Köşe Yazıları

Hayat Alışkanlıklardan Arınmalı

Hayat Alışkanlıklardan Arınmalı

 

Yaşadığımız hayat bir oyun sahası… Bizler sahanın aktörleri olarak mutlu olmanın yollarını arıyoruz. Bir taraftan mutluluğun sırlarını keşfederken, diğer yandan arkadaşımızı eş ve dostlarımızı mutsuz kılmanın yöntemlerini denemekten vazgeçmiyoruz.

Aslında kendi kendimizi kandırıyoruz. Birilerini aldatmaya çalışırken kendi kendimizi aldattığımızın farkında değiliz. Ya da hesabımıza öyle geldiği için şeytanî hasletlerimzi  terk etmiyoruz. Biz kendimizi aldatmadıkça kimse bizi aldatamaz.

Ne ekersen onu biçersin. Etme bulma dünyası… Siyasî hesapların peşinde koşanların pek çoğu arkadaşlarına sinsi davranışlarla kumpaslar kurarken, kazdığı kuyuya kendisi düşmekten kurtulamıyor.

Demek ki, biz kendi planlarımızı başkalarının omuzlarına basmak üzere kurmamalıyız. Başkalarının omuzlarına basıp yükselmeye çalışırken, ayaklar altında ezilmenin de mukadder olduğunu unutmamalıyız.

Alışmış kudurmuştan beterdir. Bazen alışkanlık haline getirdiğimiz pek çok davranışlarımız bizim kollarımıza takılan kelepçeye dönüşebilir.

Alışkanlık haline getirdiğimiz pek çok davranışlarımız, bizi sonsuz mahkumiyetlere esir edebilir. Gönül ve vicdanımızın rahat ve huzurlu olmadığı her hareket ve davranışımız, başkaları tarafından hoş karşılansa bile bizim vicdanımızı tırmalamalı ve yüreğimizi yakmalıdır.

Zabıta veya inzibatın ellerimizi ters kelepçelemesine gerek yok. İnsan olarak hayata geliş gayemizi ve hedefimizi bilmek bizim aynı zamanda insanlık görevimizdir. Hayatın yaratılış amacına uygun davranışlarda bulunduğumuz zaman kelepçeye de mahkum olmayız.

Bir konu üzerinde ne kadar hassasiyetle durursak, konu hakkında o kadar çok malumat edinmemiz mümkün olur. Üzerinde titizlik göstermediğimiz mevzuları çok iyi anlayamadığımız gibi, başkalarına da anlatma imkânı bulamayız.

Üzerinde fikir yürüttüğümüz mevzuda uzmanlaşmak için çaba ve gayret göstermemiz gerekir. Çok iyi hazırlanmadığımız veya önemsemediğimiz konularda muhatabımızı ikna etmemiz güçtür.

Muhatabımızın anlayış kabiliyetine göre hitap etmek esastır. Ancak öncelikli olarak muhatabımızın söz dinlemesi, laf anlaması gerekir. Eğer bizi dinlemekte istekli değilse havanda su döğmekten başka bir şey yapmış olmayız.

Dünyayı anlayışla göreni dünya da anlayışla görür. Anlayışsız insanlara dert anlatmak, derdinize dert katmaktan başka bir işe yaramaz.

Hayat sevdamız, güzel yaşama arzumuz, anlayışlı insanların yol arkadaşlığında süslenir. Dikenlerle dolu olan hayat yolu, seçeceğimiz ,  ya da İlahİ takdir olarak karşımıza çıkan güzel insanlar sayesinde güllük gülistana dönebilir. Kaderin üzerinde bir kader vardır.

Dünyayı anlayışlı insanlar yaşanır hale getirir. Anlayışsız insanlar dünyayı zindana çevirir. Her konuda muhalefet eden kıt anlayışlı insanlar her yerde kendileri gibi anlayışsız insanları da bulur ve yoldaş olurlar.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu
Kapalı