Köşe Yazıları

Türkiye Bütçesi Kadar Rüşvet Teklifi

1951 yılında Türkiye deki ilk 7 İmam Hatip Okulunun açılmasını sağlayan, İHL lerin kurucusu olan ve 31 Aralık 1961’de 27 Mayıs darbesi nedeniyle hapiste iken kanserden vefat eden Milli Eğitim Bakanı Tevfik İLERİ’yi vefat yıldönümünde rahmet ve şükranla anıyoruz

Allah rahmet eylesin, mekanını cennet olsun.

“Sabahleyin gazeteleri okurken, aleyhinde haber göremeyince eşi Vasfiye Hanım’a şöyle seslenirmiş Tevfik İleri:

“Demek ki, dün milletimiz için hayırlı bir iş yapmamışız Vasfiye Hanım!”

Menderes’in Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri’ydi o. 27 Mayıs sabahı darbecilere ilk meydan okuyan mebustu. Yüksek Mühendis Mektebi’nde başladı Tevfik İleri’nin siyasi hayatı. Aksiyon adamı olacağı daha o yıllarda belliydi. MTTB başkanlığı yaptı. 1930 yılında Razgrad’da Türk mezarlığını tahrip eden Bulgarları protesto mitingleri düzenledi. Karayolları kontrol mühendisliğinden, Nâfia (Gelirler) Müdürlüğüne birçok görev ifa etti. Erzurum’dan Çanakkale’ye, Samsun’dan Ankara’ya birçok şehirde bulundu. 1938’de Erzurum’da ölen 32 günlük çocuğunu toprağa verirken şöyle demişti:

“…ve nihayet her yurt köşesi gibi kalbimizle bağlı olduğumuz Erzurum’a şimdi canımızla da bağlanmış olduk…”

Evladının defnini bile vatan sevgisine bağlayan, tevekkülü vatan toprağıyla buluşturan bir aşk bu.

Onun ve arkadaşlarının vatan aşkı 14 Mayıs 1950’de Demokrat Parti’yle iktidara kavuştu. Samsun mebusu oldu. 10 yıl sürecek vekillik döneminde Ulaştırma Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Bayındırlık Bakanlığı, Devlet Bakanlığı, Başbakan Yardımcılığı yaptı. Hep icracı görevler üstlendi. Ama en önemlisi o, Menderes’in Milli Eğitim Bakanıydı.

İstanbul Yüksek İslam Enstitüsünün açılışında o vardı. Din derslerinin ilkokul müfredatına alınmasının, yirmi yıl aranın ardından imam-hatiplerin tekrar açılmasının altında hep onun imzası vardı. Köy Enstitüleri’ni Öğretmen Okullarıyla birleştiren cesur milli eğitimciydi. Hatipliği parmak ısırtacak cinstendi. İdealistti. Memleket aşkını hep hisseden hissettiren bir kişilikti. Milliyetçiliği sözle değil, icraatla yaptı. Türk Sanat Tarihi Enstitüsü’nü kuran da, Türk Kültür eserlerinin yayınını başlatan da oydu. Ama hep endişe duydu bu vatan aşkının akamete uğratılmasından.

İmam-Hatip okullarına kastı olanlardan hep saldırı bekledi. “Çok dikkatli olalım. Bu okulları doğmadan boğmak istiyorlar, mevcutları kapatmam için Türkiye’nin bütçesi kadar rüşvet teklif ediyorlar.”  deyip durdu.

Seçimle yenmişlerdi milletin makûs talihini. Hem de üç kez. Ama şalvarlı, çarıklı köylülerin Kızılay’da, Meclis’te dolaşmalarına, oradan ülkeye hükmetmelerine tahammül edemedi darbeciler. Halkın iradesini hiçe saydılar. Diğer mebuslar gibi Tevfik Bey’i de yolladılar zindana. Eşi Vasfiye Hanım’a, kızları Ayşe ve Cahide’ye, oğlu Cahit’e de evlerini zindan ettiler. Evin önüne asker diktiler. 27 Mayıs’ı bayram yapanlar birkaç saat sonra kapıyı çaldılar “Neden bayrak asmıyorsunuz?” diyerek. Kahredici bir soruydu bu, vatanın görüp göreceği en vatansever ev için.

Evlendiği gün eşi Vasfiye Hanım’a “Önce vatanımızı, milletimizi seveceğiz, sonra birbirimizi” diyen Hemşinli Tevfik’in eviydi burası. Yassıada’da cehennemî bir hayata mahkûm edildiğinde bile milleti için dua eden Tevfik’in.

18 Martlarda öğrencileri toplayıp ilk defa Çanakkale’ye götüren Milli Eğitim Bakanı Tevfik’in.

1961 Eylül’ünde Kayseri cezaevinden eşi ve çocuklarına elveda satırları yazarak sona yaklaşıldığını haber vermişti sanki:

“Allah var. Büyük Allah var. Her şeyi görüyor, biliyor…

Gerisi laf u güzaf. Yapılacak tek şey tebessüm etmektir. Size mal mülk, servet bırakmadım. Ama şerefli, namuslu, erkek bir ad bırakabildim. Hiçbir zaman başınız yere bakmayacaktır. Bununla müteselliyim, siz de bununla iftihar edeceksiniz.”

Kızı Cahide 27 Mayıs’ın hemen sonrasını ancak yıllar sonra anlatabildi:

“Babamı tevkif ettikten sonra diğer Demokrat Parti mebuslarına olduğu gibi bizim eve de arama için bir ekip geldi. Birden içeri daldılar… Kütüphanede, raflarda, annemin yatak odasında, çekmecelerde arama yaptılar. Sonradan annemin mücevherlerini aradıkları anlaşıldı.

Tabii hiçbir şey bulamadılar, çünkü annemin doğru dürüst bir mücevheri yoktu. İçlerinden biri, ‘benim karımın bile daha fazla mücevheri var. Sizin de hiçbir şeyiniz yokmuş’ dedi ve çıkıp gittiler…”

Yine bir vakit kapıya dayanmıştı askerler… Bir fatura uzatmışlardı “bu babanızın Yassıada’da yediği yemeklerin faturası, hemen ödeyin!” diyerek…    (Prof. Dr. Ali KÖSE Diyanet Aylık Dergi 2017)

Çocuğumun akademik başarısı olumsuz etkilenir diye İmam Hatip Okullarına öğrencisini göndermekten imtina edenlerin veya bu ayın 24 üne kadar devam edecek olan seçmeli dersler konusunda  Kuran ı Kerim, Siyer ve Temel Dini Bilgiler dersini seçmeyen Müslüman anne babalar veya yöneticilerin bu ibretlik hayatı okuduğunda nasıl bir empati yaptıklarını çok merak ediyorum. Öte taraftan Her zaman ve mekanda ve bulundukları bütün platformlarda İmam Hatip Okullarını sahipleniyor gibi görünenlerin dünyev-i ikbal adına acımasız bir şekilde emellerine alet ettikleri bu okulların ve davamızın hesabının bir gün mutlaka sorulacağı unutulmamalıdır.

Dönemin Milli Eğitim Bakanı Merhum Tevfik İLERİ, tarihe not düşmek isteyenler, medeniyet değerlerimizin inşası adına mücadele etmek isteyenler ve milletimizin hayır duaları ile yad edilmek isteyenler için önemli anlamlı ve değerli bir örnek teşkil etmektedir. Rabbim bizi bu samimi insanların yolundan ayırmasın.   5.1.2021

Selametle…   Allah a emanet olunuz.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu