Köşe Yazıları

Simitçi, Çaycı, Börekçi..

“O masaya bir simitçi, bir çaycı, bir börekçi koysaydınız ‘halk ne olacak’ diye düşünürdü” diyor, kim mi; boş zamanlarında Seyyar Satıcı Olan Babasına Yardım Eden Öğrenci…

İş dünyası deyince fabrikatörler, yatırım deyince müteahhitler, vatandaş deyince kayıtlı SGK’lılar, fakir deyince SYDV’lileri aklına getiren ekonomi kurmaylarının aklına gelmeyen bir kesim daha var ki o da kayıtdışı çalışanlar..

Ülkemizin geleceği hakkında pansuman tedbirler alan yöneticilere toplum katmanlarını raporlayan bu zevat, ne yazık ki garibanlar sınıfının büyük bir bölümünü Sayın Cumhurbaşkanına sundukları dosyaya koymayı unuttular…

Kışın ayazında, yazın güneşinde yurdun dört bir yanında gördüğümüz seyyar satıcılar bırakın 14 gün 1 gün bile evde kalma riskini düşünemez…

Sadece seyyar satıcılar değil elbet çoğunluğu KOBİ’lerde yevmiyeyle çalışan sigortasızlar, sigortalı olup da yevmiyeye bakan çalışıyor görünen işsizler de… Hatta mahalle bakkalı, berberi, terzisi gibi vergiye tabi ama kapattığı anda ekonomik dengesi altüst olacak KOBİ’lerin bizzat kendisi de…

Sezen Aksu’nun “simitçi, kahveci, gazozcu” üçlemesine yeni bir boyut ekleyen “Seyyar Satıcı Babasına Yardım Eden Öğrenci” unvanlı genç kardeş özetle diyor ki;

“Onca Bakan bizi düşünseydi Sayın Cumhurbaşkanı mutlaka bizim için de bir destek açıklardı. O masaya ‘bir simitçi, bir çaycı, bir börekçi’ koysaydınız ‘halk ne olacak’ diye düşünürdü…”

O kardeşim bilsin ki, o Bakanlar (bütün bürokratlar az veya çok) halkı düşünüyor ama o acil destek paketini hazırlayanlar düşünmemiş/ düşünmüyorlar..

Zira geçmişten beri kendilerine öğretilen bilgiler halk tarifini yaparken bahsettiğimiz tabakaya “kayıtdışı” tabiri kullanıyor ve bu tabiri her duyduklarında “vergi kaçıran” insanları göz önüne getiriyorlar…

Maliyeyle ilgili derslerde bizlere öğretilen bütün bilgiler bu tabloyla sınırlı, bize rakamsal verileri önemseten derslerimizde “halk denilirken aklınıza seyyar satıcı da, evsiz de, kayıtlı olup işverenin keyfiyetine mahkûm yevmiyeciler de gelsin” demiyor…

Kimseyi suçlamaya gerek yok, eğitimden sağlığa, politikadan ekonomiye bütün sistemlerimizi robotumsu cansız örneklerle dolduranlar da yine bizleriz..

Genç kardeşim haklı bence; hepimiz masalarımıza ‘bir simitçi, bir çaycı, bir börekçi yani halktan birilerini de koymalıyız…

Ancak o zaman gelir kaynakları hanesine koydukları kitleleri aktif-pasif değerler olarak rakamlaştıran robotlar yerine gözünün önüne Minür Özkul, Adile Naşit çiftini, onların gecekondusunda çorba bekleyen yavrularını, onların komşularını, kasabını, bakkalını getiriren raportörler yetişir..

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı