Köşe Yazıları

İMAMLARA İZCİLİK EĞİTİMİ

(NEREDEN NEREYE)

            Ulusal yazılı basından öğrendiğimize göre Diyanet İşleri Başkanlığı, güzel bir uygulama başlatmış: Yurdumuzun değişik illerinden kadın- erkek 130 civarında imam, müezzin ve Kur’an Kursu hocasına izcilik eğitimi verdiriyormuş. Gayet güzel bir düşünce… Amaç; oymak ve oba sistemleri kurarak onlara liderlik eğitimi vermek.Bu eğitimden geçen imam, müezzin ve Kur’an Kursu hocaları da görevlerinin başına döndüklerinde, aldıkları eğitimi kendi öğrencileriyle paylaşarak onları irade eğitimi konusunda yetiştirecek… Böylece cami ve Kur’an Kursları, verdikleri dini eğitimin yanına bir de sosyal bir eğitimle çalışmalarına bir kat daha önem ve anlam katacaklar. Gayet güzel bir çalışma.

            Çocukluğumuzun, gençliğimizin imam ve vaızlarını düşünüp kıyasladığımızda “Nereden nereye!.. dememek mümkün değil. Henüz beş vakit namazımızı düzenli kılmadığımız yılları çok iyi hatırlıyorum. Cuma namazına gittiğimde, minberdeki vaızı dinlerken, “Eyvah! Yandık! Hiç kurtuluşumuz yok. Doğrudan cehennemliğiz.„ diye üzülür ve inanılmaz bir karamsarlığa düşerdik. Zira minberdeki mübarek; sanki “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız.Müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.„ Hadis-i şerifinden haberi yokmuşcasına “ Ateş de ateş… Cehennem de cehennem… der dururdu. Sanki başka söyleyecek bir sözü yokmuş gibi… O durumda da teşbihte hata olmasın, insanın aklına Divan şairi Hoca Dehhâni’ nin meşhur beyiti gelirdi:

            “Od ile korkutma vaiz bizi kim Iâl-i nigar

              Cânımız bizim oda yanmağa mutad eyledi

Açıklaması şu: Ey vaiz! Bizi cehennem ateşiyle korkutma. Zira sevgilinin ateşe benzeyen

                          dudağıyla yanmaya alışkınız. ( Biraz daha açacak olursak:“Ey vaiz!  Bizi ikide bir ateşle, cehennemde yanmakla ne kokutup duruyorsun? Biz, zaten

                         sevgilinin ateş gibi olan dudağıyla sürekli olarak yanmaya alışmışız)

            Tamamen beşeri aşkı anlatan bu beyitin, konumuzla direkt bir alakası olmasa da teşbih olarak bir benzerlik taşıyor. Bu cümleden olarak insanın, geriye dönüp o yılların minberdeki vaız(lar)ına şunları söylemesi gerekiyor: Sayın vaızım, muhterem hocam! Beş vakit namazını düzenli kılmayan, şimdilik Cuma ile başlayan, yarın öbür gün bunu beş vakite çevirecek olan insanlara senin “cehennemden, ateşten„ başka söyleyecek bir sözün yok mu?„

            Evet; galiba yoktu. Yahut, vardı da onların haberi yoktu. Onun içindir ki biz de çocukluğumuzda, her cumaya gittiğimizde hep aynı korkuyu yaşardık: Ateş ve cehennem… Sanki mübarek dinimiz sadece bu iki sözcükten ibaretmiş gibi…

            Onun içindir ki yakın zamana kadar yazılı ve görsel basında şu manşet ve flaş haberler sanki çok olağanüstü bir şeymiş gibi güncelimiz oldu: “Falan köyün imamı, çocuklarla futbol oynadı . Falan köyün  imamı, aynı zamanda bir futbol takımında da oynuyor. Filan caminin imamı, köy kahvesinde satranç oynadı. Filanca imam, çocuklarla caminin avlusunda oyun oynadı, onlara dondurma ikram etti.„ Sanki büyük bir olaymış gibi daha düne kadar ilginç görünüyordu. Oysa imam (lar) ın yaptıkları, günlük hayatın normal aktiviteleriydi ve de hiçbir olağanüstlülük de taşımıyordu. Sadece bir kabuk değiştirme, kişi bazında kendini yenilemeydi. Yoksa yüce dinimiz gene aynı din, kutsal kitabımız (değişmez- değiştirilemez) içeriğiyle gene aynı kitaptı. Değişen bir şey vardı, o da zihniyet idi…

            Toparlayacak olursak, Diyanet İşleri Teşkilatımızın zihniyet olarak kendisini değiştirmesi, “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız hadis-i şerifi parelelinde çocuklara, gençlere camiyi, mescidi, Kur’an Kurslarını sevdirmesi, bu yönde  ek ve yararlı etkinliklerde bulunması gayet güzel bir uygulama. Bu ve benzeri faaliyetlerin artırılarak devam edeceğini umuyor ve diliyoruz. Keşke bizim de çocukluğumuzdaki imam ve vaızlar cuma günleri  camiye gittiğimizde bizi ateşle ve cehennemle kokutacaklarına, bizimle futbol oynasa, bize dondurma ve çikolata ikram etselerdi!.. Demek ki nasibimizde yokmuş…

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu