Köşe Yazıları

MUTLULUK LÜKS OTOMOBİLLERDE, GÖRKEMLİ VİLLALARDA DEĞİLDİR.

MUTLULUK LÜKS OTOMOBİLLERDE, GÖRKEMLİ VİLLALARDA DEĞİLDİR.

Huzur ve mutluluk, arayıp bir türlü bulamadığımız iki güzel kavram. Kaf Dağı’nın ardında ararız çoğumuz. Çoğunlukla mutluluğu ıskalarız, gözümüzü ve gönlümüzü çok uzaklara diktiğimiz için!

Mutluluğu büyük işlerde, önemli şeylerde aramamız en büyük hatamız…Oysa mutluluğu keşke lüks otomobillerde, görkemli villalarda, pahalı başarılarda aramak yerine gözden kaçırdığımız küçücük ayrıntılarda arayabilseydik…

Yani kendi içimizdedir mutluluk… Kazandıklarımızda, yahut kaybettiklerimizde değil…

Örneğin sıcak bir “merhaba” sesidir mutluluk! Bebeğimizin kokusu, ya da çocuklarımızın tebessümüdür mutluluk!

Öpüp sunabilmektir bir gonca gülü sevdiğimiz bir insana. “Hoş geldin” diyebilmektir gülümseyerek evimize gelen bir sevdiğimize!..

Yaşamın güzelliklerini görebilmek adına, alınan her nefesin, bu anlamda Yüce Yaratanın bir ikramı olduğunu anlamaya çalışmaktır mutluluk.

Mutluluk algılayıp yaşamaktır tüm mevsimleri sundukları güzelliklerle beraber! Seyretmektir pencere kenarına serpiştirilen ekmek kırıntılarını yiyen güvercinleri!

Secde edebilmektir Allah’a göz yaşları eşliğinde vecdle  umutla ve heyecanla!  Muhammed (s.a.v)’in kokusunu alabilmektir her çiçekte, kardelen’de, palmiye’de ve  her gonca gül’de mutluluk!

Eldekini, avuçtakini fark edip, kadir ve kıymetini bilerek, olanı başkalarıyla paylaşmaktır mutluluk! Sadece karşılaştığımız engelli kardeşlerimizi gördüğümüzde değil, her zaman kendi vücudumuzdaki harika ve büyüleyici mükemmel sistemin farkına varabilmektir mutluluk!

Karşılıksız, menfaatsız ve hesapsız sevebilmektir mutluluk. Fena ve fanilerin bir gün bizi yarı yolda bırakabileceklerini bilip “Bana Allah yeter” diyerek, her şartta şükredebilmek ve yalnız Allah’a teslim olmaktır mutluluk!

Aynı derecede önemli olduğunu kavrayıp, yağmura da güneşe de sevinmektir mutluluk! Her an taze heyecanlar duyabilmektir hayatın zikzaklarında!..

Aslında mutluluk, hiç tanışmadığımız , yabancısı olduğumuz bir duygu değil, tam aksine yakından tanıdığımızdan dolayı kanıksadığımız bir duygudur.

Öncelikle keşfetmeliyiz elimizde var olan değer ve güzellikleri ve şükretmeliyiz sahip olduğumuz imkânlara! Kendimizi telef etmeyelim bizi bütünüyle aşan imkânsızlıklara!

İhtiraslarımız ile hasetlerimiz olmasın mutsuzluklarımızın kaynağı! Kaba-saba bir hayat yaşamak yerine, bir sanatkâr duyarlılığı içinde yaşamak, çözümsüz zannettiğimiz pek çok sorunu çözecektir.

Yaratılmışların en güzeli ve en şereflisi olarak yaratılan bizler bilmeliyiz ki, en şiddetli kışlar en gürbüz baharlara gebedir. Hiçbir kış ebed müddet değildir.

Eğer gök gürlemez, şimşekler çakmasaydı, semâvat ağlamayacak ve yeryüzü gülmeyecek ve gülüşlerinden yeryüzü Şehbal açmayacaktı.

Başkasının ekmeğine, başkasının evine, başkasının başarısına, başkasının servetine, başkasının makamına, başkasının mutluluğuna göz dikip kendimizi heder etmeye gerek yok.

Bizde saklı olan aradığımız şeyi bulabilmek için gözlerimizi sadece kendimize çevirmeliyiz, kendi içimize bakmalıyız. Gariptir ki, kendi içine bakmak aklına gelmez pek çok insanın. Bu nedenle mutsuz yaşayıp mutsuz ölüyor çoğu insan!

10.12.2018   Kâzım ÇETİNKAYA

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu