Köşe Yazıları

Hisseden Kıssa

Günümüz şartlarında bilgili olmak ya da bilgiyi anlamak kavramları biraz değişti. Çünkü okumak ya da bir sürü sertifikalara sahip olmak veya iyi bir mevki makama gelmiş olmak bilgili olmak diye anlaşılıyor. Ama öyle değil eskilerin deyim ile “hisseden kısa kapmak” bilgin olmaktır bu da marifet işidir. Hissetmek, olayları okuyabilmek ve anlatılmak istenenin özünü keşfedebilmek bilgili olmaktır. Bu bağlamda nice devletler kuruldu, nice milletler geldi geçti ama, sadece halkını(insanını) anlayan ne istediğini bilen ve hislerini hissedenler tarihte yer edindi ve kendisinden sonrakine kılavuz oldu.

Yine öyle bir devletin padişahı veziriyle birlikte gezintiye çıkmış. Gezi sırasında bir köye gelmişler. Küçük, şirin bir evin önünde oturmuş, örgü ören bir genç kız görmüşler. Padişah kızın yanına yaklaşıp sormuş:

– Merhaba kızım. Baban evde mi?

Kız: – Babam evde yok! Azı çok etmeye gitti.

-Padişah: – Annen evde mi?

Kız: – Annem de evde yok! O da biri iki etmeye gitti.

-Padişah: – Kızım eviniz çok güzel ama bacası eğri.

Kız: – Bacası eğridir ama dumanı doğru tüter.

-Padişah: – Sana bir kaz yollasam yolar mısın?

Kız: – İzninizle en ince tüylerine kadar yolarım!

-Padişah kıza

“Öyleyse selametle kal!” deyip veziriyle tekrar yola koyulmuş.

Saraya varınca padişah vezirine sormuş:

– Kız ile ne konuştuğumuzu anladın mı?

Vezir: Doğruyu söylemek gerekirse anlamadım padişahım, demiş.

-Padişah: O halde tez vakitte git öğren! Yoksa seni vezirlikten azlederim! demiş.

Vezir telaşla fırlamış. “Nasıl öğrenirim?” diye düşünürken, en iyisi ilk ağızdan bilgi almak deyip, gitmiş padişahın konuştuğu kızı bulmuş.

Vezir: Aman kız, hanım kız! …

Biz bugün yanımda biriyle senin yanına gelmiştik. Yanımdaki kişi seninle sohbet etmişti. O sohbette konuştuklarınız ne anlama geliyor? Onları bana bir deyiver. Dile benden ne dilersen.

-Kız: Konuştuklarımızı açıklarım ama her cevap için on altın isterim, demiş. Vezir kabul etmiş.

-Kız anlatmaya başlamış:

O amca bana babamı sorduğunda “Azı çok etmeye gitti” demekle; babamın çiftçi olduğunu, tarlaya tohum ekmeye gittiğini anlatmak istedim.

Vezir on altını vermiş, kız devam etmiş:

– O amca annemi sorduğunda “Annem biri iki etmeye gitti” demekle; annemin ebe olduğunu, doğum yaptırmaya gittiğini anlatmak istedim.

Kız vezirden on altın daha alıp devam etmiş:

– Amca “Eviniz çok güzel ama bacası eğri” demekle; benim güzel olduğumu ama gözlerimin şaşı olduğunu söyledi.

Ben de “Bacası eğridir ama dumanı doğru tüter” diyerek; şaşıyım ama gözlerim iyi görür demek istedim.

Vezir kıza on altınını verip hemen atılmış:

Peki ya “Sana bir kaz yollasam yolar mısın?” ne demek?

Kız tebessüm edip açıklamış:

– O kaz da sizsiniz, demiş.

Bunları öğrenmek için bana onlarca altın verdiniz! …

Hisseden kıssa bu ya…

Aslında söyleneni duymak bir kabiliyet ise de hissetmek bilgeliktir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu