Köşe Yazıları

Ruha Da Kulak Vermek Gerek

İnsan, temelde bir sistemler bütünüdür. Bu sistemlerin bir kısmı bilinçli kontrolümüz ile işlev görmekte, bir kısmı da biz hiç farkında olmadan tamamen otonom bir şekilde çalışmaktadır.  Bazıları doğumda tam gelişmiş iken önemli bir kısmı da doğumda sonra zaman içinde gelişmekte ve farklılaşmaktadır. Bu gelişme sürecinde dış çevre ve maruz kalınan uyaranlar özellikle belirleyici olmakta. Yani insan, donanımda var olan potansiyelleri zaman içinde eklenen yazılımlarla işleyen sistemlerden oluşmakta.

İnsan hayatta kalabilmek için bir başkasına, kendinden güçlü ve akıllı bir kişiye muhtaçtır. Doğunca yanında olabilme ihtimali en yüksek olan kişi annesidir. Böylece ilk kez anne ile başlayan ve hayat boyu da sürecek olan bağlanma sistemi devreye girer.

Ruhsal gelişim için, ilk çocukluk yıllarında; dokunma, görme ve işitmeyi sağlayan sistemler daha ön planda ve daha gelişmeye açık. Beyinde de bu uyaranları alan, değerlendiren ve tanıyan bölgeler daha aktif, daha gelişmiş. Bu nedenle de özellikle ilk çocukluk yıllarında tensel temas, sesli ve görsel uyaranlarla sevginin iletilmesi, yani hissetmek ve hissettirmek, sağlıklı ve güvenli bir gelişimin harcını oluşturmaktadır.

Gelişim devam ettikçe sistemler tamamlanmaya başlar Bu sistem hayattaki anlam arayışını yönlendiren, buna uygun tercihler yapmayı sağlayan ve bu doğrultuda uygun eylemleri planlayan, organize eden ve harekete sevk eden bir kumanda merkezi olarak işlev görmekte. Bu donanım özellikle çocukluk döneminde gelişir. Böylece bireye özgün bir kişilik zamanla ortaya çıkmak.

Gelişim sürecinde iz bırakan her şey bu sistemde mikro (en dar, küçük) ve makro (en geniş, büyük) düzeyde depolanmakta ve karakter yazılımımızı kodlarını oluşturmakta. Sevilen birisiyle birlikteyken hissedilen koku, sesler, görüntüler ya da canı yandığında orada olanlar, iyi hissettirenler, kötü hissettirenler, kokuları, renkleri, görünümleri, tatları hepsi derlenmekte toparlanmakta ve bilgiye dönüştürülmekte. Bu şekilde yaşanılanların sonraki yaşanılacaklara rehber olması sağlanmakta.

İnsan mükemmel bir sitemde ilerleyen mekanizmalar bütünüdür. İnsanı tek vücut düşünmek hata olur. Onu tamamlayan bir de ruhu var. Mesela vücudumuzun sağlığı ve devamı için birçok şeye dikkat ederiz ama ruh için bunu pek söyleyemem. Onu anlamak bize hissedir diklerine kulak vermek gerek.

Mesela insan ruhunun;

Sevinçli olduğunu bir şeyler mırıldanmaya, rastgele dans hareketleri yapmaya veya her şeye ve herkese gülümsemeye başladıysa anlarsın.

Acıktığını, “canın çekmek” tabirini kullanabiliriz burada, bazen bir kahkaha dolusu dost meclisi, bazen mis gibi toprak kokusu, bazen anne kolları, bazen en sevdiğin bir yemeğin kokusu, bazen yağmurda yürümek, bazen muhabbetini özlediğin biriyle içittiğin kahve kokusu… anlarız.

Huzursuz ve mutsuz olduğunu, olduğu ortamda boğuluyormuş gibi hissetmek, ya da ne bileyim yüreği sıkışmak, zamanını durması, hasta hissetmek, “kalbin çık git” buradan der gibi hızlı atması, ortamın boğucu, sıkıcı, dar ve soğuk gelmesi… şeklinde hissederiz.

Ya ruhumuzun sevmediği insan ile karşılaştığın, konuşacak konu bulamazsın, kendini iğneli bir sandalyede oturuyor gibi hissedersin, saatin durduğunu zannedersin, gözlerinden ruhunuza hiç de hoş olmayan bir akışın olduğunu hisseder ve sürekli gözünüzü kaçırırsın…

Bu ve bunun gibi bir sürü işaret vardır. Ve hepsi de insandan insana farklılık gösterse de genel olanlar bunlardır.

Aslında ruhumuz her yönü ile kendini bize anlatır tıpkı yıllar önce ilk beynimize kodlandığı gibi bize sadece bu kodları iyi okuyup ona göre hareket etmek düşer.

Lütfen ruhunuza kulak verin ve ona iyi bakın…

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu