Köşe Yazıları

Mottolar ve Elektrik Abonesi Polemiği

Türk dilinin çok büyük bir kelime havuzu olduğunu ve bu nedenle de dünyada en iyi anlaşılabilen dil olduğunu bilmeyen yoktur…

Ama buna rağmen özentiden midir, yoksa anlatılmak istenen şeyi ifade edememekten midir bilinmez bazen yabancı kaynaklı veya uydurukça kelimeleri de kullanmak durumunda kalınıyor.

Dile yeni katılan bu yabancı kaynaklı veya uydurukça kelimeleri en çok da sanat ve siyaset camiası tanıtıyor ve toplumun günlük konuşmalarına dahil olmasını sağlıyor…

Bazen, bir bakıyorsunuz spor, magazin, politika veya ekonomi haberlerinin içerisinde ve üstelik bütün dergi, gazete, radyo ve televizyon haber kanallarında, reklamlarda, sosyal paylaşım alanlarında ve filmlerde/tiyatrolarda yani hayatın bütün alanlarında daha önce hiç duyulmamış veya yabancı kökeninden dolayı dilimizde kullanılmamış yeni bir kelime kullanılmaya başlanmış… Habercisi, yorumcusu ve hatta habere konu edilen kişisiyle herkes topyekun bu kelimeyi kullanıyor veya tartışıyor… İşte buradan anlamamız gereken şey o bir anda kullanılan kelimeyi bize ezberletme operasyonu, yani özenle hazırlanmış bir algı operasyonuyla karşı karşıyayız…

Mesela şu ara sık duyduğumuz “motto” kelimesi gibi…

Kiminin Yunanca, kiminin Fransızca olduğunu söylediği yani kökeninden bile emin olamadığımız bu kelime (Türk Dil Kurumu’nun sözlüğünde) dilimize İtalyanca’dan geçmiş olarak tarif ediliyor ve anlamı da “özdeyiş” veya “slogan”mış…

Bu kelimeyi günlük kullanıma servis eden kesime bakıyoruz Tarım ve Orman Bakanlığı… Üstelik de en üst makam tarafından bizlere sunulan bu kelimeyle bize ne kazandırdıklarını düşünmemizde fayda var…

Kendisine tarafsız insan süsü vermiş bazı “Politikacı Sözcüleri” (bunlara trol da diyen var) algı operasyonlarında en önemli görevi üstelniyorlar; onların yaptıkları programlı çalışmalar sayesinde esas gündem değişiyor ve halk servis edilen sözcük veya suni gündemle oyalanmış oluyor…

Mesela, esas gündem doğalgaz, akaryakıt ve elektrik başta olmak üzere piyasayı allak-bullak eden zamlardı; 20 Aralık’ta başlayan ve ekonomimizi alt-üst eden bu zamlardan kurtuluşun yolu dar gelirli insanlara maaş zammı, ikramiye artışı ve diğer maddi desteklerdi… Ama bu yapılmadı, onun yerine başka suni gündemler oluşturularak dikkatler dağıtılmaya çalışıldı…

Gelelim yeni oluşturulan gündeme: CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, her muhalefet liderinin yapması gereken bir etkinlikle elektrik zamlarını gündemde tutmak üzere bir video yayınladı. “Bu zamlar geri alınıncaya kadar elektrik faturası ödemeyeceğim” diyen Sayın Kılıçdaroğlu, söz konusu videoda “enerjiye yapılan zamlar 3 yılda yüzde 400’ü aştı. 2021 yılında toplam 3 milyon 449 bin 344 abonenin elektriği kesildi” dedi. Bu açıklamanın yanlış anlaşılacağını ifade eden Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Sayın Fatih Dönmez de “rakamlar çarpıtıldı, an itibarıyle 278 bin abonenin elektriği kesik” dedi.

Bakıyoruz her iki açıklama da doğru ama “Politikacı Sözcüleri”nin devreye girmesiyle gerçek gündem unutuldu, unutturuldu. Bütün yayın organları ve sosyal paylaşımlarda karşılıklı atışmalara neden olan bu açıklamaları öyle bir servis ediyorlar ki sanki ikisinden birisi yalan söylemiş gibi… Sorunu çözmekten uzak, kiri-tozu halı altına süpürmekle eşdeğer yorumlarla halkın gündemi değiştirilmiş oldu. Şöyle ki; “2021 yılında” elektriği kesilen yaklaşık 4 milyon abonenin veya “an itibarıyle” elektiriği kesik olan 279 bin abonenin yaşadığı mağduriyet çözülmedi, devam eden bir sorun halen var; üstelik de bayram arifesinde… Mesela, emeklilerin bayram ikramiyesinde beklediği artış yapılmadı ama biz kaç abonenin elektriğinin kesildiğini tartışıyoruz…

Sonuç mu; çözümsüzlükten başka bir şey değil. Zamlar yağmaya devam ediyor, paramızın değeri düşüyor, ülke yeni bir seçime hazırlanırken bütün partilerin oy istediği insanlar suni günemlerle nefes alamaz hale getiriliyor… Bu gidişata neden olan yöneticiler de yönetmeye talip olanlar da bize, yani yükü taşıyan dargelirli insanlara yazık ediyor…

Devlet bütçesinin zor günler geçirdiği bu günlerde dar gelirli insanların sabırlı ve olması elbette önemlidir… En tepeden başlayarak halkın tamamı devlet bütçesini sahiplenmeli, israftan kaçınmalı ve mümkün olduğunca çok tasarruf edilmelidir.. Bunu kabul etmemek veya aksine davranmak vatandaş olan herkes için olumsuz davranıştır. Ama böylesi zamanlarda yönetici konumunda olanların üzerine daha büyük sorumluluklar düşüyor. Bu sorumlulukların başında da gerçekçi olmak vardır. Suni gündemlerle, hedef şaşırtacak kelimeleri tartışmakla hiçbir sorun çözülmez. Evdeki tozun halı altına süpürülmesini andıran uyduruk tartışmalarla belki bir zaman kazanılabilir ama nihayetinde hiçbir sorun çözülmez, hatta daha da biriken sorunlar yumağına döner.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu