Köşe Yazıları

TEDBİRSİZLİKLE GELEN ÖLÜM…

Derler ki Yüce Allah, “vakti dolan kullarının canını alma” görevini verdiğinde Azrail çok üzülmüş.. “En zor görev”in kendisine verildiğini söyleyince Allah, “üzülme hiç kimse senin aldığını fark etmeyecek, suçlamayacak, hepsine bir sebebi vesile edeceğim” demiş.

Din bilginleri bu konuda daha gerçek ve delilli örnekler verebilir ama bu yaygın diyalog hem konumuzla alakalı, hem de etkileyici…

Ölümle ilgili uyarıcı bir anlatım daha var; bu örneği de çok kişi bilir ama yine de değinmekte fayda var. Azrail can almaya geldiğinde “keşke haber verseydin, hazırlanırdım” diyenlere “haber verdim ya” diyerek eş, dost, akraba ve komşularını birer birer alarak kendisini uyardığını söylermiş…

Gelelim nerdeyse kimsenin yeterince umursamadığı, tedbirsizlikle giderek yayılan Covid-19 veya namıdiğer coronavirüse..

Dünyayı etkisi altına alan bu bela Çin’de başladı, dünyayı sardı, birçok ülke ilk aylarda kan ağlarken biz rahattık, çünkü gerek devlet tedbirleri ve gerekse kişilerin şahsi tedbirleri hadsafhadaydı…

Dünyanın birçok ülkesi ve özellikle Çin, ciddiye aldıkları bu beladan neredeyse tam manasıyla kurtuldu am gelin görün ki, kişisel tedbirleri gevşeten Türkiye’de, özellikle de Güneydoğu Anadolu Bölgesinde giderek artarak ölümlere neden oluyor…

Adıyamn’da neredeyse yok diyorduk ki, düğün sezonunun başlamasını müteakip, semt pazarları da açılınca önemsemeyen düşüncesiz insanlar yüzünden bütün şehri tehdit eder oldu.

400 yataklı Adıyaman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 200’den fazla yatağı bu belanın etkisi altındaki hastalar ve sayıları net bilinmese de onlarca evdeki yüzlerce kişi de karantina altında, tedirgin günler yaşıyor…

Sorunları bu derece önemsemeyen insanları anlamak mümkün değil.. Hele bir de bunu politik rant aracı gibi kullanan cahiller var ki, kendi siyasi partisinin başkanları bile “aman dikkat edin” demesine rağmen vurdumduymaz davranışlar gösteriyor…

Devleti veya hükümeti başarısız gibi göstermek için “yeterli tedbir almıyorlar” diyen insanların kendi şahsi tedbirlerini yeterince önemsemediği ortada…

Adıyaman’ın en büyük hastanesinin yataklarının yüzde 60-70’ini kaplayan bu koronavirüse karşı her türlü uyarıyı ve gereken müdahaleyi anında yapan sağlık çalışanlarından daha ne bekleniyor ki…

Bu ölüm vesilesi hastalığa karşı tedbir almayanlara sesleniyorum, Azrail sizi daha nasıl uyarsın, “geliyorum” diye bağırmayacağına göre Devlet Hastanemizden gelen acı haberleri neden önemsemiyorsunuz?

Bunun adı olsa olsa “tedbirsizlikle gelen ölüm” veya “intihar”dır..

Çoluk-çocuğunuza karşı yeterli görevi yerine getirmeyip her fırsatta sokakta olan halkın “evde kal”ması için illa ki sokağa çıkma yasağı mı uygulanmalı, illa ki Hindistan’da olduğu gibi ellerine sopa alıp her gördüğü insanı sorgusuz-sualsiz döven polisler mi bekliyorsunuz?

Yeter artık kardeşim, kendin için, yavruların için “evde kal”.. mevbur olmadıkça soğa çıkma!..

Bu arada yetkililerden de daha sıkı ve sert tedbriler uygulamalarını talep ediyorum. Lütfen bu duyarsızlığa karşı daha ciddi ve katı uygulamalarla “dur” denilsin!…

Bu vesileyle bir de düğün sahibi gelin ve damatlara seslenmek istiyorum;

Lütfen, düğün yapmayın… Sizler düğün yapınca yakın akrabalarınız gelmek zorunda kalıyor, onları manevi bir sorumlulukla cezalandırmış oluyorsunuz, onların omuzuna bu yükün vebalini yüklemeyin..

 

xxx

 

SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI ŞART…

 

Başta Adıyaman Valisi Mahmut Çuhadar olmak üzere İl Pandemi Kurulu’na sesleniyoruz.

Adıyaman’da aylardır artarak devam eden Covid-19 vakaları hakkında net bilgilendirmenin yapılamamasını mevcut şartlar altında doğal karşılıyoruz.

Sonuçta turizm sezonundayız ve bunun yanı sıra yaz dönemi nedeniyle özellikle tarım ve hayvancılık sektöründe panik oluşması istenmiyor. Ancak 400 yataklı Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesindeki yatakların neredeyse yüzde 60-70’inin dolu olduğu da açıkca görülüyor.

Koronavis konulu resmi açıklamalarda da, her gün onlarca kişinin bu bela nedeniyle hastanede müşahade altına alındığı, yüzlerce kişinin de evlerinde tedbirsel karantinada olduğu görülüyor.

Durum böyle iken maalesef her ezan sonrası minarelerden anons yapılmasının yeterli olmayacağı açıkça görülüyor.

Bizlerde vazgeçilemeyen ataerkil bağ varken, kimse “anne-baba, hala-amca, teyze-dayı, kızım-oğlum, yeğenim-kuzenim.. bize gelmeyin” veya “düğüne gelmiyorum” diyemiyor- diyemeyiz.

Bunun tek çaresi “sokağa çıkma yasağı” ve “olağanüstü hal” ilan edilmesidir…

Maalesef bazı ilaçlar veya kararlar acı ve hüzün verse de gerçek bu..

Sizden, “bizim sağlığımız için” bize zorlama yapmanızı talep ediyoruz..

Lütfen sokağa çıkma yasağı ilan edin…

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu
Kapalı