Anasayfa / Köşe Yazıları / Talihsiz Samsat

Yazar Orhan Samsatlıoğlu

Talihsiz Samsat

Evet, gerçekten talihsiz. Henüz eski yerindeyken, baraj sularına gömülmemişken, yıllarca resmi ve özel yatırımlardan hep mahrum kaldı. “Baraj geliyor. Su altında kalacak„ dendi duruldu.(Acaba baraj gelmeyecek olsaydı beklenen yatırımlar yapılacak mıydı? O da ayrı bir konu…) Derken baraj geldi ve bir zamanların “Tahıl Ambarı„ olan tarihi Samsat, Fırat kenarındaki bire yirmi, bire otuz veren en güzel alüvyon arazileriyle beraber sulara gömülüp gitti. Onca arazisi, onlarca köyüyle beraber.

Evsiz, barksız, arazisiz kalan yüzlerce aile, çil yavrusu gibi dağıldı. Adana,  Mersin, Aydın…  vesaire vesaire. Bir kısmı da bugünkü yeni Samsat’a yerleşerek ayakta kalmaya,  yaşamlarını sürdürmeye çalıştı. Hepsi çiftçilikle, hayvancılıkla yaşayıp gelen insanlar; deposu, ambarı, ahırı olmayan evlerde tutunmaya çalışırken, hiç beklenmeyen bir doğal afetle (depremle) yeniden sarsıldılar. Öyle bir sarsıntı ki evleri başlarına yıkıldı. Bir an da aç ve açıkta kaldılar . İki Mart 2017 depremi ile birdenbire kendilerini çadırlarda ve konteynerlerde buldular. Tıpkı savaştan kaçıp gelen Suriyeliler gibi.

Evet; adı üzerinde: Konteyner veya çadır. Neticede bir tek odadan ibaret bir mekân. Altı, yedi, sekiz kişilik bir aile de olsanız, hayatınızı bu tek odalı mekânda sürdürmek zorundasınız. Oturma odanız, misafir odanız, salonunuz, mutfağınız, banyonuz, yatak odanız hepsi bu tek odadan ibaret. Banyo ve tuvalet ihtiyacınız apayrı bir külfet. Eğer mevsim şimdiki gibi kışsa, o zaman hem çamur diz boyu, hem de sıkıntılar…

Yazımızın amacı; bazıları gibi konuya at gözlüğü ile bakmak, bardağın hep boş tarafını görerek “Sahipsizlik, kimsesizlik edebiyatı„ yapmak değil. Biz; devlet ve hükümet yetkililerinin 2 Mart 2017’den beri konuyla ilgilendiklerini, yapılması gerekenleri gündemlerine alıp uğraştıklarını biliyoruz. Yerel ve mülki yöneticilerin, siyasilerin zaman zaman sorunları yerinde takip ettiklerinin de farkındayız. Ancak ne zaman bir hemşehrimizle yüz yüze veya telefonda konuşacak olsak, sohbet etmeye kalksak, içimiz burkuluyor, üzülüyor, gözyaşlarına boğuluyoruz. Üzülmemek, içinizin yanmaması mümkün mü? Bu kış- kıyamette, bu karda, tipide, çoluk çocuk bir konteynere veya çadıra mahkum olarak yaşamaya çalışmak kolay bir şey mi? Allah, kimsenin evini başına yıkmasın! Kimseyi evinden barkından ayırmasın!

Sabır, sevgili çilekeş Samsatlı kardeşim, sabır… Cenabı Allah: “Ben, sabredenlerle beraberim.„ buyuruyor. İnşallah bu çilelerin, bu sıkıntıların da  sonu gelecektir bir gün. Sen sahipsiz değilsin. Devlet ve hükümet yetkililerimiz, sıkıntı ve çilelerimizin farkında. Bu farkındalık da bizim biraz daha sabretmemizi gerektiriyor. Karamsarlığa, umutsuzluğa düşmeden, zorluklarla, sıkıntılarla, çilelerle, hayatın acımasızlıklarıyla mücadele etmeye devam edeceğiz. Allah, yar ve yardımcımız olsun! Ne Türkiye sahipsizdir, ne de Samsat…

Bu Habere de Bakın

DÜNDEN DEVAM

Fakat sürecin sonunda bu kulüp bu maddi desteklere ihtiyaç duymayacak, kendi çarkını döndürebilen hatta gelişen …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir