Köşe Yazıları

Makam Ve Mevkiler Kime Emanet?

Makam Ve Mevkiler Kime Emanet?

Bulundukları makam ve mevkilere layık olmadıkları halde, o makamlara atananlar, ukalaca kendilerini bey sanırlar. Tıpkı at’a binen aptalların kendilerini paşa sandıkları gibi…

Ben bu göreve layık değilim diye, verilen görevi kabul etmeyip red eden hemen hiç kimse olmaz. Tam aksine herkes, o makama kendisinden daha layık kimsenin olmadığını düşünür ve hatta daha yüksek görevlerin de kendisine tevdi edilmesini talep eder.

Dünya makam ve mevkileri tatlıdır ve yeşil otlaklara benzerler. Orada nemalanmak için yarışa giren zavallı insanlar, kendilerinin o makamlarla imtihan edildiklerinin farkında değiller.

Bir makam uğruna binlerce defa el öpenler, makamların kendileri için hayırlı mı şerli mi olduklarını hesaba katmaksızın, bazen makamları başlarına bela ederler.

Yüzlerine karşı övülmeyi pek çok seven riyakâr insanlarımız, gösterdikleri akılsızlıklarının acı sonucunu düşünmeden, bugün başka, yarın bir başka kalıba girerek oryantal danslarını mükemmel becerirler.

Bukalemun gibi renk ve şekil değiştiren, kıvrak eylem ve söylemleriyle kurnazca insanları aldatan sözüm ona akıllı !(lar), kenarında bekledikleri uçurumların farkında olmazlar.

Aklın yolu birdir. Her zaman en doğruyu ve doğruları araştırmak, bulmak ve değerlendirmek birey ve toplumun faydaları için en elzem yoldur.

Hatır, gönül ilişkileri, ahbap-çavuş münasebetleri, menfaat çıkar nedenleri, makam ve mevkilerde, görev ve yetkilerde ön plana alındığı zaman, o toplumda çöküşü hızlandırır.

Belki çok realist görüş olarak beğenmeyebilirsiniz. Ama gerçeklerin kötü bir huyu vardır ki, mutlaka ama mutlaka bir gün, gün yüzüne çıkarlar. O zaman ileri sürecek bir bahanemiz, arkasına sığınacak bir mazeretimiz kalmaz.

Aklı selim ile düşünürsek aslında, en az bizim kadar herkes her göreve layıktır. Ama sadece o göreve kendimizi layık görüyorsak, demek ki o göreve en layık olamayan bizleriz.

Makamlar ve mevkiler, görev ve yetkiler istenmez verilir. Ancak günümüzde ne yazık ki, bir takım farklı faktörler nedeniyle, göreve layık olan insanlar hiç aranmaz, bulunmaz ve görev tevdi edilmez.

Görev kutsaldır. Ama baştan beri görevi alma ve vermenin içine bin türlü hile ve sahtekârlık katılınca ne görev kutsal kalır, ne de görevli…

Ülkemizde ve ilimizde yaşanan bunca kaos ve sıkıntıların temelinde yatan sebep ne olur sizce? Şapkamızı önümüze koyup, derin bir muhasebe yapmanın zamanı gelmedi mi hâla?

Körlerle sağırlar ne zamana kadar birbirlerini ağırlamaya devam edecekler?

Yıkılır bir gün olur mahkemeler, ma’bedler,

En temiz yerleri en kirli ayaklar çiğner.

Beşeriyyet yeni bir din tanıyıp ilhâdı,

Beşerin hafızasından silinir Hakk’ın adı

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu
Kapalı