Köşe Yazıları

‘İman’ Toplumsal Vahdetin Çekirdeğidir

‘İman’  Toplumsal Vahdetin Çekirdeğidir

Farklı kültür ve mizaçlara sahip bireylerden oluşan toplum, çokluk ve farklılıkların alanı olarak karşımıza çıkmaktadır. Toplumdaki kesret ve farklılık insanın dünyasında şeytan, nefis ve dünya tutkusu gibi cazibe merkezlerini tahrik edici bir özelliği de içinde barındırıyor. Ortamın getirdiği gaflet hali ile kişinin şehvet ve arzuları, dinin ve fıtratın belirlediği yön ve hedefler bakımından insanlarda parçalanma ve kendi öz benliğine (fıtrat) yabancılaşma yaşatmaktadır. Toplumsal yaşamın ortaya çıkardığı bu olumsuzlukları ortadan kaldırıp ahenk ve bütünlük içinde bir toplumsal yaşamın sağlanması; bireylerin bir takım esaslar çerçevesinde birleşmelerini gerekli kılmaktadır.

Kur’ân hem insanın kendi benliğinde meydana gelen sonsuz çeşitliliği ve bunun sebep olacağı parçalanmayı ve hem de dil, ırk, nesep ve kültür farklılığının doğurduğu ihtilafı, yaratılış amacı doğrultusunda aşkın bir değer aracılığıyla vahdete dönüştürür. Bu değer ise imandır. İman sadece Allah ile insanın kalbî derinliği arasında gelişen ve gerçekleşen salt ruhî bir hadise olmayıp aynı zamanda yansımaları itibariyle, Allah’a iman etmiş bireyleri birbirine bağlayan bir râbıta olarak yaşam kalıpları içinde belirginlik kazanan bir yapıya sahiptir.

“Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.”[1]

Ayetinde de ifade edildiği üzere bu bağ, toplumsal vahdeti bir anne-babanın çocukları arasındaki kardeşlik bağı düzeyinde gerçekleştirir.[2] Böylece imanın bireyleri birbirine bağlamadaki en önemli işlevi olduğu ortaya çıkmaktadır.

Tevhid inancı, sadece bir inanç esası değil aynı zamanda İslami yaşam tarzını da ortaya koyan ilkeler bütünüdür. İman ortak paydasında bütünleşmeden kurulan bir toplum yapısının temel özelliği Allah’a imanda birlik ve sağlamaktır. Tevhidin özünü teşkil eden imanda birlik, insan için kuvvetli bir istinat noktası oluşturur. Öyle ki bu güç ve kuvvete nispetle Allah’a inanmayanların ruhsal hali arasında dağlar kadar fark vardır. Şu ayet, imansız kişinin nasıl “aciz, zavallı, parçalanmaya” maruz bir vaziyette oluşunu göstermektedir:

Allah’tan başkalarını dost edinenlerin durumu, kendine bir ev edinen örümceğin durumu gibidir. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümcek evidir. Keşke bilselerdi.”[3]

Bu ayette, inançsızlık hiç bir metaneti olmayan, yok olamaya mahkûm bir “örümcek ağı”na benzetilmiştir.  Çünkü

“Sen onları birlik halinde sanırsın. Hâlbuki kalpleri darmadağındır.”[4] Ayetinde de vurgulandığı üzere süflî değer ve hedefler etrafında toplanmak bir vahdet halini değil bir çıkar ve menfaat birlikteliğini ifade eder. Müşterek menfaatin ortadan kalkmasıyla, vahdet gibi görünen durum da yerini bozulma ve dağılmaya bırakır. İman aracılığıyla bir takım aşkın ilkeler üzerine inşa edilen vahdet bilinci ise çıkara dayalı ve değişken unsurlardan etkilenmeksizin varlığını evrensel düzeyde koruyabilir.[5] Allah’a ve O’nun elçisine itaate odaklı olan bu vahdet hâli:

“Allah’a ve Rasûl’üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.”[6],

“Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allah’a ve Resûlüne itaat ederler…”[7] Ayetleriyle belirtilmektedir. Dolayısıyla “Allah’a iman” mü’minler arasında kuvvetli bir birlik bağı olarak kendini hissettirir. Bu vahdetin kaynağı Allah’a ve Resulüne iman ve teslimiyettir.[8]

Toplumsal vahdetin sinelerimizde nakşetmesini buna mukabil ülkemizdeki ayrılık tohumlarını serpenleri ve bunu zulüm ve fitne yağmurlarıyla besleyenlerin de ıslah olmasını Rabbimizden niyaz ederim.

Bu vesile ile birlik ve dirliğimize vesile olan Kurban Bayramının evvela ferdi yaşantımıza oradan da toplumsal vahdetimize hayırlar getirmesini dileyerek, bütün Müslüman âleminin Kurban bayramını tebrik ederim.

[1] Hucurat 49/10.

[2] Yasin Pişgin, “Vahdet Bilincinin Kur’ân’daki Temelleri”, Ekev Akademi Dergisi, S.58, 2014, s. 34.

[3] Ankebut, 29/41.

[4] Haşr, 59/14.

[5] Pişgin, s. 35.

[6] Enfâl, 8/46.

[7] Tevbe, 7/71; Nisâ, 4/59.

[8] A.Hakan  KARAYILAN, “Tevhid Düşüncesi Ekseninde Kişisel Gelişim Kitapları”, İstanbul, Beyan Yayınları, 2015, s,76.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı