Köşe Yazıları

Okulun Kişilik Oluşum ve Gelişimindeki Fonksiyonu

Okulun Kişilik Oluşum ve Gelişimindeki Fonksiyonu

 

Hayata bakış açılarını değiştiren şeylerle karşılaşır insanoğlu çoğu zaman. Bazen bu yaprak kıpırdanması kadar sessiz, bazen kış uykusunda olgunlaşan bir tohum kadar gizli, bazen çığlık çığlığa üstünüze koşarak gelen bir ölüm gibi aşikar.

Bazen bu değişim emarelerini duyu organlarımız ve ruhumuz hissetmezken, bazen de bu emareler olmasa bile insan kulak kesilir aleme. Her yandan değişim ve dönüşüm dalgaları kasıp kavurur kişilik kıyılarınızı.

İnsan değişimin karşı konulmaz akışına kaptırdığında kendini; zamanın, toplumun, sistemin ve o’nun dışındaki sayısız şeylerin o’nu dönüştürmeye, parçalamaya ve neticede yok etme çalıştığı devasa bir yaratığa dönüştüğüne şahit olur. Bu aynen yatağındaki eğimini kaybetmiş, debisi azalmış bir nehrin vadideki süzülmesine benzemeye başlar. Öyle ki bataklıkları, ölüm çukurlarını içinde oluşturmaya ve kendini yok etmeye başlamıştır artık, ancak bunu fark edemeyebilir insanoğlu.

Eğer değişim denizinde yol alan bir gemi ise varlığınız, bunu akıl, irade, vicdan ve bir çok uyarıcı mekanizmanın rehberliğinde ve koordinesinde desteklemiş, rotanız ve gidilecek limanınız belirlenmiş demektir. Artık rüzgarların nereden estiğinin, denizin ne kadar kabarıp coştuğunun çok da önemi olmaz. Bu yeti ve kabiliyetlerinizle istikamet üzere olabilirsiniz.

Eğitim de aynen yukarıdaki gibi bir sistemdir aslında. Formel veya informel olsun, insanın var olduğu her yerde bir öğrenme ve öğretme faaliyeti vardır; bu bir değişim ve dönüşüm sarmalı ve yumağı gibidir.

Bugün dünyadaki ve ülkemizdeki okullarda önceden hazırlanmış, planlanmış programlar neticesinde ve uzman eğitimciler marifetiyle eğitim öğretim işleri yürütülmektedir. Eğitme ve öğretme faaliyetlerinin sahip olduğunuz fikir, düşünce, ideoloji vs. değerler üzerinden çok farklı tanımlar yapılamakta ve anlamlar yüklenmektedir.

Hatta bu eğitim öğretim sonucunda oluşacak ürünün nasıl olması gerektiği üzerinde de yukarıdaki gibi farklı neticelere ulaşılabilir. Ancak hangi sistem, düşünce ve ideoloji olursa olsun eğitim ve öğretim faaliyetinin vazgeçilmezi insandır. Sermayesi insandır. Sonucu insandır. Kazanımı insandır. Kaybedeni yine insandır.

Ancak bugün insan odaklı bir terbiye (eğitim) sisteminden ziyade, sonuca kilitlenmiş ve sadece üniversiteye giriş kapısı haline dönüşmüş bir yapıyla karşı karşıyayız. İnsan yetiştirme, ikinci belki üçüncü belki de bu sonucun çok dışında kategorize edilmektedir. Bu sadece ülkemizin değil, kapitalizm ve modernizmle boğuşan bütün dünya  gidişatının sonucu.

Belki de bazı şeyleri yeniden gözden geçirmek gerekir. Elinde diploması olan insanların ne kadar birey, kişilik ve karakter sahibi, özgüveni oluşmuş, kendisine, yaşadığı coğrafya ve topluma karşı sorumlu, zamanı okuyabilen, hayata anlam ve değer yükleyebilen insanlar olduğunu sorgulamak gerekiyor.

Okulların işlevi, üniversite canavarına yem üretmek olmamalı sadece. Hayatını sınavlara endekslemiş bunu da yaparken ailesini, kişiliğini, hayallerini, değerlerini ıskalamış insan yığınları oluşturmak olmamalı.

Okullar çocuklarımızı hayata hazırlamalı. Sadece para kazandıracak bir meslek edindirmeye değil. Ancak bu paranın nasıl helal kazanılacağını, israf yapmamayı, helal yolda bu parayı harcamayı, yardımlaşmayı, paylaşmayı da öğretmeliyiz mesela.

Okulların girişlerinde iftihar tabloları görürüz örneğin. Okul başarı sıralamaları yapılır. Öğrenciler sayısal olarak değerlendirilir ve karne notu yüksek olan öğrenci ile iftihar edilir. Fakat aynı okulda güler yüzlü, samimi, dostane, dürüst, efendi, kişilikli, tutumlu, şair, ressam, sporcu, sanatçı ruhlu ve daha bir çok ahlaki özelliği ve özel yeteneği olan bireyleri unutur geçeriz.

Siz hangi değerleri okullarda ön planda tutarsanız insanlar o olmak için yarışır. Ancak her okulda bir tane birinci çıkarabilme şansınız varken; aynı okul da öğrenci sayınız kadar kişilikli, dürüst, düşünen, değer üreten, vatanını, milletini seven ve milli ve manevi değerlerine sahip çıkan (ve başarılı) insanlar kazanabilirsiniz.

Sizce hangisi daha değerli ve önemli?

Not: Bunları gerçekleştirmek için azami gayret ile çalışın ve emek sarf eden bütün öğretmen ve idarecilerin yeni eğitim (terbiye) ve öğretim yılını tebrik ederim.

 

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu
Kapalı