Köşe Yazıları

Maymunlar Cehennemi

Maymunlar Cehennemi

6 Ağustos 1945 tarihinde Hiroşima kentine atom bombasını bırakan uçağın adı Enola Gay’di. Uçağı kullanan pilot, nükleer bir silah taşıyan uçağa kendi annesinin adını vermişti. O bombanın atılması ile birlikte binlerce çocuğun öleceğini bilen pilot Paul Tibbets, annesinin adını bir ölüm uçağına vermekle, muhtemelen annesini onore ettiğini düşünüyordu. Yıllar sonra, yaptığını vatanseverlik olarak niteleyecek, pişman olmadığını söyleyecekti. Hiroşima’ya atılan atom bombasının adı ise Little Boy’du. Yani Türkçesiyle Küçük Çocuk. Binlerce çocuğu öldüren, binlerce çocuğu sakat bırakan, binlerce çocuğun öksüz kalmasına neden olan bombanın adı Küçük Çocuk’tu. Tabi atom bombası emrini verenler, dünya barışı adına bu silahı kullandıklarını söyleyeceklerdi.

Türkiye, Rojava topraklarına top atışları yapıyor. Top mermilerinin üzerine “Cizre’de ve Sur’da şehit olan silah arkadaşlarımız için” yazısı yazılmış. O top atışları çocukların ölümüne neden oluyor. Muhtemelen o yazıyı yazanların da çocukları vardır ve doğal olarak çocukları için güzel bir gelecek planlarlar. Oysa o ölen çocukların babaları da çocukları için güzel bir gelecek düşlüyorlardı. Sorsanız o yazıyı yazanlara, bunu vatanseverlik adına yaptıklarını söyleyeceklerdir. Savaş kararı verenler de, bunun barışın tesisine katkısı olduğundan dem vuracaklardır.
***
Atom bombası dedik, devam edelim. Pierre Boulle’nin yazdığı, Franklin Schaffner’in çektiği 1968 yapımı Planet of the Apes (Maymunlar Cehennemi) filminde dört astronotun yaşadığı trajedi anlatılır. Aslında trajedi bütün insanlığındır. Bilim kurgunun sınırlarını zorlayan distopik bir filmdir. Dört astronot uzay gemilerinde kış uykusuna yatmışlardır. Uzayda bir zaman kayması yaşarlar. Gemileri bilinmeyen bir gezegene iner. Üç astronot uyanır, dördüncüsü ise uyku kabininde çürümüştür. Gemiden çıkacakları zaman, ekran panelinden MS 3978 yılında olduklarını fark ederler. Zamanda 2006 yıl ileriye gitmişlerdir. Üç astronot yaşam belirtileri olup olmadığını öğrenmek için gezegen üzerinde yolculuğa çıkarlar. Kısa bir süre sonra gördükleri karşısında şoke olurlar. Bu gezegende maymunlar egemendir. Konuşma yetenekleri olmayan insanlarsa bir alt tür olarak yaşamlarını sürdürmektedir. Kahramanlarımızdan ikisi maymunlar tarafından öldürülür, geriye Taylor (Charlton Heston) kalır ama o da maymunlara esir düşer. Maymunlar, insanların konuşma yeteneklerinin olmadığı ve bir uygarlık kuramayacakları görüşündelerdir. Taylor sonunda bir yolunu bulur ve maymunların elinden kurtulup, maymunların çok bahsettiği ‘yasak bölge’ye doğru gider. Yasak bölgede, sahilde at üstünde yolculuk yaparken gördüğü karşısında dehşete düşer. Sadece kafası kalmış Özgürlük Anıtı yerlerdedir. Baştan beri başka bir gezegende olduğunu zanneden Taylor aslında dünyadadır. Nükleer bir savaşla medeniyet yok olmuş, dünya maymunların iktidarına geçmiştir.

Ted Post’un iki yıl sonra çektiği Maymunlar Cehennemine Dönüş’te ise insanlığın hiçbir şeyden ders almadığının altı çizilir. Taylor’u aramaya gelen Brent adındaki astronot, Taylor’u bulmaya çalışırken bir yandan da maymunlara esir düşmemek için kaçar. Bu kaçış onu yasak bölgeye getirir. Arkeolojik bir şehir olmuş New York’un harabe metrosunun içinden geçer. Yer altında yaşayan insanlar vardır. Bunlar kendilerine ait bir din ve tanrı yaratmışlardır. Yer altı sığınağında bulunan, bozulmamış ve insanlığın son mirası(!) bir atom bombası vardır. Bu insanların tanrısı atom bombasıdır. Maymunlar kıtlığa çare bulmak için yasak bölgeye sefere çıkarlar. Bombaya tapanlar ise, saldırıya karşı bombayı patlatmak için hazır beklerler. Tanrılarının sadece düşmanlarını öldüreceğine inanırlar. Marks’tan alıntıyla, tarihte olaylar iki kere tekrar eder: Birincisi trajedi, ikincisi komedidir.

Devletlerin tanrısı silah olmuş. Gezegen, üzerinde patlayan bombalarla yalpalayarak dönüyor. Savaşa meraklı olanlar, bilim kurguyu hafife almasınlar. Albert Einstein’ın; “3. Dünya Savaşı’nı bilmem ama 4. Dünya Savaşı taş ve sopalarla yapılacak” sözünü de hatırlatayım.  Atılan hiçbir bomba sadece düşmanı öldürmez, atanı da öldürür.
***
AKP iktidarı, savaşı Suriye’ye taşıyarak iktidarını pekiştirmek ve Başkanlığa geçmek için iç kamuoyunu tek cephede birleştirmek istiyor. İyi de, Kürtlerle, Suriye’yle, ABD’yle Rusya’yla, İran’la savaşa mı tutuşacaksınız?

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu