Köşe Yazıları

Şıllık-Şillik-Şıllıkî

Yazımızın başında hemen şunu belirtelim: Yazacaklarımızın aşırı derecede süslü, bayağı kadın anlamında argoda kullanılan “şıllık„ sözcüğüyle hiçbir ilgisi yok. O, eski siyah-beyaz Türk filmlerinde, beğenilmeyen sıradan kadınlar için kullanılan bir söylemdi ve şimdilerde de galiba kullanımdan kalkmış görünüyor.

Konumuz; yöresel bir tatlı çeşidimiz. Bilmeyenler için yapılışını kısaca özetleyelim isterseniz. Büyükçe bir leğende buğday unu bol su ile karıştırılarak iyice emdirilir, sindirilir. Tuzsuz olarak. Bal kıvamında bir karışım elde edilir. Bol yağlı. Büyükçe bir saç, tüpte veya ocakta ısıtılmış, hazır beklemektedir. Bir tas maşrapa veya kepçe ile bal kıvamındaki yağlı karışımdan bir miktar alınır ve kızgın saca dökülür. Bir oklava ile saca dökülen bu karışımın yuvarlak ve eşit kalınlıkta dağılmasına çalışılır. Sacın her defasında yağa batırılmış bir bez veya fırça ile yağlanması şarttır. Yağlı kızgın saca dökülen bal kıvamındaki yağlı hamur, çok az miktarda pişirilir pişirilmez sacdan alınır yenisi konur. Sonuçta yağlı, fazla pişmemiş, şeffaf ve lastik yumuşaklığında, taplama kalınlığında lavaşlar  elde edilir. Ailenin kalabalıklığına ve ihtiyaca göre değişir bu şeffaf ve elastiki lavaşların sayısı

Yeteri kadar hazırlanan lavaşlar bir kenarda bekleyedursun. Sıra şerbete gelmiştir. Şerbetin orjinali pekmezdir. Bir tencereye yeteri kadar pekmez konur. İçine de tereyağı. Kaynatılır ve tereyağı pekmeze yedirilir. Önceden hazırlanan şeffaf ve elastiki lavaşlar baklava diliminden biraz büyük (kare-dikdörtgen-üçgen… Nasıl istenirse) dört beş kat üst üste konarak kesilir ve bir tepsiye dizilir. Hazırlanan pekmez, tepsideki lavaşları örtecek biçimde konur, dağıtılır ve yedirilir. Şıllığımız hazırdır. Aynı tepsiden ailece yenebileceği gibi, tabaklara servis yapılarak da yenir. Aslı, esası budur sevgili şıllık’ın… Zamanla her yerde (şehirde) ve istendiğinde pekmezin bulunmaması üzerine, pekmezin yerine şeker şerbeti de kullanılmaya başlandı. Tercihe göre değişiyor.

Biçerdöverin olmadığı dönemlerde, ekinler orakla biçilirken şıllık’ın özel bir yeri ve anlamı vardı. Günlerdir üç beş orakçının biçtiği ekinin son günü geldiğinde onlara özel bir ikram yapılırdı. O gün, ekin biçme işi bitecek, bu işten kurtulacaklardır. İşte “bitme, bitiş, kurtulma„ anlamına gelen “halâs„ sözcüğünden türeyen “ğelasek„ adı verilen bir yemek ziyafeti verilirdi. Bu ziyafetin (ğelasek’in=kurtuluşun) baş ürünü de şıllık idi. Pekmezli şıllık… “Şıl„ sözcüğü, yöresel Kürtçe de; “Islak, ıslanmış„ anlamında kullanılır. Bunun şıllık tatlısıyla ilgisi de şu olsa gerek: Yağlı kızgın sacda hafifçe pişirilen taplama kıvamındaki şeffaf lavaş dilimlerinin pekmez(sonradan şeker) şerbetine batırılarak “ıslanması„ na dayanıyor… Islanmış lavaş… Islak lavaş anlamında… Yöremizde bu “şıl=ıslak„ sözcüğüyle türetilen bir de  deyim var. “Şıllo şıllo tım şılo…„Battı balık yan gider anlamında kullandığımız bir deyim. Bazen bunu (şıl sözcüğünü) lakap olarak da kullandığımız olmuştur.“Şıllo„ gibi…

Son zamanlarda bu tatlımızın, evlerden çıkıp lokanta ve tatlıcılarımızın iş yerlerinde yerini alması çok güzel ve çok isabetli olmuştur. Konuklarımız, yerli ve yabancı turistler, yöresel tatlı aradıklarında şıllık, tene helvası, topak helvası, dolamya, heside, cemile, peynirli helva  ile tanışmalı ve yöresel lezzetlerimizden mutlaka tatmalıdırlar. Bu iş, onların tatmalarına da bırakılmamalı. Daha profesyenel anlamda ele alınarak yurt içine ve hatta yurt dışına da servis edilmeli. Tıpkı çiğ köfte gibi…

Sonuçta adına ister şılık, ister şillik, isterse şıllıki her ne denirse densin, bu tatlılarımızın tadı, bütün damaklara sinmeli, bütün damaklarda kalmalı… Değmez mi?.. Değer. Hem de fazlasıyla…

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu
Kapalı