Köşe Yazıları

Ramazan Kuş

vaiz

Peygamberimiz ve Vefa Toplumu

(Mevlid-i Nebi Haftası dolayısıyla)

Vefasızlık denildiğinde, vakti zamanında kendisine yapılmış bütün iyilikleri, fedakarlıkların görmezden gelindiği, diğer bir ifadeyle bunca yaşanmış bir maziyi küçük bir menfaat karşılığında bir çırpıda elinin tersiyle iterek yanlış yerde duran bozulmuş bir kişilik karekteridir. Vefasızlık bu açıdan bakıldığında kötü bir haslettir. Kafir kimse nasıl ki güneş kadar parlak hakikatin üzerini örterek onu gizliyor, görmezden geliyorsa, vefasız olan kimse de aldığı bu pozisyon ile onlara benzemektedir. Belki dini inkar şeklinde olmazsa bile Müslüman kimliği ve özelliği ile zıt bir kavramı ifade ediyor. Nasıl ki iman ile günah kavramı örtüştürülemez ise, Vefasızlık ve Müslüman kavramı da örtüştürülemez.

Bu sebepten Hz. Peygamber (sav.)’in inşa ettiği toplum vefa toplumudur. Allah (cc)’a, peygambere, mü’minlere hatta bütün varlık alemine karşı vefalı olmak, Allah’a kul, peygambere ümmet olmanın gereğidir. Vefa kişiyi değerli ve tercih edilebilir kılar. Onun içindir ki, Hz.

Peygamber vefa vasfıyla özdeşmiş ve vefa temelli bir toplum inşaa etmiştir. Öyle ki Söze sadakat (vefa) göstermek hususunda da öyle insanlar yetiştirmiştir ki bu, kur’anda ayetlere konu olmuştur. Şu ayet mü’min ruhlarda sadakat ve vefanın tecessüm etmiş halini ne güzel anlatmaktadır;

“Mü’minlerden öyle adamlar vardır ki, Allah’a verdikleri söze sâdık kaldılar. …Verdikleri sözü asla değiştirmediler. (Ahzab Suresi:23)

Hz. Peygamber vefalıydı. Atiyi inşaa etmek için de mazinin ruhundan istifade ediyordu. Geçmişte kendisine yaşatılmış güzel hatıraların sahiplerini unutmuyor ve onlara bir vefa borcu olduğunu düşünerek, bazen sahiplerine hediyeler vererek, bazen de onları kritik bazı görevlere getirerek onure ediyordu. Bu yönüyle Hz. Peygamber en iyilik bilir ve iyilikleri hiç unutmayan büyük bir insandır.

Nitekim O’nun eşsiz vefâ misallerinden birini Hazret-i Âişe annemiz anlatıyor:

Bir keresinde Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’i ziyaret maksadıyla yaşlı bir kadın geldi. Aralarında çok samimî bir sohbet geçti. Yaşlı kadın ayrıldıktan sonra;

“–Yâ Rasûlâllah! Bu kadına çok alâka gösterdiniz. Kim olduğunu merak ettim.” dedim. Efendimiz buyurdu ki:

“–Hatice -radıyallâhu anhâ- hayattayken bize gelip giderdi…” (Hâkim, I, 62/40)

Vefâkâr bir evlat olduğunu gösteren diğer bir hâdise de;

Hudeybiye Umresi için Mekke’ye giderken vukû bulmuştur. Yolculuk esnâsında Ebvâ’ya uğramışlardı. Resûlullah Cenâb-ı Allah’tan izin isteyerek annesinin kabrini ziyaret etti. Ziyâret esnâsında kabrini eliyle düzeltti ve teessüründen ağladı. O’nun ağladığını gören Müslümanlar da ağladılar. Daha sonra niçin böyle yaptığını soranlara Sevgili Peygamberimiz; “Annemin bana olan şefkât ve merhametini hatırladım da onun için ağladım.” buyurdu. (İbn-i Sa’d, I, 116-117. Ayrıca bkz. Müslim, Cenâiz, 105-108) etmiş, aynı yolun yolcuları olarak malını, canını ortaya koymuş mü’minlere karşı şefkat ve merhamet eksenli vefakar bir duruşu olamaz mıydı! Kur’an bu durumu şöyle anlatıyordu;

Andolsun, size içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona ağır gelir, size çok düşkündür, müminlere karşı şefkat ve merhamet doludur. (Tevbe Suresi:128)

İşte Resulullah ruha şifa ve gıda olabilecek sözlerin ve davranışların ne olduğunu bizzat, samimi duyguyla yaşayarak ümmetine öğretiyordu.

Hz. Zeyd b. Harise Resullahın azatlı kölesiydi. Ümmü Eymen, Resulullah altı yaşında annesini ebvada kaybettiğinde onu alıp Mekkeye getiren hizmetçi bir kadındı. Hizmetinde bulunmuş bu kişileri Resulullah evlendirmiş ve onlardan –Resulullah’ın torunlarından ayırdetmediği Üsame b. Zeyd doğmuştu. Yıllar sonra Mute Savaşında Hz. Zeyd ordunun başında (bazılarının itirazlarına binaen) bir komutandı. O savaşta şehit olmuştu. Resulullah vefat etmezden kısa bir süre önce Bizansa karşı gönderdiği, içlerinde Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer’in de olduğu bir ordunun başında Zeydin oğlu Usame (yine bazılarının itirazlarına binaen) 19 yaşlarında bir komutandı. İnanmış bir ailenin yıllarca Resulullaha hizmetine karşılık olarak, O’nun da onlara vafasının bir göstergesiydi.

Onun vefakarlık şemsiyesi altında sadece mü’minler değil, herkes istifade ediyordu;

Yine bir vefakarlık örneği olarak; Peygamber Efendimiz, amcası Ebû Tâlib’in Müslüman olmasını çok istemişti. Bunun için defâlarca uğraştı. Hele vefâtı esnâsında başı ucunda gösterdiği gayret dillere destandır. İslâm’a bunca faydası dokunan bir kimsenin, îmân şerefine nâil olamaması onu çok üzüyordu. Ebû Tâlib vefât ettiğinde Hazret-i Ali, Efendimiz’e gelerek; “Dalâlet içindeki ihtiyar amcan müşrik olarak öldü!” dedi. Bu haber üzerine çok üzülen Resûl-i Ekrem Efendimiz ağlamaya başladı. Daha sonra da; “Git onu yıka ve göm!” buyurdu. (Nesâî, Cenâiz, 84;

Habeşistan hicretinin üzerinden yıllar geçmişti. Bir defasında Habeşistan hükümdarının elçileri, Resûl-i Ekrem’in huzûruna geldiler. Hz. Peygamber bunlarla yakînen ilgilendi, hatta onlara bizzat hizmet etti. Ashâbın bu hizmeti kendilerinin yapabileceğini söylemeleri üzerine, Peygamber Efendimiz’in verdiği cevap çok anlamlıdır; “Bunlar Habeşistan’a göç etmiş olan ashâbıma yer göstermiş, ikrâm etmişlerdir. Buna karşılık şimdi ben de onlara hizmet etmek isterim.” (Beyhakî, Şuabu’l-îmân,)

Mü’mine siyâhî bir kadın, Ravza’yı temizlerdi. Bir gün onu Ravza’da göremeyince;

“–Nerede bu kardeşiniz?” diye sordu. “–O vefât etti.” dediler.

“–Niye bana haber vermediniz?” buyurdu. Kabrini sordu, kabrine gitti, orada duâ etti. (Buhârî, Cenâiz, 67)

Hz. Peygamber gerek sözleriyle, gerek davranışlarıyla ve tavırlarıyla güzel ahlakın ve ulvi hedeflerin öncüsü olarak inşa etmek istediği islam toplumunun bir vefa toplumuna dönüşme sürecinde, insanlığı bir güneş gibi aydınlatarak onların ruhlarına dokunuyor, mazinin güzel olan hatıralarının dimağda bıraktığı güzel, manevi bir tatla atiye emin adımlarla gidilebileceğini bizlere öğretiyordu. Allah’ın salat ve selamı Onun üzerine olsun. Rabbimden Mevlid- Nebi Haftasının alemi islam ve tüm insanlık için hayırlara vesilesi olmasını diliyorum.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu