Köşe Yazıları

 ‘İsim’ Önemlidir

İsim kimliktir, kişiliktir, huydur karakterdir. İsim; eskilerin dediği gibi kırk kere söylersen gerçek olur deyimin vücut bulmuş haildir. Nasıl seslenirseler zamanla öyle olmaktır. Yani ruhuna işlenendir.

Öyle ise isim seçmek, isim kurmak öyle sıradan bir şey değildir. Anlamı, söylerken ki seslerin çıkış hali bile önemli. Bu bilinç ile ne kurduğumuza nasıl seslenildiğimize dikkat edelim.

Savaş bitmişti, Batı, maddede bitirdiği Osmanlı’nın, ruh hâlini merak ediyordu. “Acaba nasıl bir manevî havası vardı insanlarının?” diyor. Bunu bilmek istiyor, araştırma yapıyordu. Böylece birçok casusunu Osmanlı vilâyetlerine yolladı.

Bu casuslardan biri ünlü bir İngiliz Gazeteci idi. Çok iyi Türkçe biliyordu. Gazeteci, 1921 yılında Afyon’a gitmişti. Trenden iner inmez, hemen etrafındaki gece kondu gibi yerleri gezmeye koyuldu. Derken, ileride oynayan 3 tane küçük çocuğu gördü. Sefalet kokuyordu her taraf. Yokluk, her nefes alışında burnuna geliyordu. Gazeteci, çocukların yanına gitti. Çocukların ayakları yalın idi ve kıyafet yerine, baş ve kol yerleri delinmiş çuval giymişlerdi!

Yanaştı. Birine sordu:

-“Senin baban nerde?” dedi.

Çocuk cevap verdi:

-“Benim babam, din için Çanakkale’de şehit oldu.” dedi.

Gazeteci diğerine sordu:

-“Peki senin baban?” dedi.

Çocuk cevap verdi:

-“Benim babamda, Yemen’de din için şehit oldu.” dedi.

Diğer çocuğa da sordu, aynı cevabı aldı! Bin çocuk olsaydı, binine sorsaydı, şüphesiz aynı cevap verilecekti!

Sonra hepsine birden sordu:

-“Size kim bakıyor burada?” dedi.

Çocuklar:

-“Şurada bir ebe anamız var. Bize o bakıyor.” cevabını verdiler.

Tam o sırada, o vakar dolu, o edep dolu, o cesaret dolu sesi ile kulübesinden başını çıkartan bir kadın, çocuklara seslendi:

-“Gazanfer! Muzaffer! Mücahit Gelin çorba hazır!”…

Gazeteci şaşkına dönmüştü. Onca sefalet içinde idiler, yokluk içinde idiler; fakat çocuklarına verdiği isimlerin anlamları müthiş idi! Gazeteci şok olmuştu!

Birinin ismi “aslan gibi”, biri “zafer kazanan”, biri “Allah yolunda mücadele eden” anlamlarına geliyordu. Bu hâlde olmalarına rağmen, böyle isimleri çocuklarına veren bir devlet, elbette varlığını ebedî olarak sürdürecekti. Fiilen yıkılmış olsa bile, o ruh ayakta dimdik kalacaktı!

Gazeteci bu hadiseyi daha sonra bir makalesinde şöyle dile getirdi ”Biz bu savaşı kazanamayız, Allah’a yemin olsun biz bunların hepsini kesip toprağa karıştırsak yer altındaki magmaya karışır bir volkanla ateş olarak gelir bizi yakarlar, yani hükümet ve askerler bizi kandırdılar.!

Güzel insanların ve güzel adların yaşaması yaşatılması dileğiyle…

İlgili Makaleler

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu