Anasayfa / Köşe Yazıları / Kur’an Bir Vadide Müslümanlar Başka Vadide

Yazar Adıyaman Güne Bakış Gazetesi

Kur’an Bir Vadide Müslümanlar Başka Vadide

 İnsan dünyada yaşıyor ve dünyada kimi alakalarının olmaması imkânsız. İlişkisi var kendi uzuvlarıyla. İlişkisi var insanlarla . İlişkisi var bütün eşya ve hadiselerle.

 İnsan için çok hayatî hale gelebiliyor bu ilişkilerin bir kısmı.. Susuzlukta bir damla su,açlıkta bir dilim ekmek, zulüm anında kurtuluş ümidi verecek her şey,hastalıkta bir doktor veya ilaç, uçurumda bir dal, denize düşüldüğünde bir sal…Büyük bir acı karşısında küçücük bir teselli…

 Allah’a kul,Habibullah’a ümmet olduğunu iddia edenler!. İnsanların zor gününde, dar gününde, nefes alış verişimiz dahil tüm hayatımızı, O’nunla bağlantılı hale getirmek gerekmiyor muydu?

       Neden koordinatları şaşırdınız? Neden Kur’an Müslümanı olma yolunda yalpalıyorsunuz? Neden Kur’anda anlatılan Müslümanlar bir vadide sizler başka vadilere savruldunuz? Allah’a bağlı bir hayatın gerçekleşmesinde problem nerede çıkıyor?

       Hani yıllar yılı dinlemedik mi Hz. Nuh’un şahsında insanoğluna, “Evlad bağı” nı aşabilme dersini? Hz. İbrahim’in şahsında bir başka “evlad imtihanı” Örneğini?

       Hani anlamadık mı Hz. Lut’un şahsında eş ile alakalı imtihan konusunu? Hani öğrenmedik mi Hz. Yusuf’un şahsında, Allah’ın hükmü ile nefsi duygular arasında yaşanan hesaplaşmayı?

       Hani kendimize rehber tayin ettiğimiz Kur’an, defalarca ve çok farklı örneklerle insanın mal-mülk ile alakasının Allah’a bağlılığının önüne geçmemesi gerektiği ikazında bulunmuyor muydu?

       Hani Kur’an, insana, “Sadakaları Allah alır” ikazını yaparken, “Size verdiğimiz rızıktan infak edin” İlahî buyruğunu insana taşırken, onda Allah’a bağlılık şuurunu inşa etmiyor muydu?

       Hani, “Allah’a bağlı bir hayat” hassasiyetinin temelinde, insanın varı-yoğu ile Allah’tan geliyor ve O’na gidiyor olması gerçeği yokmuydu?

       “İnna lillah ve inna ileyhi raciun-Biz O’na aitiz ve O’na döneceğiz.”  Bu ayet, bir musibetle karşılaşıldığında  sergilenecek “mü’min tavrı” değil miydi?

       “Şüphesiz ki sizi biraz korku, açlık, mal, can ve ürün –ticaret eksikliğiyle imtihan edeceğiz. Sabredenleri müjdele”  denilmiyor muydu?(Bakara: 155)  Peki ne yapar o sabredenler?  “İnna lillah ve inna ileyhi raciun” derler. Sabrederler ve teslim olurlar Yüce Yaratan’a…

       Sabır, bütün bu işler, güç ve kudret ve irade sahibi Yüce Yaratan’ın hükmü çerçevesinde olduğu ve bu Yüce Kudret’in iradesi karşısında hiçbir iradenin anlamı bulunmadığı, onun için teslimiyetten başka çare olmadığı inancını taşımıyor muyduk?

       Allah’a değil miydi teslimiyet?. Allah’a değil miydi mutlak bağlılık? Dalından düşen bir yaprak dahi, O’nun irade ve kudretiyle bağlantılı değil miydi?

       Kur’an, insan zihnini ilmek ilmek  dokumak istercesine varlık gerçeğinin Allah ile alakasını anlatmıyor muydu?   “De ki : Eğer biliyorsanız söyleyin bakalım: yeryüzü ve oradakiler kimindir?”(Mü’minun: 84)

       O halde; Ondan geldik, O’na dönecek değil miyiz? Göğü ve yeri yaratan O ise, işleri nizama koyan da O değil midir? Hüküm ve emir O’nun, mülk O’nun, melek O’nun değil miydi? Ve sen de Kaf dağından daha büyük burnunla gururlandığın o malın geçici bekçisi değil miydin?

       Meydanları boş bulduğunuzda mangalda kül bırakmayan Müslümanlar! Neden açları doyurmadınız? Neden üşüyenleri ısıtmadınız? Neden dertlilere derman olmadınız? Neden bela ve musibetlerle imtihan olanlara teselli olmadınız? Bu soruların cevabını vermeden kurtuluş mu bekliyorsunuz?

       Hz. Muhammed ve can yoldaşları tarafından takip edilen yaşam modelini anlatıyoruz, Onun karşısında dünyayı temsil eden Karun modelini yaşıyoruz Veselam….

Bu Habere de Bakın

DÜNDEN DEVAM

Fakat sürecin sonunda bu kulüp bu maddi desteklere ihtiyaç duymayacak, kendi çarkını döndürebilen hatta gelişen …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir