Köşe Yazıları

Köle Olma Efendi Ol

Köle Olma Efendi Ol

 

Senaryoyu başkaları yazıyor, biz ise oyuncuyuz. Birileri bizi sürekli aldatıyor. Aldanan taraf hep biz oluyoruz. Rollerimiz birer oyuncu olmaktan öteye gitmiyor maalesef… Ortaçağ insanlarının bile birbirlerine yapmadığı taş yürekliliği, hainliği, biz, birbirimizden esirgemiyoruz. Bir çağın vicdanı olmak ne güzel…

Bir çağın, daha doğrusu bir milletin idrakimize vurulan zincirlerini kırmak, yalanları, dolanları, aldanmaları ve aldatmaları yok etmek… Türk insanını Türk insanından ayıran bütün duvarları yıkmak gerekiyor, ama hangi yürek, hangi yiğit bunu üstlenecek? Stlenecek yiğitlerin önünü açmak hepimizin görevi…

Mazlum ve mağdur bir ümmet… Muhteşem bir geçmişi olan bu milletin geleceği de muhteşem olmalı. Ama birileri geçmiş ile gelecek arasına köprü olan bütün değerlerimizi yok etmek için elerlinden geleni ardlarına koymamaya çaba gösteriyorlar..

Aramızdaki sevgi ve saygıyı ortadan kaldırmak üzere bütün milli ve manevi değerlerimize saldıran mirasyedi nevzuhur bir güruh türedi. İzm’ler, idrakimize giydirilen deli gömlekleri… İtibarları menşelerinden geliyor. Hepsi de ya Avrupa’lı ya da Avrupa’nın uşakları. Aydınlanmak için hepsi yanıyor, ama aydınlatmak için hiç biri uğraş vermiyor.

Smokin giyen heyecan, mumyalaşan tefekkür.. Kime mektup gönderdiğinin farkında bile olmayan zavallılar…. Elinde hiçbir adres yok. Domuzlar kutsal kitaplarla beslenmezler. Rotasını kaybeden bir milleti hangi rüzgârın ne tarafa savuracağı belli olmaz. Ama hâla birileri ukalaca ve hatta dangalakça ahkâm kesmeye çalışıyor. Bu milleti kör ve sersem zannedenler kendi körlüklerini basiretszliklerini görmüyorlar, ya da görmek istemiyorlar.

Birileri kendilerini hep bu devletin yegane sahipleri olarak gördüler. Bu düzen böyle gelmiş böyle gidecek diye hülyalar kurdular. Ama kendi kendilerini aldattıklarını bin kere söyledik. Bakınız bu ülkede bizler ve sizler hep beraber bu topraklar için kan akıttık, göz yaşı döktük, dediysek de anlatamadık.

Kimileri hep bu vatanın asil evlatlarına mütemadiyen üvey evlat muamelesi yapmaktan usanmadı. İktidar mücadelesi verirken hiçbir zaman hakkaniyet ölçülerini terazinin kefelerine koymadı. Kendileri gibi düşünmeyenleri hep saf dışı etmekle din, dil, mezhep, ırk, etnik köken farklılıklarını demoklesin kılıcı gibi salladı durdu.

Bizler gıyabî dostlardan yeni bir dünya kurmak zorunda bırakılmamalıyız. Hepimize bu dünya yeter. Bizi yaratan Yüce Yaratıcı, nitekim farklı yaratılışlarımızı birbirimize düşman olmak için yaratmadı. Sadece tanışmamız için, yalnızca birbirimizle kaynaşmamız için bizleri farklı kimliklerle yarattı.

Kimin ekmeğini yerseniz onun kılıcını kuşanırsınız. Dost diyarında düşmanlık bestelerini güftelerini, çatıştırmaya gerek de yok.. karşımızda zaten kavi bir düşman ordusu var. Talih zebun ise sen basiret de kör olmasın. Kendinde bir pay ayır. Nereden , nasıl geldik biz bu hallere. Başkasının kılıcını kuşanırken kime saldıracağının hesabını yapmamak kadar kör ve talihsiz olamazsın!..

Bu vatanın her taşında , her karış toprağında mukaddes değerlerimizin izleri var. Ferasetsizce koyulduğun yolda kimlere hizmet ettiğinin hesabını yapamayacak kadar ruhsuz olamazsın. Başkalarına köle olmaktansa kendine efendi olmak  bir mertlik ve yiğitlik değil midir? Sana yakışan da budur yiğidim.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu
Kapalı