Köşe Yazıları

ÖRNEK İKİ BAŞKAN

            Renkli ve hareketli bir kampanyanın ardından yerel yöneticilerimizi seçtik ve seçimleri geride bıraktık.Sonuçların demokrasimize, vatanımıza, milletimize hayırlı ve uğurlu olmasını diliyoruz. Yeni seçilen başkanlar da artık tebrikleri yavaş yavaş bitirmekte ve kolları sıvamaya başlamakta.

            Bilindiği gibi siyasi partiler, vatana ve millete hizmet amacıyla kurulan teşkilatlardır. Hepsinin asıl ortak amacı hizmettir. Vatandaşları tarafından kendilerine beş yıllık bir süre için emanet edilen beldeyi, ilçeyi, ili her bakımdan kalkındırıp güzelleştirmek için hizmet… Mühür ve koltuk da bu hizmetin simgesi olarak emanet…

            Ancak ne var ki geçmişe şöyle bir göz gezdirildiğinde  bunun yanlış örnekleriyle bolca karşılaşıyoruz. Seçim kaymaları boyunca gördüklerimizle mühür ve koltuğun teslim alındığı ertesi günkü uygulamalar, bir çoğumuzu şaşırtıp hayal kırıklığına  uğratmakta. Örneğin:

  1. Bir gün öncesine kadar ekibiyle, aile fertleriyle cadde cadde, sokak sokak, ev ev dolaşarak elimizi sıkmaya çalışan o başkan adayı gidiyor, yerine resmi, soğuk, koruma ve güvenlik duvarıyla çevrelenmiş, özel kalem duvarının ötesine yerleşmiş birileri geliyor.
  2.  Görev süresi boyunca kendisine emanet edilen mührün ve oturduğu koltuğun emanet ve geçici olduğunu unutuyor. O koltuğa öyle sıkı sıkı sarılıyor ki tıpkı hiç kalkmayacakmışcasına…

Bu iki örneğe siz daha birçok sürpriz uygulamayı, şaşırtan davranışı ekleyebilirsiniz. İşte bu olumsuz tutum ve davranışların sonunda da dilimize, halk arasında dolaşan deyimlerimize “ koltuk„la ilgili bazı çarpıcı deyimler gelip yerleşiyor. Örneğin; koltuk meraklısı, koltuk düşkünü, koltuk sevdalısı, koltuk hayranı… gibi. Sonuçta “Koltuk„ denen o nesne, bir vazgeçilmeze bir unutkanlığa, bir kibir ve gurura, bir kendini kaybetmeye kadar götürebiliyor kişileri… Üzülecek bir durum doğrusu.

Geride bıraktığımız yerel seçimler, bahsettiğimiz bu olumsuzlukların aksine, iki güzel örnekle bir çoğumuzu sevindirdi. Birinci örneğimiz; Kahraman maraş’ın Elbistan ilçesinin yeni başkanı sayın Mehmet Gürbüz… Mazbatasını alır almaz, doğru makam odasına gidiyor. Makam koltuğunu alıp meydanın orta yerine bırakıyor. Üzerine de bir miktar gazyağı dökerek basının ve halkın gözlerinin önünde cayır cayır yakıyor. Tıpkı rahmetli Kemal Sunal’ın bir filmindeki gibi… Ardından da temizlik görevlilerinin süpürgesinden bir tanesini eline alarak caddeyi temizlemeye başlıyor. Davranış, Türkiye’mizde pek alışkın olmadığımız gayet güzel ve alışkanması gereken bir davranış. Sayın başkan bugünden sonra bir iskemleye mi, kuru bir sandalyeye mi oturur, bilemeyiz. Önemli olan, verdiği mesaj… O da şu:“ Ben, koltuk sevdalısı, mevki-makam düşkünü değilim. Hizmet etmeye geldim.„ Evet, bu çok çok önemli. Bu nedenle kendisini kutluyor ve başarılar diliyoruz.

İkinci örnek gene Kahraman Maraş’tan. Pazarcık ilçesinden. Yeni başkan İbrahim Yılmaz can, mazbatasını alır almaz, doğru makam odasına gidiyor. Yanındakilerin ve marangozun da yardımıyla makam odasının kapısını söküyor ve çıkarıp atıyor. Bu da pek alışkın olmadığımız fakat alkışlanmaya değer bir örnek. Verdiği mesaj önemli:“Ben, nasıl ki düne kadar aranızda dolaşarak evinizde, işyerinizde, kahvehanenizde, cadde ve sokaklarda size ulaşmaya çalıştıysam, şimdi de aynı kişiyim. Aramıza korumalar, güvenlikler, özel kalemler girmeyecek.„ Gayet güzel bir davranış.

            Bizler, genelde böyle örneklere fazla alışık olmadığımız için ilk etapta yadırgayanlarımız, şaşıranlarımız, hatta tuhaf karşılayanlarımız olabilir. Fakat onlar da yarın öbür gün belediyelere işleri düştüğünde, koruma ve güvenlik duvarlarıyla, özel kalem engelleriyle karşılaştıklarında bize hak vereceklerdir.

            Sonuç olarak diyoruz ki, bir belediye başkanının bir takım olumsuzluklar ve art niyetli girişimler için bazı güvenlik önlemlerini alması, aldırması başka, halkla arasına “ aşılmaz duvarlar„ koyması başka… Mevki ve makamların, mühür ve koltukların geçici bir süre için emaneten verildiğinin asla unutulmaması lazım. Bu gibi örnekler, bize rahmetli vali Recep Yazıcıoğlu’nu hatırlatıyor. Mekânı cennet olsun. Bu iki başkanımızın davranışlarını da kutluyor ve diğerlerine örnek olmasını diliyoruz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu