Son Dakika
17 Temmuz 2018 Salı
21 Mart 2018 Çarşamba, 09:01
Orhan Samsatlıoğlu
Orhan Samsatlıoğlu orhansamsatlioglu0022@gmail.com Tüm Yazılar

Muhbirlik – Muhabirlik : 1

 

Muhbirlik – Muhabirlik : 1

Yazı başlığımıza konu olan kavramlar, Arapçadaki ‘’ haber’’ sözcüğünden gelir. Herhangi bir konunun bir kişi veya kurum tarafından başka kişi veya kurumlara aktarılması (iletilmesi) demek haber. İletilen mesaj, o mesajın içeriği…

Amaç; kişilerin veya toplumun ihtiyaç duyduğu veya güncel konularda bilgilendirilmesidir. Geçmişten günümüze bu işlem  ( haberleşme=iletişim);  ağaçlara ve  mağara duvarlarına çizilen şekil ve yazılardan , yakılan ateşlerden, tamtam çalmalarından tutunuz; posta güvercinlerine, özel ulaklara dayanır. Zamanla işin içine teknolojinin girmesiyle, yerini modern yöntemlere terk eder. Böylece devreye telgraf, telefon, teleks, faks vb. cihazlar girer.

Geçmişten günümüze hayvan, insan ve dijital cihazlarla yapılan bu haberleşmeye şimdilerde ‘’iletişim’’ diyoruz.

Muhbir sözcüğüne gelince, ilk etapta biraz olumsuz ve uzak  durulması gereken olumsuz sicilli  bir kavram olarak çıkıyor karşımıza. Oysa sözcüğün kökeni ve çıkışı  şudur:  Bir kişinin yasal (meşru) olmayan bir durumu, ilgililere ve yetkililere haber vererek önlenmesini istemesidir.

Muhbirliğin kökeni  ve çıkışı bu…  Normal ve olağan bir işlem. Ancak ne var ki zaman içinde bu kavram da kullanım itibariyle amacından saptırılıp yalan yanlış, olur- olmaz birçok keyfi ve gereksiz art niyetli amaçlarla kullanılınca özünden uzaklaşmış ve muhbirlik, yasa dışı olayların ilgililere bildirilmesinden uzaklaşıp iftiracılığa, karalamaya, ispiyonculuğa dönüşmüştür. Onun içindir ki muhbir veya muhbirlik; artık tamamen olumsuz, kaçınılması gereken kötü bir davranış olarak toplum hafızasında yerini almıştır.(Tıpkı bazı Şener Şen- İlyas Salman filmlerinde, İlyas Salman’ın, rol  icabı  her konuyu hemen birilerine iletip ispiyon etmesi gibi…)

Muhbir sözcüğü artık böyle sicili bozuk bir kavram olarak günlük konuşmalarımızda yerini aladursun, muhabirlik ise normal ve olumlu anlamını sürdürmeye devam etmekte. Muhabir sözcüğü; en basit anlamıyla ‘’haber veren= haberci’’ demek. Bu; bir kişi de olabilir, bir kurum veya kuruluş da… Eğer haber verme işi birçok kişi tarafından (kurumlarca) yapılıyorsa, bunu yapan kuruma ‘’haber ajansı= ajans’’ diyoruz. Yok, sadece bir kişi ise bunu yapan, ona da ‘’muhabir’’ diyoruz.

Bu basit hatırlatmadan sonra konuyu medya haberciliğine gazete, radyo ve tv. haber sunuculuğuna bağlamak istiyorum. Günümüzde bu işi radyo veya tv. de gerçekleştirenlere ‘’spiker’’ diyoruz. İngilizce kökenli bir sözcük. Çok önemli, bir o kadar da hassas ve sorumluluk gerektiren bir meslek… Milyonlarca insanın karşısına geçerek, onlara yurt içinde, ve dışında kişisel görüş ve yorum katmadan dosdoğru bir biçimde, güzel bir dille aktarmak… Paylaşılmaya konu olan haberi sade, yalın, anlaşılabilir ve tarafsız bir biçimde izleyici ve dinleyicilere aktararak onların doğru bilgilendirilmelerine  yardımcı olmak… Biraz dikkat edildiğinde, gerçekten kutsal ve bir o kadar da önemli bir meslek… Gerçek bilgiye, gözleme, tanıklığa, sağlam delillere dayalı; duygusallıktan, taraf tutmaktan, dedikodudan, kinden, iftiradan, gıybetten, siyasi tarafgirlikten uzak, berrak ve steril bir meslek…

Peki; acaba olması gerekenleri bunlar iken, günümüzdeki canlı örnekleri nasıl bu işin ? Geçmişteki TRT geleneğinden günümüze geldiğimizde (özel radyo tv. kanallarının çoğalmasıyla) bu muhabirlik = spikerlik mesleği hangi değişikliklere ve olumsuz gelişmelere uğradı? Ne gibi olumsuzluklar gösterdi? TRT ‘nin örnek uygulamaları zamanla özel radyo ve tv.ler marifetiyle (!) hangi dejenerasyonlara tabi tutuldu? Bu konuya da gelecek yazımızda değinmek üzere şimdilik selam ve dua ile…

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz