Anasayfa / Köşe Yazıları / Sevemez Kimse Seni Benim Sevdiğim Kadar

Yazar Necati Atar

Sevemez Kimse Seni Benim Sevdiğim Kadar

Sevemez Kimse Seni Benim Sevdiğim Kadar

 

– Bay dolar, merhaba. Nasılsın? Epeydir görüşemiyoruz seninle.

– Sen kimsin?

– Ben sizin bir hayranınızım. En küçüğünüze bile sonsuz bir saygım var efendim.

-Ne iş yapıyorsunuz?

-Efendim, şimdilik tam olarak bir iş yaptığım söylenemez ama ileride hangi işi yaparsam yapayım sadece size daha fazla sahip olabilmek için yapacağım.

– Bi dakka, bi dakka, şimdi hatırladım seni. Sen, o aleyhimde yazıp çizen, zırt pırt ‘bozdur bozdur’ kampanyasına destek veren, sonra da eline geçen her kuruşu bana yatıran değil misin?

– Efendim şimdi orayı karıştırmayalım. Bak burada biz bize konuşuyoruz. Laf aramızda size aşığım. Sizden başka sevgilim yok. Her gece rüyalarıma giriyorsunuz. Başkaları sizden milyonlarcasına sahip olduğu halde akıbetiniz en çok beni ilgilendiriyor. Düştü mü kalktı mı, düştü mü kalktı mı diye her gece defalarca kan ter içinde uyanıyorum. Gerçek bu. Sizsiz yaşayamam.

– Senin tedaviye ihtiyacın var kardeşim. Ben sana göre değilim, saraylara patronlara, rüşveti dahi benimle alanlara layığım ben. Ahmaklarla işim olmaz benim.

– Öyle demeyin efendim, size sahip olunca benim de gözüm açılır belki, ötekiler de önce benim gibi değil miydi?

– Değildi beyefendi, onlar doğuştan anasının gözü insanlardı, sizin gibi ahmakların sırtından bana sahip oldular. Sen kimin sırtından bana sahip olacaksın, söyler misin?

– Efendim, orasını henüz düşünmedim, bana yardımcı olursanız sevinirim.

– Devletin sırtına binebilir misin mesela?

– Olur mu efendim öyle şey, hiç devletin sırtına binilir mi? Devlet bizim için kutsaldır, öl dese ölür, kal dese kalırız. Biz onun emrindeyiz.

– Madem devlet sizin için kutsaldır, öl dese ölür, kal dese kalırsınız öyleyse benimle ne işiniz olabilir sizin, gül gibi yerli ve milli paranız varken, ona değil de neden bana âşık oluyorsunuz?

– Öyle demeyin efendim, mal canın yongasıdır.

– Hem yerli, hem milli, hem açgözlü, hem sadık, hem saf, hem şark kurnazısın kardeşim, seninle baş edemem ben. Eline geçersem kim bilir sırtımdan başkalarına neler yaparsın?

– Öyle demeyin efendim, öyle ortalıkta tozduğuma bakmayın, ben çok zeki bir insanım aslında, size sahip olmadığım için size sahip olanlara ‘hain’ ‘ırz düşmanı’ ‘yılan’ diyorum ama bu tamamen kıskançlıktan meydana gelen bir durum. Benim olsanız gül gibi koynumda saklar, öper koklar, kimselere yar etmem seni, kimselere!

– Dünya sizi, siz de bana sahip olanları kıskandığınız için mi bütün bu düşmanlığınız.

– Tabi efendim, ‘kasap sevdiği deriyi yerden yere vururmuş’ demiş atalarımız. Ben de ne yapıyorsam sırf sevdiğim için yapıyorum inanın bana.

– Bak kardeşim, işin yok, nefesin kokuyor, çulsuzun birisin ama hep kuyruğu dik tutmaya çalışıyorsun. Benim üzerinden nutuk atanların nasıl, nerede, kimlerle yaşadığını görmeyecek kadar körsün. Sen onların ne semtine yaklaşabilir, ne de onlara selam verecek kadar yaklaşabilirsin onlara. Bana sahip olanlar için bir şamar oğlanısın sadece, benim için de öylesin. Seninle benim aynı yastığa baş koymamız mümkün değil. sen git kendi çöplüğüne takıl, bana göre değilsin. Ben kasap kedisi, sen sokak kedisisin.

– Ne kedisi ya, kedi de nerden çıktı şimdi?

– Kediyi boş ver, paran varsa git ekmek, peynir, karpuz al, karnını doyur önce.

–  Karpuz mu, karpuz nedir ya?

– Dobrevaçi komşi, karpuz karpuz, ham hum trunki…

 

Bu Habere de Bakın

Havanda Su Dövmenin Adıyamancası…

Söz konusu Adıyaman olunca elbette herkesin söyleyeceği bir şeyler vardır, olmalıdır da. Ama samimice, ama …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir