Köşe Yazıları

Ne Olacak Şimdi!

Dünyanın mevcut yapısını değiştiren Koruna Virüsü, refakatçimiz olmaya devam ediyor.

Gölge gibi, gâh önümüzde ilerliyor, gâh arkamızdan takip ediyor.

Başımızı hangi yöne çevirsek, sanki bize bakıp sırıtıyor gibi!..

Göremiyoruz, ah bir görebilsek seni!..

Belki gardımızı alacağız…

Ağzının ortasına, iki yumruk indirivereceğiz ama!..

Nerede, rüzgârın toz zerrecikleriyle oynadığı gibi, bizimle oynuyor.

Bir sağdan vuruyor, bir soldan vuruyor.

Bazen tam karşıdan yumruğunu öyle bir sallıyor ki, feleğimiz şaşıyor, darma duman oluyoruz.

Dünyanın en zenginleri, maddi güç sahipleri bile çaresiz kalıyor bu görünmez düşman karşısında.

Öyle dur durak da dinlemiyor.

Ahbap-çavuş, hatır-gönül, yağlı-yağsız,  şişko-sıska, zengin-fakir, hiç mi hiç umursamıyor.

Her şeyi paradan ibaret gören bu dünyanın şeytanları bile, kaçıp saklanacak delik arıyorlar.

Arıyorlar da nafile!

*

Bir bakıyorsunuz çevrenizdekiler birer birer eksiliyorlar.

Daha akşam beraber olduklarınız, çay kahve içip sohbetlerin alasını yaptıklarınız, bir an da yanınızdan uçup gidiyorlar.

Sadece arkasından bakakalıyor insan.

Ne tutabilmek için, bir hareket yapabiliyorsun, ne bir söz söyleyebiliyorsun!

Ne de bir kaç dakika yanı başına dikilip helâllik alabiliyorsun!

Sadece, ama sadece mahzun oluyor, üzgün gözlerle ardından bakıyorsunuz.

Belki sen de gitmek istiyorsun, ama yalan dünya işte, kanmışlığımız var bir kere,

Sözleşmişsin, hiç ayrılmamacasına!..

Aslında belki de seviniyorsunuz, daha benim gidecek zamanım var diye!

Malum korku başa bela!

Köşe bucak kaçıyor, saklanacak yer arıyorsunuz.

**

Seviyorsunuz, elini tutamıyorsunuz,

Başını omuzuna yaslayamıyorsunuz.

Sarılıp, kucaklaşıp bir hasret gideremiyorsunuz.

“Maske, sosyal mesafe, hijyen kurallarına uyum”

Maske takıyor, nefes almakta zorlanıyorsunuz; ama nefessiz kalmaktan iyidir.

Fiziki mesafe diyor, sağırlar gibi bağırarak konuşuluyor, ama olsun sağır olup, hiç duymamaktan iyidir.

Hijyen diyor, hastalık derecesinde elimizi, yüzümüzü soymaya başlıyorsunuz, ama hastane köşelerinde yoğun bakımda yatmaktan iyidir.

Çok mu gerekli?

Evet, çok gerekli, sosyal yaşantımız kısıtlasa da,  yaşam tarzımız değiştirse de, hayata bakış açımız farklılaştırsa da, çok ama çok gerekli.

***

Belki, an gelir bunların tamamına hasret kalabilirsiniz.

İnsan olarak, bazı söylenenleri hep yanlış anlıyoruz, hep abartarak yaşamayı seviyoruz.

Yani aşırı rehavet!

Ta ki başımıza gelene kadar!

O zaman da iş işten geçiyor.

“Ah ulan ah, zamanı mıydı şimdi!” diyorsunuz

Dilimize pelesenk olmuş, hep aynı nakaratı söyleyip duruyoruz.

“Ne olacak şimdi?”

“Aslında sorun belli, çözüm basit!”

“Kontrollü sosyal yaşam!”

Daha ne duruyorsunuz!

 

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu
Kapalı