Köşe Yazıları

Ömürsün Abuzer Demir!

Ömürsün Abuzer Demir!

 

Uzun zamandır beklediğin fırsatı yakalamış olmanın dayanılmaz hafifliği ile yine habire dokundurmuşsun. Senin adına sevindim. Biraz rahatlamış olmalısın.

İsmimi gördüğün yerde pirelenmeye başlıyorsun gibime geliyor. Benimle ne alıp veremediğin var, doğrusu hâlâ anlamış değilim, söylersen sevinirim. Daha doğrusu sorunun benimle mi yoksa Kent Konseyi ile mi ya da her ikisiyle mi anlayamadım.

Bu kez kızmıyorum, kızamıyorum sana. Aksine gülüyorum. Sen beni güldürdün Allah da seni güldürsün emi.

Ama sana cevap vermesem ayıp olur. Beklersin çünkü. Üstelik herkesin bugün ne yazacak diye ağzının içine baktığı sayın köşe yazarımızı ve uzman doktorumuzu bekletmek şık kaçmaz. Bu arada sana abi demek istiyorum. Ne de olsa matematik yaşın benden büyük, saygısızlık etmek istemem. İzninle tabi.

Bundan önce de (yaklaşık 2 yıl önce) benzer bir yazı yazmış ben de cevap vermiştim. Ama ondan sonra bildiğim kadarıyla senden ses çıkmadı. Anlaşılan bugüne kadar zor dayanmışsın.

Neyse, dedim ya ömürsün Abuzer abi!

Dur da sana bir fıkra anlatayım. Sohbete sonra devam edelim.

Adamın biri kurban mevzuunu anlatıyormuş:

Çocuğu olmayan Hz. Davut, Allah’a dua etmiş, ‘Ya Rabbi, bana bir kız çocuğu ver, onu sana kurban edeyim.” demiş.

Dua tutmuş, Hz. Davut kızının adını Ayşe koymuş. Gel zaman git zaman, çocuğun kurban edileceği zaman gelmiş. Hz. Davut kızı yatırmış, tam boğazını kesip kurban edecekken Azrail (as) gökten bir keçiyle çıkagelmiş.

Kızı bırak, al bu keçiyi kurban et” demiş.

Dinleyenlerden biri dayanamamış:

Yahu bunun neresin düzelteyim; Hz. Davut değil Hz. İbrahim; kız değil erkek; Ayşe değil İsmail; Azrail değil Cebrail; keçi değil koyun

Şimdi diyeceksin ki bu fıkra da neyin nesi?

Arz edeyim efendim.

Şimdilerde başkanlığa H.Sinan Temel getirilmiş” demişsin ya, unutmuş olmalısın, tekrar edeyim, H. Sinan Temel başkanlığa şimdilerde değil yaklaşık iki yıl önce geldi. Hem de yasal ve demokratik bir seçimle. Bilmen lazımdı.

Ne iş yaptıkları, hangi derde derman oldukları görülmemiştir” diyorsun ama Kent Buluşmaları adı altında tertiplediğimiz ve senin de aralarında olduğun basın mensuplarımızı davet ettiğimiz ve kent konseyinin ne olduğu, ne işe yaradığı, neler yapabilir gibi konuları anlatıp bilgi verdiğimiz toplantıya çağrıldığın halde gitmediğini söylememişsin. Hoş bir şey değil yani. Zahmet edip gelseydin bu sorulara cevap bulacak ve yazındaki gibi boşa düşmeyecektin.

Be mübarek, sen de bilirsin ki, kim bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmaya çalışırsa çoğu kez kayış boşa sarar, gülünç olur. Bu da o kişi için hoş bir şey olmaz.

Hadi tenezzül buyurmayıp gelmedin. Elinin altında ilkokul çocuklarının bile ustaca kullandığı internet ve orada da Google amca var, oradan da mı bakmadın ne iş yaptığına?

Bir şey daha. Baş olmayı, koltuk işgal etmeyi sever demişsin. Doğrusu merak ettim. Bu iddianı doğrulayan örnekler verir misin? Bugüne kadar hangi koltukları işgal etmişim, nerelere baş olmuş, hangi koltuklara aşık olmuşum söyler misin? Söylemezsen seni müfteri ilan etmem merak etme. Ne de olsa aramızda babadan kalma bir hukuk var. Hem yaşça da büyüğümsün. Ama söylemezsen vebalım boynuna olsun.

Gerçi herkes kimin/kimlerin hangi koltukları, hangi kadroları boşu boşuna işgal ettiğini çok iyi biliyordur ama sen yine de söyle.

Beyanatı beğendiğine sevindim tabi. Siz değerli üstat tarafından beğenilmek herkese nasip olmaz çünkü.

Yazının devamında da belediyeyi niye vurmadığımızı söylüyorsun.

Bizim amacımız üzüm yemek Abuzer abi.

Senin gibi aydın bir yazarımız da çok iyi bilir ki, bu gibi meselelerin evvela bilgi ve bilinçle çözülmesi gerekir. Gelişmiş toplumlarda böyledir. Zabıta veya kolluk kuvvetleri daha sonra devreye girer/girmeli. Bu yüzden öncelikle esnafımızın ve vatandaşlarımızın dikkatini çekmek istedik.

Anlayacağın konuyu gündeme taşıyarak kamuoyunun dikkatini çekmek istedik. Tabi başta da belediyenin.

Bu arada kaldırım ve yol işgalleri gündeme getirildiğinde muhatabın belediye olduğunu herkes bilir. Mesela “teşhis ve tedaviyi yanlış yapmış” denildiğinde doktorun akla geleceği gibi. Dedim ya bunu herkes bilir, en azından ben öyle sanıyordum, demek ki öyle değilmiş.

Ha yeri gelişken, herkesin bildiği kimin, kimin arka bahçesi olduğu konusunu açma istersen. Malumu ilan etmeye gerek yok bence.

Aslında seninle sohbet bayağı keyifliymiş. Hazır yeri gelmişken daha çok şey söylemek isterdim ama boş ver. Seni fazla meşgul etmeyeyim. Sürçü lisan ettiysem affola ama sevildiğini bil…

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu