Köşe Yazıları

Nakkaş

Nakkaş

Gün olur kelimeler nefesini tüketir kalemin ucunda,

Sonbahar misali dökülür hüzünler avuçlara, mısralara, okul sıralarına,

Bir tebessüm doğurur kainat;  Züleyha ÇELENK’in yüreğinde…

 

Adıyaman Anadolu Lisesi öğrencimiz sevgili ve kıymetli Züleyha ÇELENK’in Öğretmenler Gününe mahsus yapılan yarışmada Adıyaman’da birinci olmasını sağlayan yazısı eşliğinde, sizleri gönül dünyamıza yolculuğa davet ediyorum…

 

Nakkaş

Bakışlarınızı kendisinde kilitleyen kaç kişi var hayatınızda? Her anınıza şahit olan kaç kişi? Ağladığınızda ne oldu demeden mendil uzatan kaç kişi? Anne babanızdan başka kim kızım dedi size? Ve kim hayatı 40 dakikalık bir ders saatine sığdırdı? Kim saatlerce, aylarca hatta yıllarca dil döktü geleceğiniz için? Evet! Kutsal meslek sahipleri öğretmenler… Şükür sebepleri. Kalem mi kutsal, defter mi, maaş mı? Yoksa yürek mi, gönüllülük mü? Ey! Kollarını bir harfi öğretmeye veren Musab bin Umeyr’ler!Her haliniz bizim içindi geç fark ettik. İlkokuldaki bakışlar lise içinmiş. Lisedeki terler üniversite içinmiş. Hayatı öğretme çabanız temiz bir kefen içinmiş. Gözdeki umut, alındaki ter bizden başkası için değilmiş.Ahakan yilan

Nakşedilenler sayılamayacak gibi. Her birimizin kalbini, karakterini göz nuru nakışlar gibi işlediniz. Oturduk beraber en zorlu hayatları en güzel boyalarla boyadık. Evladım, yavrum derkin ki göz ışığınız kalbimizi aydınlattı. Monotonluğu uzaklaştırdınız. Her yeni güne yeni umutlarla başlamayı işlediniz. Bize matematikteki sayıların hayat tanımını yaptırdınız. Her sayının dünya demek olduğunu öğrettiniz. İşte bunlar işlediklerinizin bir kısmı. Öğrettiklerinizi Henry Adams ‘ Bir öğretmen ebediyete hükmeden insandır. Tesirlerinin nerde biteceği asla bilinemez’ sözüyle konuyu özetlemiştir.

Hayat, ne fizikten ne kimyadan ne de biyolojiden ibaret. Yaşam ölümden ibaret. İbretten, ihanetten, gözyaşından ve de tebessümden. Siz bize yalnız olmadığımızı hissettirdiniz. Nasıl mı? Zil çaldı hayat başladı. Öğretmen sınıfa girdi dik durduk. Dik durmayı öğrettiniz her şeye ve herkese rağmen. Selam aldık oturduk. Susmayı öğrendik yanlışı doğruyu kendi içimizde ayırt ederek. İzin almayı öğrendik. Kimsenin felsefesini, hayatını çalmamayı. Yeni kitap kokusunu nakşettik kalbimize. Derse başladık dinledik, dinlettik, belki daldık belki güldük, zil çaldı ve o ritim keyfe kâfi geldi. 40 dakikalık hayata bir ömür sığdı mezun olduk fikirlerimizden. Şimdi uygulamadaydı sıra. Evlere dağıldık ve kendi dünyamızı kurduk. Dünya’ya açtığımız iki çift pencere renklendirildi. Tek hedefimiz var iyi not almak, onların tek hedefi var onlarca kişiye iyi not aldırmak. Eski sıralarda yeni umutlar yeşerdi. Zamanımızda da var öğretmenliğe görev diyenler. Görev olsaydı, öğretmenden arkadaş olmazdı, dost olmazdı, gözyaşı olmazdı. Ne mi olurdu? Kâğıdı sadece mürekkep ıslatırdı. Bizim kâğıdımızı gözden akan yaşlar ıslatıyor.

Ve şimdi güllerin açması için emek veren bahçıvanlar! Keşfedenler ama keşfedilemeyenler! Öğretmenim! Güler yüz, tebessüm, huzur dilerim Allah’tan sizler için. Eksik olmasın o kocaman yüreklerde yumuşaklık. Belki farklı karşılarsınız ama gözyaşınız da bitmesin gözlerinizde. Aksın yanaklarınıza insin kalbinize. Siz öğretmediniz mi? Dünya gibi üç günlük yaşam mücadelesi verilen bir yerde gözden akan yaşın okyanus oluşturduğunu. Her sayılan sevilen insanların kuyusuna indiğimizde sizleri görüyoruz öğretmenim. Kalem oynatmak ne demek sizden öğreniyoruz. Ve son olarak  nasıl yaşanılması gerektiğini değil de nasıl ölünmesi gerektiğini öğrettiğiniz için teşekkür  ediyorum. Ekmeğinize, emeğinize, terinize, mürekkebinize rahmet dolsun.

 

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu
Kapalı