Köşe Yazıları

Motosiklet Sürüş Keyfi

Yıllar önce bisiklet kullanıyordum. Özellikle okula bisikletle gidip gelmeye çalışıyordum. İlerleyen zamanlarda, bisikletim çalınınca kara kara düşünmeye başladım. Bir şeye alıştıktan sonra, bir an da onu kaybetmek, insanı üzüyor, sıkıntıya sokuyor.

“Kötü komşu adamı mal sahibi yapar” derler, aynen öyle işte. Bu bir ev, araba, arazi, iş, daha farklı bir şey olabilir, hiç fark etmez.

Bir arkadaşın sahip olduğu motosiklete özentimden dolayı, motosiklet almaya karar verdim ve aldım da. Bisikletten sonra motosiklet sürmek, hem daha zevkli, hem de daha hızlı ve pratik oluyor. Kurallara uyduğunuz sürece, gideceğiniz yere kadar keyfini/zevkini çıkara çıkara gidebilirsiniz.

Yıllardır motosiklet sahibi olan biri olarak, her sürüşümde zevkini çıkararak kullanmaya çalışırım. Hele yanında sevdiğin, bir arkadaşın, dostun var ise, değmeyin keyfine.

Motosiklet kullanmak, hem hızlı, hem pratik, hem de yakıt bakımından avantajlı bir araçtır. İşe gidip gelmenin yanı sıra, hafta sonları mümkün olduğu kadar kısa süreliğine de olsa şehir dışına çıkarım. İster bir tepede, ister bir bahçede, ister bir ağacın veya kayanın gölgesinde, isterse bir pınarın, sulak alanın başında yorgunluğumu atmaya, dinlenmeye, temiz havadan faydalanmaya çalışırım.

Manevra kabiliyeti fazla/yüksek olan, her yere rahatça girip çıkan ve park sıkıntısı da olmayan motosiklet, trafikte akarken, hız yapmadan, sadece zevkini çıkaracak bir hızda ilerlemek gerekiyor.

Naçizane öyle yapıyorum. Motosiklet sürüşünde asla hıza takılmıyorum. Bazen bilinçli hız yapmaya çalıştığımda, gayr-i ihtiyar-i hızımı düşürdüğümün farkına varıyorum.

Belki hız yapmamaktan, belki trafik kurallarına uymaktan, belki de korktuğumdan, kaza yapanları gördüğümden olsa gerek; bugüne kadar tabiri caizse bir karıncayı bile ezmemişimdir. Bazen refakatçi arkadaşlarımdan bazıları, “senin motosikletine bindiğimizde, ancak uyumaya başlayalım” diyerek takılırlar. Gülüşürüz, ama ben yine bildiğimi yapar, istediğim gibi hız yaparım. “Güç olacağına, geç olsun” der, geçiştiririm.

Motosiklet sürüşü için gerekli olan teçhizatlarım tam ise, artık yolculuk yapmanın tadını çıkarırım. Keyifli bir sürüş esnasında, bildiğim türkülerden mırıldanmaya başlarım. Hız ibresine bakmam, takılmam. Gözlerim yolda, özellikle virajlarda direksiyon hâkimiyetini kaybetmemeye, daha da tecrübe kazanmaya çalışırım.

Motosiklet kullanırken, bazen kaza yapma ihtimalini düşünürüm. Hele kaza yapan birine rastladığımda, bu düşüncem daha da şiddetlenir. Kaza sonrasında, doğru olmamakla beraber, kaza esnasında neler olabileceğini hayal ederek ilerlerim. Bunu devam ettirirsem, düşüp kaza yapabileceğimi düşünerek, bir an önce bu düşüncelerden uzaklaşmaya çalışırım. Yola odaklanıp, bir türkü tutturup, keyifle yoluma devam ederim.

Motosiklet sürmek muhteşem, ama Allah muhafaza düşmek, kaza yapmak çok berbat bir durumdur. O yüzden anın tadını çıkararak, sürüş keyfini yaşayarak ilerlerim. An, tecrübe, bilgi, tedbir sonucunda, elbette mutluluk, zevk ve selamet vardır. Tedbirini alıp, tecrübeni uygular, kurallara uyarsan, takdir Allah’tandır. Buna rağmen başarısız olup, kaza yapma ihtimalin yok mu, elbette var.

Kaderde olan, elbette yaşanır. Sen yeter ki dikkat, tedbir, tecrübe, doğru zamanlama ve sürüş cesaretinde bulun. O zaman motosiklet sürüş keyfi daha da bir anlam kazanacaktır.

Taksi, belki daha rahat ve konforlu olabilir, ama motosikletin sürüşü ve zevki başkadır.

İnanmayan varsa, kurallara uymak şartıyla bir deneme yapabilir, sonuç tecrübeyle sabittir.

Unutmadan söyleyeyim!

Trafikte dört ve fazla tekerli büyük araçların motosikletleri dikkate almaları daha faydalı olacaktır. Çünkü onların iki tekerli dengeye dayanan bir araçları vardır. Çünkü onlar motosikletleri araç olarak görmüyorlar. Kaportaları yoktur, çünkü kaporta sürücünün kendisidir. Bu konuda birçok araç sürücüsüyle tartıştığımız doğrudur.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu