Köşe Yazıları

Sosyal Medya Yalancıları

Son yıllarda fevkalade bir hızla gelişen  teknoloji, hayatımızın birçok alanında olumlu değişikler yaparken, bazı  yönleriyle de olumsuzluklara neden olmakta. Tıpkı bir neşterin hekim elinde hayat kurtarması, katil elinde de hayat karartması gibi.

Geçmişte yalancılık ve yalan söyleyenler günümüze göre daha az idi. İnsanlar, birbirlerini kandırmada, dolandırmada, yalan beyanda bulunma da bu kadar iştahlı değillerdi. Onun içindir ki senede, tapuya, mukavelelere, notere olan ihtiyaç da çok sınırlı, hatta yok gibiydi.

Sosyal medya denen ortam ve gelişmenin en büyük zararlarından biri de gerçek dışı haberlerin, yalanın, yalancılığın hızla yayılması oldu. Bu alan, bazı art niyetli kişilerin arayıp da bulamadıkları bir  mecra haline geldi. Çok elverişli, çok da kolay(!)

Birkaç yıldan beri  bu alanın kullanımında öyle yalanlar, öyle gıybetler, öyle iftira ve dedikodulara şahit olduk ki haddi hesabı yok. Yerel veya mülki yönetimle herhangi bir alanda farklı mı düşünüyorsun? Sosyal medyayı kullan. Al  elin kalemi, yaz aklına gelen… Devletin, hükûmetin bir icraatını mı beğenmiyorsun? Gir sosyal medyaya, ver veriştir(!) Bir devlet büyüğünün, siyasî  bir liderin herhangi bir mesajını, açıklamasını mı beğenmedin? Sosyal medya seni bekliyor(!) Hemen kullan ve insafına, vicdanına göre vur vurabildiğin kadar(!)  Evet, evet… İşte bizdeki sosyal medya yalancılarının içinde bulundukları ahval ve şerait… Örnekleri istemediğiniz kadar çok. Zira onlara göre çok verimli ve bereketli(!) bir alan…

Din ve devlet düşmanları, vatan-millet-bayrak aleyhtarları, terör sempatizanları, demokrasi hazımsızları, birlik ve beraberlik çekemeyenleri bu alanı o kadar bol ve sık kullanıyorlar ki yetkililer, arayıp bulmada bir hayli sıkıntı çekmekte. Hatta bazen o yalancıların, o müfterilerin bulunamadığı da oluyor.

Maksat belli:Bir çamur at, tutmazsa da izi kalır.” Hesap bu. Tıpkı bir delinin  kuyuya attığı taşı, kırk akıllının zor çıkarabilmesi gibi… Vicdanı, insafı, günahı, vebali bir kenara bırak, vur ve geç(!) Gerisini yalanın  muhatapları düşünsün… Hiçbir şey olmasa bile, bir süreliğine insanların zihinlerini bulandırmasına da razılar o müptezel yalancılar. Amaçları bu zaten.

Yazımıza son günlerin bir örneği ile devam edelim: Koronanın kol gezdiği günler. Devletimiz dil, din, ırk ayrımı yapmaksızın Amerika’ya, İngiltere’ye, Fransa’ya, İspanya’ya, Balkan ülkelerine, Asya’ya, Afrika’ya  uçaklar dolusu sağlık malzemesi gönderiyor. Ücretsiz, bedava… İnsanların bir maskeyi, bir kitini, bir şişe dezenfektanı arayıp da bulamadığı bir süreçte… Sosyal medya yalancılarına bakınız: “İngiltere, gönderdiğimiz sağlık malzemelerini, standartlara uymadığı gerekçesiyle iade etti. ‟Evet, yalan aynen böyle. Çaldıkları kara, sosyal medyada istedikleri gibi hızla dolaşıp durmakta… Keyiflerine diyecek yok. Neredeyse zil takıp oynayacaklar. Kim bilir, belki bir yerlerine kına bile yakmışlardır…

Bereket ki mumları yatsıya kadar(bir gün bile) yanmadan sönüyor. Ertesi gün İngiliz hükûmeti devletimize resmen teşekkür ediyor : “Bu zor süreçte Türkiye’ye gönderdikleri malzemeden dolayı teşekkür ediyoruz. Keza hükûmetin sağlık malzemesi ihracatına verdikleri izin ve yaptıkları esneklik dolayısıyla minnet ve şükranlarımızı sunuyoruz.„ Buyurun bakalım…  İşte size tokat gibi, şamar gibi bir cevap. Yüzünüz varsa biraz kızarsın… Gene aynı gün devlet yetkililerimizin tekzibi: Birçok tv. kanalında gün boyu alt yazı olarak geçiyor: “İngiltere’ye gönderdiğimiz sağlık malzemelerinin iadesi söz konusu değildir.„ İşte sonuç ve gerçek tam da bu…

Şimdi insan sormak istiyor: Sosyal medyanın iştahlı yalancıları!.. Bu ne doyumsuz bir yalancılıktır? Bir insan ekmeğiyle, aşıyla, suyuyla, havası ile büyüyüp yaşadığı vatanına, milletine karşı bu kadar mı nankör olur? Bir an için o yalanınızın gerçek olduğunu varsayalım. Ne olacaktı? Başınız göğe mi erecekti? Elinize geçecek olan neydi? Devlet olarak, hükûmet olarak, millet olarak bir puan kaybetmemiz,  sizin için o kadar mı kıymetli?.. Bir  insan, ekmek yediği sofraya nasıl bıçak sallayabilir? Anlamak mümkün değil.

Toparlayacak olursak, Allah’tan korkmadığınız belli. Eğer korksaydınız yalan söylemezdiniz. Kuldan utanmadığınız ortada. Zira ar damarınız da çatlamış olmalı. Rab’bim size akıl-feraset versin. İnşallah bir gün yaptıklarınıza pişman olur da bu yalancılıktan vazgeçersiniz. Ama şunu bilin ki bu yüce millet, genlerine işlemiş olan yardımseverlikten, mazluma ve mağdura sahip çıkmaktan, kara gün dostluğundan asla vazgeçmeyecektir. Tarihte olduğu gibi… Kervanın yürüyeceğinden asla kuşkunuz olmasın. Selam ve dua ile…

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı