilebilecek bir önemli müttefik olarak görüyorlarsa, bu Kürtlere olan sevgilerinden değil, Kürtlerin destansı direnişinden kaynaklanıyor. Üstelik ABD ve Rusya’nın aynı anda bir başka güce böyle olumlu yaklaşmalarının tarihte başka örneği yoktur.

Rusya: SSCB’nin dağılma sürecinden sonra, Boris Yeltsin döneminde adeta ABD’nin kuklası haline getirilen Rusya, Putin ile birlikte tekrar kendini toparladı. Etrafının NATO tarafından kuşatıldığını gören Rusya, harekete geçti. Önce Gürcistan’da, sonra da Ukrayna’da dişini gösterdi. Libya ve Irak’ta kaybettiği prestiji toparlamaya girişti. Rusya için Esad’ın devrilmesi demek Ortadoğu’da müttefiksiz kalmak demekti. Putin ilk günden bu yana BM’de veto hakkını sürekli Suriye lehine kullandı. ABD ve Batı’yı böylece kilitledi. Savaş sürdükçe ABD’nin bir projesi olmadığını gördü. Bütün dünyanın ‘ne olacak bu Suriye’ moduna girdiği bir anda, meydana çıktı. Havadan, denizden saldırıya geçti. Bu ılımlı, şu radikal laflarına bakmadan, rejim düşmanı gördüğü bütün örgütlerin tepesine bomba yağdırmaya başladı. Onun hassasiyeti, bunun çıkarı diye hesaplara girmeden kendi planını uygulamaya koydu. Türkiye hava sahasına jetlerini yolladı. Türkiye’ye uçuşa yasak bölgeyi unut dedi. NATO ve ABD’nin onu vur, şunu vurma sözleriyle dalga geçti. Rusya’nın her şeyi bu kadar aleni yapmasının iki nedeni var. Birincisi, ABD ve Batı’nın Suriye’de çuvalladığını gördü. İkincisi, uluslararası hukuk açısından meşru bir zeminde hareket ediyor. Rejim BM’de Suriye’yi temsil ediyor ve onların daveti sonucu Suriye’de bulunuyorlar. Artık Suriye savaşının iki önemli aktörü var: Rusya ve PYD-YPG. Zaten Rusya’nın PYD-YPG’ye birlikte mücadele edelim teklifi götürmesi de bu gerçeklikten kaynaklanıyor.

 

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu
Kapalı