Köşe Yazıları

Lafa Bak, Hizaya Gel…

Yurt çapında alınan Koronavirüs önlemlerinden biri de okulların tatil edilmesi. Milli Eğitim Bakanı, kıpır kıpır, hareketli milyonlarca öğrencimizi sabırlı olmaya davet ederken, onlara bir de  söz verdi. Verdiği  söz şuydu: “Okulların açıldığı gün, ilk teneffüsü 40 dakika yapacağım. Size söz.„ Anlamlı, anlaşılabilir ve öğrencilerimiz için güzel bir jest…

Bunun üzerine yurt genelinde kendiliğinden bir kampanya oluştu. Belediye başkanları, STK yöneticileri de destek vermeye başladılar. Onlar da: “81 ilin 81 okuluna hediyeler„ vereceklerini ilan ettiler. Örneğin; Kahraman Maraş, 81 ilin 81 okuluna dondurma; Gaziantep, 81 ilin 81 okuluna Antep fıstığı ve baklava; Siirt; 81 ilin 81 okuluna Siirt fıstığı verecek.  Gayet güzel bir düzenleme. Öğrencilerimiz, okulların açıldığı gün o kırk dakikalık teneffüsünde yurdun değişik bölgelerinden gelen fındık, fıstık, dondurma, baklava gibi  gıdaları ekstradan alacak paylaşacak… Birliğin, beraberliğin, dayanışmanın, paylaşmanın gayet güzel bir örneği. Bu kampanyaya, yurt çapında katılım artarak devam edecek ve öğrencilerimiz, bereketli ülkemizin daha değişik çerezleriyle, gıda maddeleriyle de tanışmış olacaklar. Allah’a şükür gayet verimli topraklarımız ve bereketli ürünlerimiz var.

Bu paylaşım ve güzellik devam ederken bizim Adıyamanlılar Vakfımızın İzmir grubundaki bir hemşehrimizden aynen şöyle bir mesajla karşılaştım: “Kırk dakikalık teneffüs sigarasız olmaz sayın bakanım. 81 ilde 81 okulumuza Adıyaman tütünü bizden.„ Evet, evet aynen böyle… Şimdi Türk Milli Eğitimine kırk yılını vermiş bir eğitimci ve idareci olarak şunları söylemek istiyorum.

1) Eğer bu paylaşım bir şaka ise çok çok gereksiz ve yersiz bir şaka. Bu kadar hassas günlerden geçerken, sade bir vatandaşın kalkıp Türkiye’nin Milli Eğitim Bakanına şaka yapmasının yeri de değildir, zamanı da…

2) Eğer bu paylaşım, şaka değil de gerçek ise, durum çok daha önemli. Yediden yetmişe bütün dünya(el alem) bilir ki tütünün, sigaranın girmemesi gereken yerlerin başında okullar gelir. Okullarda bütün öğretmenler, ellerinden geldiği kadar bu zararlı illetle mücadele ederler ve çocuklarımızı tütünden uzak tutmaya çalışırlar. Sigara içmek, bulundurmak suçtur. Disiplin cezası gerektirir.

  Hâl ve gerçek bu iken benim sevgili hemşehrimin, öğrencilere Adıyaman tütünü vaad etmesi, fevkalade isabetsiz olmuştur. Diyelim ki hemşehrimiz, bu vesileyle tütünümüzün meşhur olduğu mesajını vermeye çalıştı. Yanlış… Baştan sona kadar yanlış. Muhatap olarak seçtiği, okullar ve öğrenciler olduğu için yanlış. Vaad ettiği nesne, zararlı bir madde olduğu için yanlış. Bütün dünya ile birlikte en çok ciğerimize zarar veren bir virüsle mücadele ettiğimiz bir zamanı seçtiği için  yanlış. Yanlış… Yanlış… Yanlış…

Şu sıralar bunun yeri ve zamanı değil. Adıyamanlı binlerce ailenin en büyük geçim kaynağının tütün olduğunu hepimiz biliyoruz. Kota konduğundan beri binlerce ailenin ve onbinlerce çalışanın mağdur olduğunu da biliyor muyuz? Biliyoruz. Siyasilerimiz, etkililerimiz, yetkililerimiz bu konu için her platformda didinip çırpınıyorlar mı? Evet. Hatta fakir de geçmişte reklam yapılması gereken yer ve zamanda köşemde: “Ecevit Tütünü„ yazımla ve “Tütüne Kota„ şiirimle bu ortak konuyu hasbelkader dile getirmiş miyim? Evet.

Şimdi sadede  gelelim: Eğer Milli Eğitim bakanının söz verdiği 40 dakikalık ekstra teneffüs için 81 ilimizdeki 81 okulumuza bir gıda maddesi  göndereceksek, o kadar çeşitli, bereketli ürünlerimiz varken, tütüne ne hacet?.. Besni üzümümüz ne duruyor? Bademimiz yok mu? Narımız, havucumuz, çiğ köftemiz yok mu?  Bunları veremez miyiz? Veririz… Hem de fazlasıyla… Reklamsa reklam, tanıtımsa tanıtım. Tütünün ne yeri ne de zamanı…

Onun için sizlerle paylaştığım köşe yazılarımda zaman zaman az konuşmaktan, öz konuşmaktan, bin düşünüp bir yazmaktan, dilin kemiğinin olmadığından, her doğrunun her yerde söylenmemesi gerektiğinden bahsediyorum. Gerçekten de öyle… Yazımızı aynı içerikteki bir güzel sözle bitirelim: Akıllı adam, her düşündüğünü söylemez, fakat her söylediğini düşünür. Hepinize sağlıklı günler dileklerimle. Rab’bim, bütün insanları her türlü kazadan, beladan,  musibetlerden korusun.

NOT: Vakıf başkanımız sayın Şevket Gürsoy’a ilgiliyi bulup uyarma hassasiyetlerinden dolayı teşekkür ediyorum.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu
Kapalı