Köşe Yazıları

Lütfen Dikkat! ‘Sen’ Değil ‘O’ Hasta

Güzelliği ile bilinen, herkesin âşık olduğu ama kendisine âşık olanlara yüz vermeyen bir Yunan tanrısıdır Narsius. Bir gün ormanda avlanırken gölden su içmek ister ve suya yansıyan görüntü karşısında büyülenir, kendi yansımasına âşık olur. Gölün kenarından bir türlü ayrılamaz ve orada ölür. Efsaneye göre bugün Nergis olarak bildiğimiz çiçeğe dönüşür. Narsistik kişilik bozukluğun da ismini bu efsaneden aldığı söylenir. Tabi bu bir efsane. Gelelim gerçek olanlara.

Geçen gün verdiği röportaj da Sayın Prof. Dr. Nevzat Tarhan; “meslek hayatıma başladığımdan beri yaklaşık 230 bin hastayı tedavi ettim. Bir psikiyatrist olarak en zor vakaların narsistlerin tedavisi olduğunu aktaran Tarhan, bu kişilerin narsistik travma yaşamadan kendi sorunlarının farkında olmadıklarını ifade etti. Tarhan; “Narsist vakalar geldiğinde çok dikkat etmek lazım. O vakalar kendilerinde sorun görmüyorlar mesela evliyseler “Benim yerime eşim gelsin, o tedavi olsun.” diyorlar. Özellikle mesleki başarıları yüksek kişiler bu vaka türüne giriyor, örneğin başarılı iş adamları gibi. Bu vakaların tedaviyi kabul etmesi için genelde büyük bir bedel ödemeleri, narsistik travma yaşamaları gerekiyor. Narsistlerin en büyük korkuları değer verdikleri şeyleri kaybetmektir. Eğer evliliğine, eşine, çocuğuna değer veriyorsa onu kaybetmemek için kendine çeki düzen veriyorlar. En zor vakalar kişilik bozukluğu olan vakalardır.” ifadelerini kullandı.

Çağımızın hastalığı olarak bilinen narsisizmin gençler arasında yaygınlaştığını söyleyen Tarhan, “Narsisizm egoizmin kişilik haline gelmiş şeklidir. Yani herkesin içerisinde doğuştan bir narsisistik çekirdek vardır. En narsisist varlık çocuktur çünkü çocuk kendini sever, kendine hayrandır. İnsan dünyaya geldiğinde ilk sevdiği şey kendisidir. Daha sonra büyüdükçe bu sevgiyi yöneltir. Önce annesine, daha sonra kardeşlerine, oyuncaklarına, ailesine, vatanına, milletine, yaratıcıya yöneltir. Yani insan doğar doğmaz nesne ilişkisi kurmaya başlıyor. Başkaları ve ben demeye başlıyor. Burada önemli olan bu ilişkinin sağlıklı bir şekilde kurulmasıdır” dedi.

“Narsisizmde ilk eğitim çocukluk dönemlerinde başlar. Çocuğun kişiliğini överek büyütürsen ‘Sen aslansın, kaplansın, sen bir tanesin, senin gibi çocuk yok’ deyip kişiliğini översek o çocuk narsistik oluyor. Hitlerin annesi onu çok aşırı övüyormuş. Üstün bir çocuksun, eşin yok senin diye övüyor, ona sahte bir özgüven veriyor. Narsistik kişilerin bir özelliği daha vardır; sıradan olmaktan korkarlar. Başarılı olmalıyım, en önde olmalıyım, üstün olmalıyım motivasyonuyla en ufak bir başarısızlıkta depresyona girerler.

Narsistik kişilik bozukluğu olan kişilerin, ideallerinde oluşturdukları, şişirilmiş ihtişamlı imaja âşık olduklarını söylemek daha doğrudur. Böylelikle, özgüvensizliklerinden uzaklaşmalarını sağlar.

Narsistik kişilik bozukluğu, ben merkezci ve kibirli bir düşünce ve davranış yapısını, diğer insanlara karşı düşüncesiz davranışları, empati eksikliğini ve de hayranlar edinmeye aşırı ihtiyaç duyma hallerini içerir.

Çevrelerindeki insanlar sıklıkla, onları ukala, manipülatif, bencil, buyurgan ve talepkâr olarak betimlerler. Narsist kişinin bu düşünce ve davranış biçimleri, iş, arkadaşlık, aile ve aşk ilişkilerinde, yani kısaca yaşamlarının her alanında kendini gösterir.

Narsistik kişilik bozukluğu olan kişi, kendine bile sorun yaratan davranışlarını değiştirme konusunda aşırı direnç gösterir. Suçu başkalarında bulma eğilimindedir.

Dahası, en ufak eleştirileri, algı farklarını veya anlaşmazlıkları, kişisel saldırılar olarak gördükleri için son derece büyük tepki verirler. Çevresindeki insanlara, bir narsistin şiddetli öfkesine ve soğukluğuna maruz kalmaktansa, taleplerini yerine getirmek daha kolay gelir.

Kısacası;

Kendi önemine dair sürekli böbürlenme, övgü, kibir, tepeden bakma…

Sonsuz güç, başarı, güzellik…

Özel biri olduğunu ve sadece kendi gibi bireylerce anlaşılabileceğini düşünme…

Diğer bireylerin hayranlık ve ilgisine muhtaç olma…

Diğer bireylerin duygularını sömürme ve onları manipüle etme…

Empatiden yoksunluk…

Diğer bireyleri kıskanma veya kendisinin kıskanıldığını sanma…

Gibi davranışlara sahipseniz hastalığınızın veya çevrenizde öyle insanlar varsa lütfen onları tanıyın ve ona göre yol alın. Bu insanlar gerçekte hasta iken, sizi hasta hissettirebilen, yoran, geri bıraktıran, yetersiz hissettirerek hayatınızı felç edebilecek güce sahipler…

Ama ümitsizliğe kapılmayın Siz Değil Onlar Hasta

 

 

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu