Köşe Yazıları

NEDEN HOŞGÖRÜ VE SAYGI ?

NEDEN HOŞGÖRÜ VE SAYGI ?

Önce siz sevgili okuyucularıma bir soru:

-Siz kendi akıbetinizi biliyor musunuz? Cennete mi gideceksiniz;yoksa öbür tarafa mı?

Kesin olarak bilemiyorsunuz değil mi?Hepimiz ümit ile korku arasında beklemekteyiz.

Peki başkalarınınkini nasıl biliyorsunuz? Onları da öyle görüyorsunuz değil mi? Onların da iki yana da aday olduğunu düşünmektesiniz.

Öyle ise kimseye karşı peşin hükümlü olamayız.Ne kötü yana,ne de iyi yana.Çevreye karşı gösterilecek olan şey,hürmet,saygı ve hoşgörü…Çevreden de beklediğimiz aynı şey.Zaten saygı göstermeyen saygı göremez.

Saygı görmek isteyenler saygı göstermeli,hoşgörü ile muhatap olmayı ahlak haline getirmelidirler.Çünkü bilmiyor kendi akıbetini de,onlarınkini de…

Ola ki,küçük gördükleri cennete,kendisi de aksi istikamete yollana.İkisi de mümkündür çünkü.

Şimdi sizlere bu konuda son derece düşündürücü bir hadis özeti arz etmek istiyorum.Öyle geliyor ki,siz de okuyunca benim gibi saatlerce düşünecek,sonra da çevrenize karşı tavrınıza çekidüzen verecek,herkesle iyi geçinme ve hoşgörü içinde olma konusunda bir kat daha kuvvetlenecek,kimseyi hafife almayacaksınız.

Başlarına kuş konmuş da hemen uçacakmış gibi sakin dinliyorlardı Kâinatın Efendisini.O da,ibret alıp ikaz olacakları olayları bir bir sıralıyor,çevrelerine karşı takınmaları gereken tavrı telkin eden örnekleri sunuyordu.Ashabın bütün dikkatiyle dinlediği şu olayı da anlattı tane tane.Buyurdu ki:

“Beni İsrail’de birbirine zıt anlayışta iki insan vardı.Biri günahkâr,öteki de ibadetli halde yaşıyorlardı.İbadetli olan günahkâra her fırsatta yapma diyor,sık sık ikaz ediyor,bazen de sertleşerek yapıyordu bunu.İbadetlinin ötekine olan müdahalesi sertleşip rahatsız edici hale gelince adam da sertleşerek dedi ki:

Beni Allah’ımla baş başa bırak.Sen benim günahlarımı tespit ve teşhis müfettişi misin?

Bu çıkış ibadetliyi kızdırdı O da dedi ki:

-Allah seni affetmeyecek vallahi.Sen cenneti asla göremezsin.Bunu böyle bil!

Böylece aralarındaki iyi münasebet bozulan bu iki kişi bu haldeyken öldüler.İkisi de Allah’ın huzuruna çıktılar.Allahü Teala ibadetliye şöyle seslendi:

-Benim af selahiyetim ve iradem senin elinde miydi ki kuluma,Allah seni affetmez,cennetine koymaz,diye kestirip attın.Benim adıma cennet cehennem paylaştırması yaptın!

Bundan sonra günahkâr adama dedi ki:

-Haydi sen doğruca cennetime.

Ümit kestiren adama da dedi ki:

-Haydi sen de doğruca cehenneme…

Evet,şuurlu ve mantıklı bir insan hiç kimseyi hafife alamaz,basit göremez.Bilmiyor çünkü,onun nereye,kendisinin nereye gideceğini.Sonucu kendisi değil,cennet ve cehennem tasarrufunda olan Allah (c.c)tayin etmektedir.Zaten inancımıza göre hiç kimseye ümit kestirilemez,garanti de verilemez.Korku ile ümit arasında bekler bütün Müslümanlar.

Durum böyle olunca herkesle iyi diyalog kurmak,hoşgörü ile geçinmek bizim asıl görevimizdir.Kimseyi horlamak,dışlamak yanlıştır.Çünkü sonucun ne olacağını bilemiyoruz.

Kendi gözümüzdeki merteği görmezden gelip,başkalarının gözündeki çöple insanları yargılamak ukalalığı ve hastalığı ne yazık ki günümüzde çok yaygın hale geldi.Ama başkalarını yargılamadan önce kendimizi sorgulamamız gerekmez mi?Ya da başkalarının savcısı,hakimi hatta infaz memuru olmak yetkisini bize kim verdi?

 

 

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı