Köşe Yazıları

Kendini Tanı / Kendini Bil

Ekmek gibi, su gibi yiyip içiyorsun hayatı. Farkında mısın dünya, dönüyor.

Güneş doğup batıyor, yıldızlar geceleri aydınlatıyor.

Bulutlar savrulup birleşiyor çoğalıyor, çarpışıyor. Yağmur, şimşek ve kimi zaman da kar doğayı süslüyor.

Suların sessizliği çığlık atarken insanlığa, buzullar eriyor.

Doğal seleksiyon tüm hızıyla devam ediyor.

Hayvanlar yaşamak için otluyor, avlanıyor, çoğalıyor.

Milyonlarca canlı doğuyor, yaşıyor ve ölüyor.

Büyük bir devinim içindeki evrenimizde ne olduğumuzu ve nasıl olduğumuzu bilmeden veya bildiğimizi zannettiğimizi düşünerek geçen zamanda dünyamız dönüyor, dönüyor.

Dönen dünyamızın içinde, inandığımız olağanüstü güçlere saygı duyuyor, tapıyor, biat ediyoruz.

Doğayı, canlıları meydana getirdiğine inandığımız ilahların kutsallığında ya da evrimsel devinimin bilimselliğinde milyarlarca yılı arşınlıyoruz.

Evet…

Dönüyor, dönüyor, dönüyoruz.

Hayat devam ediyor, yiyor, içiyor, nefes alıyor, gülüyor, ağlıyor, hüzün katıyoruz.

Ve …Sen hâlâ annenin keklerini ısıtıp yiyorsun.

Sen hâlâ çetele tutmakta ve sen hala bir koyun iki koyun… rüyasını yaşamaktasın.

Ne buzullar senin derdin ne de iklimlerin değişim süreci!..

Ne doğan bebeğin hayat mücadelesi ne de hayatta kalabilmenin onulmaz sevdası!..

Ne yediklerin önemli senin için ne de içtiğin su!..

Sosyal yaşam desen elde var sıfır. Kültürel aktivite desen yerin dibinde.

Sanat, bilim, aktüel ve ekolojik yaşam hiiiç kapından geçmez.

Aşk desen dar alanda kısa paslaşmalara mahkûm. Onur desen esamesi dahi okunmaz.

Hoşgörü, saygı, merhamet ise sınıfta kalmış!.. Acıma duygun serum bekliyor.

Hele hele vicdanın, yoğun bakımda, tüpe bağlı ve hayatta kalma mücadelesi içinde.

Farkında mısın dünya dönüyor ve sen hâlâ pirincin taşı, armudun sapı, üzümün dalı derdindesin.

Mutluluğu prens kabul edip beyaz ata binip gelsin istiyorsun.

Oysa sensin mutluluk. Sensin beyaz at. Farkında mısın geçip gidiyor hayat!..

Sen hâlâ güç ve erk peşinde gününü geçirme peşindesin.

bir nehir ki ömrümüz’ akıp gidiyor; ‘Su akıyor, rüzgar esiyor, yağmur yağıyor. Her şey yine aynı şekilde olup bitiyor.’

Ve sen hâlâ ne burnundan kıl aldırıyor ne de başını öne eğiyorsun.

Dünya dönüyor ve insanlık yaşıyor. Tüm canlılar gibi ve tüm evren gibi zaman su gibi savruluyor.

İnsanların mutlu olamadığı, doğanın küle döndüğü, canlıların yaşam alanlarının tahrip edildiği, sıradanlaşan rant girdabından çıkılamayan bir hayat seninkisi oysa. Farkında olunamayan bu hayatın bir yerde bir şekilde son bulacak bir gün. Kısa veya uzun. Yeniden ve yine yeniden doğmalısın.

Doğa, insan ve diğer canlıların uyumunu güzelleştirmek ve yaşanılabilir bir dünyaya sahip olduğunu bilmek mutlu etmeli seni. Ne savaş ne şiddet ne de kavga içinde olmalısın. Sihirli ama bir o kadar da lekelenen barış sözcüğünden korkma. Barış içindeki yaşamları düşle, sevgiyle yoğrulan hayatlara dokun. Gülmenin huzur verdiği anları yakala. Düşmanlaştırılan veya ötekileştirilen duygulardan uzak dur. Kardeşçe yaşamanın kimseye zararının olamayacağını yüreğinde hisset. Ne kaşlarını çat ne de burnundan soluyan öfkeli gözlere dönüş.

Fakat olmuyor işte bir türlü. Yenemiyorsun içindeki şiddeti. Kıramıyorsun zihnindeki zincirleri…

Kendini yenileyemiyor, geliştirmiyor, zamanın devasa bilimsel buluşlarından uzak kalıyorsun.

Pencereni aç; sevgi, dostluk girsin içeri…

Ellerini çek, gözlerini kapama gök dolsun, güneş ışıtsın yüreğini…

Yaşadığın hayatta biraz da kendin ol.

Kendini bil. Kendini tanı yani.

İlgili Makaleler

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu