Köşe Yazıları

Sır Küpü Fadıl Binzet

Çocukluğumdan beri kendisini tanımama rağmen, hakkında tam bilgiye sahip olduğum zaman, Milli eğitim müdürlüğündeki mesai arkadaşlığımıza rastlar. Ben, rahmetli sınıf arkadaşım Mahmut Baykan ve gözü kara eğitimci arkadaşım Sabri Taştan o yıllarda(12 Eylül ihtilali öncesinde) birlikte göreve başlamıştık. Sabri bey kardeşimiz, ilköğretim müdürü, ben, Mahmut bey ve ortaokulundan müzik öğretmenimiz Fehmi Bildik de milli eğitim müdür yardımcılığına bakıyoruz. Sağ-sol çatışmalarının zirve yaptığı yıllar.12 Eylül’ün arifesindeyiz.

Ben ve Mahmut bey, zamanın ve zeminin gidişatına gençliğin de verdiği hırs ve heyecanla, tamamen kendimizi kaptırmış, vatan kurtarmaya(!) çalışıyoruz. Aynı bürodaki masa ve mesai arkadaşımız, hocamız da sağ olsun icraatlarımızı, hızımızı adım adım takip edip bizi frenlemeye, durdurmaya çalışıyor. Çok haklı ama nafile…

Fadıl abi, milli eğitimin en kıdemli, en tecrübeli elemanı. O güne kadar merkez teşkilatının bütün birimlerinde çalışmış. Efendiliği, çalışkanlığı, ketumluğu ile yalnız birlikte çalıştığı müdürlerin değil, şehrin Valisinden tutunuz bütün idarecilerinin sevgisini, takdirini kazanmış. Bu vasıflardan dolayı da personel şefliğine getirilmiş. Siyasî düşüncemiz farklı da olsa kendisini hem seviyor, hem de sayıyoruz. Biz o günün şartlarında siyasî görüşümüzü hiç gizlemiyor, hatta icraatlarımıza da yansıtıyoruz. Zaten o göreve getirilişimizin gerekçesi de bu… O ise, her zamanki gibi tam bir devlet memuru. Sabahtan akşama kadar durdurak  dinlenmeden harıl harıl çalışır ve iş üretir. Ortamın en hareketli döneminde bile kimsenin işine, icraatına, gidişatına asla karışmaz. Birlikte çalıştığı ve astı konumundaki personel arasında asla ayrım yapmaz. Hepsine eşit mesafede. Görevle ilgili resmi bilgilerini, görüş farlılığına bakmadan hepimizle herkesle cömertçe paylaşır.

Onun en büyük vasıflarından biri de sır küpü. Sizi ne kadar severse sevsin, siz kendisiyle ne kadar samimi, yakın, akraba ve dost olursanız olun, resmi veya özel, sır mahiyetindeki bilgilerin zerresini bile ağzından alamazsınız… Oysa, resmî görevinin dışında bir de Hürriyet gazetesinin muhabirliği gibi bir gazeteciliği de var. Evet, aynı zamanda bir de gazeteci… Fakat bizim bildiğimiz gazetecilerden değil. Aktüel haberleri resimleriyle beraber yazıya döküp bildiriyor. Lakin onun bu gazeteciliği, ‟sır küpü„ olmasına engel değil.

Uzunca boylu. Kumral. Alnı, kafasının bir kısmına kadar açık. Başının bir yanında iyice uzattığı saçlarıyla, açık olan kısmı kapatmaya çalışır. Sevimli, sempatik, güler yüzlü, sessiz ve sakin. Kızmayla, sinirlenmeyle, duygusal davranmayla pek arası yok. Günde en az on, onbeş kere bürolarda veya koridorda karşılaştığımız halde ciddiyetinde, sevgisinde, yaşça ağabeyimiz olduğu halde saygısında asla bir değişme yok. Siz de ister istemez aynı davranışlarla karşılık vermek zorunda kalıyorsunuz.

Nihayet 12 Eylül ihtilali… Biz, hiçbir gerekçe gösterilmeden görevden alınırken o, gene eskisi gibi görevinin başında… Mesai arkadaşlığımız bitmiş olmasına rağmen, hak ve hukukumuz, sevgi ve saygımız aynı kıvamda karşılıklı olarak hep devam etti. Vakta ki vadesi yetip aramızdan ayrılana kadar… Bugün fani vücut olarak aramızda olmasa da ‟devlet memurluğu, çalışkanlığı, efendiliği, sevgisi, saygısı ve en çokda sır küpü„ olma özellik ve güzellikleriyle hâlâ yaşamakta… Allah rahmet eylesin. Işıklar içinde değil, nurlar içinde yat sevgili Fadıl abi… Mekânın cennet olsun.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu