Anasayfa / Köşe Yazıları / SİYASİ PARTİLER, FUTBOL TAKIMI DEĞİLDİR

Yazar Adıyaman Güne Bakış Gazetesi

SİYASİ PARTİLER, FUTBOL TAKIMI DEĞİLDİR

Ülkeye siyaset yoluyla hizmet etmek amacıyla bir araya gelen insanların kurduğu teşkilatlara parti diyoruz. Demokrasilerde halka hizmet için birer araç ve vesiledirler. Seçimle iş başına gelir, seçimle iş başından ayrılırlar. Her birinin kendine özgü kuruluş amacı, ilkeleri, tüzüğü, plan ve programları vardır. Bunu kamuoyu önünde deklare eder ve taraftar toplarlar. İnsanlar da o partinin ideolojisini, ilkelerini, tüzüğünü, plan ve prgramlarını, muhalefetteki veya iktidardaki hâl ve hareketlerini, çalışmalarını inceler, izler ve ona göre benimseyip benimsememeye karar verirler. Destekleyip muvafık olurlar, ya da desteklemez, muhalif olurlar. Gayet güzel… Demokrasinin özellik ve güzelliği…

            Hâl ve gerçek olan  bu iken, ülkemizde zaman zaman (genel ve yerel seçimler öncesinde) öyle manzaralarla karşılaşıyoruz ki hiç de doğru olmayan… Beklenmedik, izahı zor, hoş karşılanması imkânsız gelişme ve gelgitler… Şöyle ki: Yazılı ve görsel basından okuyup izliyoruz: Adam, bir partinin yıllardır taraftarı. Hatta o partinin gençlik kolları, kadın kolları, ilçe veya il yönetiminde bulunmuş. Birçok kongrede, yerel ve genel seçimde hep partisini desteklemiş. Değişik platformlarda onun maddi ve manevi destekçisi olmuş. Zaman gelmiş, partisinden belediye başkanı veya milletvekili, hatta bakan olmuş. Gayet güzel…

            Ne var ki mahkemenin kadıya mülk olmayacağı gerçeğinden habersiz, birtakım mevki ve makamların sonsuza dek kendisinde olacağını zannederek almış yürümüş. Günü geldiğinde bunun bir bayrak yarışı olacağını hiç hesaba katmamış.“Rabbena, hep bana!„ zihniyetiyle yaşayıp durmuş. Nöbet değişiminden habersiz veya aldırmaz… Uzunca süren bu saltanat dönemlerinin sonunda, bir genel veya yerel seçimde, kendisinden daha genç, daha yetenekli, daha liyakatlı biriyle nöbet değişimi yapması önerildiğinde kıyamet kopuyor. Bir türlü kabullenemiyor bu bayrak yarışını. Düne kadar her şeyiyle  arkasında durup desteklediği partisine ve liderine karşı birden bire tavır alıyor. Tavırla da yetinmiyor. Cephe alıyor. O güne kadar bir yerlere sığdıramadığı partisini ve liderini yerden yere vuruyor. Acımasızca eleştiriyor. Eleştiriyi de aşıp hakaret ediyor, edebiliyor. Düne kadar baş tacı ettiği partisi ve lideri aniden “ Tu kaka!„ oluveriyor…

            İşte bu durumda, bu tutumda, bu gelgitlerde akıl almaz bir tuhaflık var. Senin şu anda yerden yere vurduğun partin; tüzüğünü, ilkelerini, plan ve programlarını mı değiştirdi? Hayır… Peki; ne oldu öyleyse? Olan şu: Sen seçim öncesinde bir pozisyon için adaylık beklerken, yönetimden umduğunu bulamadın. Senin yerine bir başka fikirdaşını, partili arkadaşını tercih ettiler. Hepsi bu… Sen ne yapıyorsun? Kıyametleri koparıyorsun… Futbol takımı tutar gibi partine rakip olan başka bir partide soluğu alıyorsun. Yazılı ve görsel basın önünde arzı endam etmeler. Rozet çıkarıp rozet takmalar vesaire…

            Bir futbol takımı taraftarının oyunculara, teknik elemanlara, yöneticilere kızarak takım değiştirdiğini zaman zaman izliyor, görüyor, okuyup tanık oluyor. Bunlar, spor camisaının pek de sürpriz olmayan olayları… Bazen eleştirdiğimiz ve karşı çıktığımız, bazen de hak verdiğimiz… Ancak ne var ki siyaset arenasındaki buna benzer gelgitleri ne hoş karşılıyor ne de normal buluyoruz. Kimden, nereden, hangi partiden olursa olsun “ Keşke olmasaydı!„ diyoruz. Zira bu tip olumsuzlukların, ahde vefa ile, yol arkadaşlığıyla, fedekârlıkla, bayrak yarışıyla, nöbet değişimiyle pek de alakası yok. Sanki kişisel çıkar, bencillik, çekememe gibi olumsuzluklara dayanıyor gibi…

            Oysa insanlar; mevki ve makamların, asıp kesmelerin, sürülen saltanatların bir sonunun olabileceğini hesaba katsalar ne güzel olurdu!.. Hazreti Süleyman’a, Sultan Süleyman’a, Karun ve Harun’lara kalmayan dünya, bize mi kalacaktı?.. Önemli olan; mevki ve makam değil, hoş bir sâdâ bırakmak değil mi?

Bu Habere de Bakın

Çocuk ve Duygusal İhmal

Canlılar alemine baktığımızda; hemen hemen bütün hayvan yavrularının doğar doğmaz kendi ayakları üzerinde durduğunu, hayatını …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir