Köşe Yazıları

Sivil Toplum Kuruluşları(mız)a  Operasyon

İçinden geçtiğimiz bu son günlerde sivil toplum örgütlerinin belli bir kısmı iç ve dış mihrakların özel ve kasıtlı çabaları il gündem yapılıyor, yıpratılmaya çalışılıyor. Peki neden? Bunu kim/ kimler niçin yapıyor? Neyi hedefliyorlar?

Kısaca aynı hedef ve idealler için gönüllü olarak bir araya gelen insanların alın teri, emek ve gayretleri ile ilmek ilmek ördükleri sivil toplum örgütleri günümüz dünyasında insanlar tarafından farklı farklı değerlendirilmekte ve algılanmaktadır:

-Topumun bir kısmına göre sivil toplum kuruluşları çok tehlikeli, toplumu katmanlara bölen ideolojik ve faşizan yapılar.

Bugün 50-60lı yaşlarda olan bizim akranların okuduğu dönemlerde anne-babalarımızın bizlere ilk ve en önemli vasiyeti ‘Bir grup, cemaat, vakıf veya derneğe kesinlikle gitme. İşine-gücüne okuluna- okumana bak. Yoksa hakkımı helal etmem.’ ikazları idi. Ama bizim jenerasyon, anne- babalarının bu tavsiyelerini yanlış buldu. Sivil toplum kuruluşlarına aktif katılım sağladı. Hesapsız, gönüllü ve sadece Allah rızası için sahiplendi ve sivil toplum kuruluşlarını çok önemli ve etkili bir konuma da getirdi. Ancak; 15 temmuz darbe girişiminden sonra yaşanan güvensiz ortama binaen yeniden başa dönüldü ve maalesef anne babalar çocuklarına yine aynı tavsiyelerde bulunur hale geldiler.

-Toplumun diğer bir bölümüne göre ise sivil toplum örgütleri;devleti  ideolojik ve etkili yönetebilmenin yegane yoludur ve yasama- yürütme- yargıdan sonra 4. kuvvettir. Devlet gücü de dahil bütün imkanlar- yollar kullanılarak ele geçirilmesi gereken bir yapıdır. ‘Bu ülkeye komünizm gelecekse onu da biz getiririz.’ diyen bu devletçi anlayış, bu millet adına söz söyleyecek resmi veya yarı resmi, ulusalcı, jakoben birçok oda, birlik, dernek ve vakfın kurulmasına vesile oldu. Bu yapılanmanın sonucu olarak ülkede gerçekleşen bütün darbelerin, muhtıraların, MGK bildirilerinin, post modern darbelerin arkasında veya yanında bu tür devlet eliyle veya teşviki ile kuruluş üyesinin ve milletin hakkını, çıkarını ve değerlerini değil, belli güç odaklarının, lobilerin ve dış güçlerin talimatlarını ve çıkarlarını merkeze alan bir sivil toplum gerçeğine bu millet şahitlik etti.

Bunun en tipik örneklerinden biri, tencere-tava eylemleri ve cumhuriyet mitinglerinin organize edildiği 28 şubat sürecinde, sivil toplum etiketi altında militarist bir yapının yanında yer alması, sivil toplum örgütleri adına gerçekten hazin bir tablo idi. TİSK Genel Başkası Refik Baydur’un adına ‘Beşli Çete’ dediği sosyal ve ekonomik gruplar, militarist politikalara vesayetçi devlet anlayışına destek vererek Türkiye’nin hazin bir ekonomik tablo ve siyasi yozlaşmayla karşı karşıya kalmasına yol açtılar.

Bin yıl devam etmek üzere planlanan 28 şubat 10-15 yıl bile sürmedi. İşte bundan rahatsız olanlar boş durmuyorlar. Millete rağmen millet için halka nizamat vermeye azmetmiş bu odaklar, bugün de yalan, iftira ve kumpas demeden o kirli emellerini gerçekleştirmek için bütün fırsat ve imkanları titizlikle değerlendiriyorlar. Farkında olalım veya olmayalım zaman zaman bizim yaptığımız hatalar ve yanlışlıklar da bu odaklara malzeme olunca en ufak bir fırsatı bile kaçırmıyorlar.

Bizim de içinde bulunduğumuz, diğer bir kesime göre ise sivil toplum dünya çapında, kapitalizmin acımasız materyalist şarkısıyla uyutulmuş milyonlarca insanın, girdikleri kültürel trastan uyandırılarak, insanlığın manevi doğasının gücünü ve gerçekliğini ispatlayacak güçtür. (korten,2000,sivil toplum ve demokrasi s.33)

Milletin kahir ekseriyetini oluşturan muhafazakar, dindar ve insan odaklı bu yeni nesil anlayış bugün bu gücün farkına varmıştır. ‘İçinizde hayra çağıran, iyiliği emreden, kötülükten alıkoyan bir topluluk bulunsun.’(Ali İmran/ 104) emrine amade olmak üzere bir araya gelen gönül insanlarından müteşekkil sivil toplum kuruluşlarımız bugün küresel ölçekte okumalar yapıyor, organizasyonlar gerçekleştiriyor. Bu durum eski Türkiye özlemini duyanları, vesayet odaklarını, iç ve dış emperyal güçleri fena halde rahatsız ediliyor.

Dün Milli İstihbarat tırlarına yapılan operasyon döneminde dünyadaki bütün mazlumlara yardım etmeyi gaye edinen İHH yı, DEAŞ a yardım kumpası ile suçlayanlar bugün Kızılay, Ensar ve Önder gibi çok önemli ve etkili sivil toplum kuruluşlarımızı itibarsızlaştırmaya çalışıyorlar. 15 temmuz darbe girişiminde bütün üyelerini sokağa, alana ilk dakikalarda davet eden, bu kadar büyük ve etkili bir Memur-Sen’in varlığı söz konusu vesayet odaklarını ciddi ciddi tedirgin ediyor, korkutuyor.

ABD merkezli Rand Coporation düşünce kuruluşunun raporu, eski Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ’un açıklamaları ve üzerinden yapılan fetö nün siyasi ayağı tartışmaları birer siyasi mühendislik operasyonu olarak Türkiye’de vesayet rejimine ve darbe ortamına ne kadar özlem duyduklarını göstermesi bakımından çok ilginç, dikkat çekici ve manidardır. İşte bu malum odaklar, Türkiye için bütün kritik süreçlerde safını net bir şekilde milletten ve değerlerinden yana ortaya koyan STK larımızı tehdit, şantaj ve iftiralarla yıpratmaya, devleti ele geçirmeye çalışan haramzade, illegal örgütler olarak komuoyuna lanse etmeye çalışıyorlar. Bu kumpas ve komplo teorileri, iftira ve itibarsızlaştırma çalışmaları, planlı, kasıtlı ve organizeli algı yönetimleri; sivil toplum kuruluşlarımıza, milletimize ve değerlerine karşı yapılmış bir operasyondur. Bu operasyonlara karşı başta sivil toplum yöneticileri olmak üzere hepimiz teyakkuz halinde olmalıyız. İdeallerimizi, hedeflerimizi ve çalışmalarımızı dışarıya bilinçli ve etkili anlatırken içerde de sorumluluklarımızın farkında, kuruluş felsefesine ihanet etmeden, yanlışlıklara ve hatalara asla prim vermeden, şeffaf, ilkeli ve adil bir yönetim anlayışı ile yolumuza devam etmeliyiz.

Peki bugün bir kampanya şeklinde yürütülen komplo teorilerinin, algı yönetimlerinin, itibarsızlaştırma çalışmalarının amacı nedir? Sivil toplum kuruluşlarımız neden hedef haline getiriliyor? Sivil toplumun anlamı, önemi, etkili gücünü, önemli hatıraları, yaşanan hikayeleri ve önündeki engelleri önümüzdeki haftalarda daha detaylı olarak sizlerle paylaşmayı düşünüyorum, inşallah…

Selametle… Allah’a emanet olunuz.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı