Köşe Yazıları

Kadınlar ve Hakları…

Haberlerde okumuşsunuzdur, İşte Kadın Derneği koordinatörlüğünde Macaristan JOL-LET Vakfı ve Adıyaman Genç Kuşak Kadın Girişimciler ve İstihdam Derneği (AKİD) ortaklığıyla “Kadınların Karşılıksız Emeğinin Farkına Varalım” isimli projesinin Adıyaman’daki odak görüşmeleri Adıyaman Park Otelde gerçekleştirildi.

Adıyaman Üniversitesi (ADYU) Eğitim Fakültesinden Prof. Dr. Kenan Özcan ve Öğr. Gör. Hüseyin Erol gözetiminde Avrupa Birliği tarafından finanse edilen proje kapsamında “çalışan” kadınlara sosyal ve kanunsal hakları konusunda bilgilerinin olup-olmadığı soruldu ve karşılıklı sohbet esnasında konuyla ilgili anket de yapıldı.

Adıyaman Genç Kuşak Kadın Girişimciler ve İstihdam Derneği (AKİD) Başkanı Birsen Günay ve toplantıya karşılıksız destek sunan Prof. Dr. Kenan Özcan ve Öğr. Gör. Hüseyin Erol’a duyarlılıkları konusunda teşekkür ediyorum.

Üç gurup halinde gerçekleştirilen toplantının ilk bölümünü baştan sona izledim. Toplantıda gördüğüm ve anladığım, aslında “bütün çalışan kadınların haklarının farkında olduğu” ama muhataplarının bu konudan habersiz veya konuyu umursamaz olduğu gerçeğidir.

Acı olan ise bu konuda kanunsal boşlukların olduğu gerçeğidir. Birçok sosyal hak konusunda boşluklarla dolu kanunlarımız maalesef bu konuda da yetersiz veya uygulanamaz bir durumda.

Bir kadın diyordu ki,

“Örneğin tütün toplamaya gittiğimizde 18 kişilik minibüse 24-25, hatta 26 kişiyi bindiriyorlar ve denetime yakalanmamak için de izbe, bozuk ve tehlikelerle dolu yollardan bizleri götürüp-getiriyorlar. ‘Bizi bu şekilde taşımanız kanuna aykırı ve tehlikeli’ dediğimizde de diyen kişiyi bir daha çalışmaya götürmeyerek cezalandırıyorlar.”

Diğer kadın ise,

“Bakımını yaptığım yaşlı ve hastanın ailesinden destek görmüyorum. ‘Nasılsa maaş alıyor’ düşüncesiyle bize psikolojik baskı dahil neredeyse destek yerine köstek oluyorlar. Halbu ki, biz o hasta ve yaşlıya sadece para için değil Allah rızası için de bakıyoruz ve üstelik aldığımız bakım ücreti de semboliktir, emeğimizin tam karşılığı da değil, sigortamız da yok.”

Fazla örnek vererek konuyu uzatmak istemiyorum, zaten toplantı özeti rapor halinde yayınlanacaktır. Ben buradan kısaca tesbitimi yazmak istedim.

Kadınları çalışma hayatında görmek isteyen bir topluluk olarak bu kadınlara haklarını vermekte cimri ve bencil davranıyoruz. Onlara emeklerinin karşılığını vermekten aciziz. Örneğin tam gün, yani 24 saat boyunca yaşlı ve hastaya bakan bir kadına maaş vermiyoruz, “bakım ücreti” adıyla harçlık vermiş oluyoruz, çünkü bunun adı maaş olsa günde sadece 8 saat çalışan birinin maaaşının neredeyse üçte biri kadarını layık görmeyiz ve 8 saat çalışan bir hemcinsine verdiğimiz sigorta, emeklilik hakkı ve benzeri hakları onlardan da esirgemeyiz.

Hele hele, çoluk-çocuğunu ihmal etmek pahasına ırgata giden kadınlara yevmiye verirken cimri davranan işveren ve onların alın terinden yüzdelik pay alan çavuşları anlamak mümkün değil… Onlara günlük sağlık sigortası yapılması gerektiğini belki de katılımcıların hepsi ilk defa duydu, çünkü konuyla ilgili yeterli kamusal farkındalık çalışması yapılmamış. Zaten bu hakkın uygulamasının mümkün olmadığı gerçeği de işin başka boyutu. Düşünsenize dağ başında, belki de kendi hayat sigortası bile olmayan bir tarla sahibi yılda birkaç defa tarlasında çalıştırdığı hangi işçiye ve nasıl sigorta yapacak? Daha o üreticileri bile kayıt altına alamamış olan bir sistem onların hangi çalışanlarını, hangi kayıtlara dayanarak güvence altına alabilecek ki?

Henüz düzene girmeye çalışan bir kamusal sistemin kanuni dayanaklarını takibi bile zor iken ne kadar iyi niyetli olunsa da “hakların verilmesi” asla mümkün görülmüyor. Bu nedenle öncelikle kişilerin vicdanlarının bilgilendirilmesi çalışması yapılmasını öneriyorum.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu