Köşe Yazıları

Kunduracılar, Köşgerler

Rahmetli Şükrü Usta’nın lokantasından Demirci Pazarına inerken solda doğu-batı istikametinden iki ucu açık dar ve kısa sokaklar. Son üç dört tanesi ayakkabıcı ve köşgerlere ait. Bir de buğday Pazarı(arasa) civarına dağılanları var. Kunduracılar ve köşgerlerin iş yerleri. Kunduracı Pazarı… Dükkânların hepsi aynı özellik ve aynı güzellikte.

Ayakkabı sektöründe henüz makineleşme ve hazır giyim gelişmiş değil. Her şey el emeği, göz nuru ve alın teri. Her dükkânda bir iki usta ve bir çırak(şakirt=şeyirt). Bazılarında bir usta, bir kalfa(ğelfe) ve bir çırak. Köşgerler, genelde tamiratla meşgul. Kunduracılar da siparişlere dayalı ayakkabı yapımıyla.

Herkesin bir önlüğü(öylüğü) var. Genelde deriden. Ustanın sağ yanında duvarda bir alet-edavat köşesi. Yerler belli ve her aletinki ayrı ayrı. Bizler, çuvaldızlar, iğneler, Pense, kerpeten, törpü, raspa, delgeç, çekiç, falçata, bıçak, keski, eğe, masatlar yerli yerinde dizili. Ustaların önünde gürgen bir iş sehpası(bir çeşit tezgâh). Üzerinde çiriş, çivi kutuları. Balmumlu ip, balmumu, mezura ve kerpeten. Bitişiğindeki rafta çeşit çeşit boyalar ve cila. Astarlar ve zımpara. Önünde örs, elinde kalıp içinde bir kundura. Kerpetenle ayakkabının geçici olarak raptedildiği yüzlerce iğne çivi çekilecek.

Az ileride bir tağar. İçi suyla dolu. Az sonra ölçüye göre kesilecek deriler(sahtiyanlar) ve köseler bu tağara batırılıp yumuşatıldıktan sonra kesilip biçilecek. Boyalı ve nasırlı eller, sabahtan akşama kadr harıl harıl yemeni, iskarpin, mest, kundura üretmekte.

Herkes, her türlü ayakkabı ihtiyacını buradan karşılıyor. Kadın-erkek, yaşlı-genç ihtiyacınız için buraya gidersiniz. Eğer raflarda dizili olanlardan beğendiğiniz varsa, kısa bir pazarlıktan sonra alır gidersiniz. Özel olarak diktirmek istediğinizde usta, ayağınızın kalıbını (ölçüsünü) alır ve size teslim alacağınız tarihi söyledikten sonra uğurlar. Belirtilen sürenin sonunda ayakkabınız hazır. Dükkânda giyer ve denersiniz. Dar mı geniş mi geldi?..  Sorun yok…  Kızmakta da yok… İsteğinize göre ya bir ayarlama yapılır, ya da yenisi dikilip verilir. Her iki  tafra da sabırlı ve sakin… Karşılıklı  karşılıklı anlayış… Esnaf da müşteri de , aynı ruh hali içinde…

Her türlü su ihtiyacı, arasanın bitişiğindeki Paşa Hamamı külhanına yakın pınardan. Kapcami’nin gece gündüz buz gibi su veren cömert pınarından. Çıraklar(seyirtler) gün boyu ellerindeki şapşahlarla su taşır. Bu sular, yeni gelen her müşteri için yeniden doldurulup getirilir.

Öğlen zamanı, bir yemek ve namaz molası. Evi yakın olanlar, evlerine gider. Diğerleri de dükkânda hep beraber… Ya sefer taslarında evden getirilmiştir, ya da az önce çırak ve kalfalar hazırlayıp yakındaki fırına vermişlerdir. Namazlar, yakındaki Kapcami veya çarşı camisinde eda edilir. Namaz ve yemek, aynı zamanda bir gün ortası dinlenmesidir.   Ondan sonra işe devam. Akşam karanlığı çökene kadar. Usta; ‟Surf olun„ demeden önlüğü çıkarıp işi bırakmak yok. O talimat,‟Gidebilirsiniz„ demek. Bazen ustalar, kimi zaman da kalfa veya çıraklar darabayı  indirip dükkânı kapatır. O saatteki işin durumuna göre…

Kundurucaların arasına dağınık olarak yerleşen köşgerlerde de durum buna benzer. Onlarda öyle ayakkabı dizilmiş dolu raflar yok. Bunun yerine  daha önceden bırakılıp tamir edilenler ve yeniden yakın zamanda tamir edilmek üzere bırakılan ayakkabılar var. Kiminin içinde birer küçük pusula. Üstünde de sahibinin adı yazılı. Karışmasınlar diye. Köşgerlerin işi biraz daha zor ve kazancı da daha az gibi. En büyük tamirat beş-on lirayı geçmez. Geçerse, eskiyi onarmak yerine, üç beş daha ekleyip yenisini alma imkânı var.

Ayakkabılar cins cins, model model… Bazıları  beyaz, bembeyaz. Bunu giyen beş altı kişi var. Şehrin belli esnafı… Bazıları yüksek topuklu ve altında da demir bir ökçe… Müşteri, bunu alır almaz topuğuna basarak giyiyor. Giderken ‟tak… tak…„ diye bir ses çıkarması lazım. Onun ayrı bir havası var. Kimi de giydiğinizde ‟gacır… gucur„ bir ses ve cızırtı çıkarmadı. Bu da ayrı bir moda, ayrı bir heves… Usta, sizin bu isteklerinizi zevkle yerine getirir, itiraz etmeden.

İşte bu ustalar, bu tamirciler yıllar boyunca her türlü ayakkabı ihtiyacımızı karşıladılar. O üretken, o nasırlı, o öpülesi elleriyle… Bıkmadan, yorulmadan, dinlenmeden. Çoluk çocuk, kadın-erkek, yaşlı genç herkes, hepimiz onların ellerinin ürünü olan ayakkabılarla gezdik dolaştık… Vakta ki makineleşme ve ayakkabı sanayi yaygınlaşana kadar. Bu değişimden onlar da nasiplerini aldı ve yavaş yavaş emekliye ayrıldılar. Şimdilerde mahalle aralarında, mütevazı iş yerlerinde çalışan tek tük köşgerler kaldı. Bu vesileyle aramızdan ayrılanlara Allah’tan rahmet, yaşayanlara hayırlı ve sağlıklı uzun ömürler diliyoruz. Ellerine emeklerine sağlık. Nur içinde yatsınlar.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu