Köşe Yazıları

Nereden Nereye: Savunma Sanayii

Son on beş, yirmi yıl içinde fevkalade önemli  yenilik, gelişme ve  değişikliklerin gerçekleştirildiği  alanlardan biri de Savunma Sanayi alanı. Bu alandaki gelişmeler; hepimizin, herkesin gurur duyduğumuz bir hızla ilerleme kaydediyor. Tamamen yerli ve milli imkanlarımızla, Türk mühendis ve işçilerimizin el emeği ve göz nuruyla ortaya konan eserler; gücümüzü, azim ve irademizi bütün dost ve düşmanlara açıkça gösterip kanıtlamakta.

Orta yaşlardaki insanlarımız, daha düne kadar içinde bulunduğumuz sıkıntıları, çektiğimiz çileleri, maruz kaldığımız haksızlıkları çok iyi hatırlayacaklardır. Batı dünyası, güya dost ve müttefiklik maskeleri ile bizi yıllarca oyalayıp  sanayi ve teknolojide gelişip ilerlememize engel oldular. Söyledikleri hep şu idi: “ Size makine, araç-gereç, motor, mamul madde, silah vs mi lazım? Siz boşuna zahmet etmeyin. Bize tarım ürünleri verin, biz de size sanayi ve teknoloji ürünleri verelim. diyerek bizi oyaladılar. Böylece kendi ağır sanayimizi kurmamıza, fabrikalaşmamıza, teknolojik ilerlememize hep engel oldular. Biz de maalesef bir Kırıkkale piyade tüfeği ve tabancasından ileriye gidemedik. Vakta ki Kıbrıs Barış Harekatında bunun en büyük acısını milletçe yaşayana kadar… Hatırlanacağı gibi Kıbrıs Barış Harekâtı öncesinde (1974) Amerika cumhurbaşkanı Johnson, dönemin hükümetimize saygısız ve şımarık bir mektup göndermiş ve bizi tehdit etmişti. “Amerikadan aldığınız silahları kullanamazsınız. diye. Buna jetlerin kullandığı benzin bile dahildi. İşte biz, bir an önce kendi yerli ve milli savunma sanayimizi kurmanın anlam ve önemini o tarihlerde acı bir biçimde öğrenmiş olduk.

O yıllardan beri bu alandaki gayret ve girişimler, adım adım gelişip ilerleme kaydetti. Son on-onbeş yıl içinde de elhamdülillah semeresini vermeye başladı. Kötü komşu, insanı hacet sahibi yapar. sözünde ifadesini buldu. Artık Batı, bizi o sahte dostluk ve müttefiklik maskeleriyle oyalayamıyor, durduramıyor. Kendi yağımızla kavrula kavrula,  kendi tırnağımızla başımızı kaşıyoruz. Hem de en iyisini, en modernini üreterek…

Bugün Savunma Sanayimiz, göğsümüzü kabartan, gurur veren bir çalışma ile hamle üstüne hamleler geliştirmekte. Örneğin; karada toplarımız, tüfeklerimiz, zırhlı araçlarımız, modern savaş araç-gereçlerimiz, yalnız silahlı kuvvetlerimizin ihtiyacını karşılamaktan öte, dışarıya da ihraç edilmekte. Havacılık alanında savaş helikopterlerimiz semalarımızı korumakta; dosta güven düşmana korku salmakta. Füze ve roket materyallerimizle, yerli ve milli uçağımızı, jetlerimizi üretmenin ilk adımlarını atmaktayız. Denizcilik alanda artık kendi tersanelerimizde kendi yerli ve milli muharebe gemilerimizi yapmak ve satmak konumundayız.

Kırk-elli yıl önceki sıkıntılı yıllarımızla kıyaslandığında bu gelişmeler, her Türk’ün, hepimizin başını dik tutan, göğsünü geren başarılar. Sevinçten duygulanıyorsak, hatta ağlamaklı oluyorsak, bu güzellik; bize bu günleri yaşatan Türk mühendis ve işçilerinin zaferi… Allah hepsinden razı olsun. Onların el emeği ve göz nurlarının ürünü olan bu muhteşem eserler sayesinde güvenliğimiz  ve sınırlarımız emin ellerde. Artık  bölücü teröristlerin ensesindeyiz. Onları gölge gibi takip ediyor ve inlerinde vuruyor, vurabiliyoruz. İHA’larımız ve SİHA’ larımız, terörist  sürüngenlere asla fırsat vermiyor. Artık kimse bizi:“ Silahlarımızı kullanamazsınız. gibi bencil ve saygısız ifadelerle tehdit etmiyor, edemiyor. Bunun ne demek olduğunu, orta yaş ve üstündeki insanlarımız gayet iyi bilirler.

Bu vesileyle bize millet olarak bu güzellikleri yaşatan, bu eserleri üreten herkese(yöneticisi, siyasetçi, memur, amir, mühendis, işçi…) minnet ve şükranlarımızı sunuyor, elinize, emeğinize sağlık diyoruz. Allah hepsinden binlerce defa razı olsun.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu