16 Mart 2018 Cuma, 09:03
Orhan Samsatlıoğlu
Orhan Samsatlıoğlu orhansamsatlioglu0022@gmail.com Tüm Yazılar

Hapiste Aranan Huzur

Hapiste Aranan Huzur

 

Yazımızın başlığını okur  okumaz birçok hemşehrimin; ‘’Hapiste de huzur mu aranırmış?’’ dediğini duyar gibiyim. Zira; bazı anormal durumlar  hariç, hapishanede huzur aramak, imkânsız bir şey. Toplumumuzda zaman zaman yazılı ve görsel basından okuyup izlediğimiz kadarıyla kimsesiz olan bazı kişilerin, birtakım suç tiryakilerinin, çeşitli nedenlerle normal bir vatandaş olarak toplumsal hayat sürdüremeyen bazılarının özellikle suç işleyerek hapisaneye atılmak istediklerini biliyoruz.

Ancak biz; bu yazımızda son zamanlarda basına yansıyan  ve Güney Kore’ de karşılaşılan bir uygulamayı sizlerle paylaşmak istiyoruz. Burada birçok zengin iş adamı, günlük hayattaki yoğun iş rekabetinden, aşırı çalışmadan, yorgunluk ve stresten kurtulmak için, üstüne para vererek  hapse girmek için sıraya giriyorlar Bizim paramızla  18 bin TL karşılığı Güney Kore parası ödeyip ‘’ İçimdeki Hapishane’’ dedikleri hapishaneye giriyorlar. Yatağı bile olmayan tek kişilik hücrelerde 7 gün boyunca cep telefonu kullanmadan, cezaevi yemekleri yiyerek değişik bir terapiden geçiyorlar. Bu bir haftalık gönüllü hapis hayatından sonra kendilerini yenilemeye, yorgun iş rekabetinden, ve stresten kurtulmaya çalışıyorlar. Böylece artan intiharlardan kurtulmayı deniyorlar.

Tuhaf bir uygulama değil mi? Rekabetten, para kazanma hırsından, stresten ve yorgunluktan kurtulmak için gönüllü olarak  hapishaneye yatmak… Garip bir davranış… İnsanın  kendisini, yaradılışını, anatomisini, maddi ve manevi  benliğini bilmemesi, haberdar olmaması… Bunun sonunda da kapitalizm illetine esir  olarak makineleşmesi, robotlaşması…

Kanaatimizce işin en önemli sebebi de inanç eksikliği, maneviyat yokluğu olsa gerek. Demek ki  siz  ne kadar  çalışırsanız çalışın, ne kadar kazanırsanız kazanın, bunlar mutlu olmanıza, huzur bulmanıza yetmiyor ve yaramıyor. Materyalizmin pençeleri  arasında önce beden sağlığınızı, ardından da ruh sağlığınızı kaybediyorsunuz. Peşinden de gelsin intiharlar, gitsin intiharlar…

Bir insanda  (toplumda) inanç, iman, Allah sevgisi olmazsa olacağı budur. Mal- mülk hırsı gözünüzü kaplar ve hiçbir şeyi görmezsiniz. İnanç ve iman olmayınca, yaradılış gayesi ve  kulluk bilinci de olmaz. Hep kendinizden ileri ve üstün olanlara bakar durursunuz. En büyük zenginliğin ‘’kanaat’’ olduğunu bilmezsiniz elbette. Yalnız bunu mu? Bedeninizin de size  Yüce Allah’ın bir emaneti olduğunu da bilmezsiniz. Yirmi dört saatlik bir zaman dilimini üç eşit parçaya bölerek çalışmaya, dinlenmeye ve uyumaya ayrılması gerektiğini de bilmezsiniz. Bedeninizin Maddi varlığı dışında bir de manevi yönünün olduğundan da habersizsiniz elbette… İbadetten, Yaratanınızla baş başa kalmanın mutluluğundan, hamdden, şükürden, duadan ve niyazdan bihaber olunca yapacağınız şey; ya kendinizi eğlenceye  ve uyuşturucuya kaptırmak ya intihar etmek ya da böyle gönüllü olarak hapishanelere girmek olacak… Başka ne beklenir ki?..  Kendinizi kandırarak girdiğiniz bir haftalık hapishane seanslarının size kalıcı bir mutluluk getirmediğini kısa bir süre sonra anlayacağınız da  belli ve kesin. Öyleyse bu tuhaf çarelerden vazgeçip  gerçekleri görmenizde yarar var. O da kapitalizmden, materyalizmden, ateizmden vazgeçip  Allah’a inanmaktan başka bir şey değil… Bu geçici ve uyduruk yöntemlerle, o batıl inanışları bırakıp tek kurtuluş yolu olan İslam’ı seçiniz. Seçiniz ki insan olduğunuzun farkına varasınız. Seçiniz ki robot olmadığınızı anlayasınız. Seçiniz ki bedeninizin ruhsal (manevi) yönünü de göresiniz. Seçiniz ki rahatı, huzuru, mutluluğu bulasınız. Seçiniz ki maddenin değil, mânânın sırrına eresiniz. Yoksa yedi gün değil; yedi ay,  yedi yıl da gönüllü hapishaneye girseniz, gene de deve kuşu misalinden öteye gidemezsiniz. Bu  böyle biline…

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz