18 Temmuz 2018 Çarşamba, 08:30
Kazım Çetinkaya
Kazım Çetinkaya kazimcetinkaya0202@hotmail.com Tüm Yazılar

Nezaket Medeniyetini Kaybeden Millet

Nezaket Medeniyetini Kaybeden Millet

 

Sosyal medyada atılan twitlerden tutun da günlük yaşamda kullanılan kaba ve nezaketsiz ifadeler, bizi insanlığımızdan utandıracak derecede hoyrat ve küstahça!…

Uygarlığın çocuğu olan kabalık bu kadar günlük yaşantımızda yer edinince ,medeniyetin çocuğu olan nezaket hayatımızdan çıktı maalesef!..

“Büyüklere hürmet, küçüklere merhamet “ le emr olunan bir inancın mensupları olarak, yaşlılarımıza hürmeti, çocuklarımıza da merhameti unuttuk!..

Modern dünyamızda kim daha fazla kaba ve hoyrat davranıyorsa, o züppeliğin zirvesine tırmanmış oluyor. Bizden büyük olanlara “siz” diye hitap etmek tarihe karıştı.

Avrupa’lı gezgin Guer, eski insanımızın edep ve nezaketini şöyle anlatıyor.:

 “Türklerin pek mükemmel muâşeret (insanlar arası iyi münasebet) usulleri vardır…Birbirleriyle karşılaştıklarında sağ ellerini göğüslerine götürmek suretiyle selâmlaşırlar…”

Osmanlı Devleti’nde dokuz yıl kalan Fransız gezgin Brayer ise şöyle diyor:

“Türk halkının üstü başı çok temizdir Hâl ve tavırlarında büyük bir asâlet, yüzlerinde tatlı bir sükûnet ve nezaket vardır! Konuştukları dil tatlı ve ahenklidir!..

Ama bu gün o çok kıymetli olan, ve ecdadımızın mükemmel sahip olduğu muhteşem değer nezaket’e maalesef rastlayamıyoruz.

O kadar ki, kitap okumanın, okuyabilir olmanın nasip işi olduğunun farkında olan  ecdadımız, “filan kitabı okudum” demek yerine, hem kitaba, hem muhataba saygısızlık olmasın diye “filan kitabı ziyaret etmek nasip oldu” şeklinde mütevazi bir ifade kullanırdı.

Ecdadımız o kadar nazikti ve kelimeleri öylesine bir özen ve dikkatle seçerdi ki, “yakma” fiilinin ( yürek yangını, ev yangını, orman yangını gibi) kötü çağrışımlarına meydan vermemek için, “ocağı yak”, “ışığı yak”, yerine, “ocağı uyandır”, “ ışığı uyandır” demeyi tercih ederdi.!…

Bir pencerenin önündeki sarı çiçek, “Bu evde hasta var, lütfen sessiz olun” anlamına gelirdi. İnsanlarımız bu mesajın anlamını algılar, ille de konuşmaları gerekiyorsa, sessizce fısıldaşarak o evin önünden geçer, bazen de birkaç dakika durup o hastaya şifa için dua ederlerdi.

Pencerenin önüne konmuş kırmızı çiçek ise; “Bu evde gelinlik çağda kız/ kızlar var; evin önünden geçerken konuşmalarınıza dikkat edin” anlamına gelirdi.

Kız istemeye gelindiğinde, damat adayının namaz kılıp kılmadığını, dinine bağlı olup olmadığını sormak nezaketsizlik sayıldığından, belli etmeden pantolununun (ya da şalvarının)diz kısmında iz olup olmadığına bakılırdı.

Şimdilerde ise nezaketi, görgü kurallarını unuttuk. Medeniyeti, adabı, ahlakı rafa kaldırdık!.. En kaba ve hoyrat ifadelerle birbirimize hitap etmeyi marifet sayıyoruz.

Siyaset arenasında liderlerin veya onların yardımcılarının, üyelerinin, birbirlerine hitap ve höykürmelerini örnek alan yeni nesil, çok daha kaba ve âdap dışı konuşabiliyor.

Kaba ve nezaketsizce birbirlerine hitap eden babaları gören çocuklar, bahçede oynarken, en galiz ve ahlaksız ifadelerle birbirlerine hitap edebiliyor ve bunu çok sıradan , normal görüyor!..

Kendisinden 40-50 yaş büyük olan insanlara “siz” yerine “sen” diye hitap edebiliyor, bizim nezaketten ve medeniyetten yoksun evlatlarımız!..

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz