Anasayfa / Köşe Yazıları / Hak Bilinen Yolda Yalnız Yürümek

Yazar Orhan Samsatlıoğlu

Hak Bilinen Yolda Yalnız Yürümek

9 Ekim 2019 tarihinde kahraman ordumuzun yüce meclisten ve milletimizden aldığı güçlü destekle, sayın Cumhurbaşkanı’nın emri üzerine başlattığı Barış Pınarı harekâtı, cephede ve masada zaferle sonuçlanmasının yanında birçok derslere, değişikliklere, ibretlere de vesile oldu.

Sayın Cumhurbaşkanının, devlet ve hükümet yetkililerinin, kahraman Mehmetçiğin ve siyasî-ideolojik görüş farklılıklarını bırakıp ortak dâvâda birleşen yüce milletimizin üstün iradeleri sayesinde, yedi düvele muazzam bir ders verdik. Orta Doğu da dengelerin değişmesini, kartların yeniden karılmasını sağladık. Kendisini dünyanın jandarması sananlar, haçlı ruhunun temsilcileri, Batının maşası ve kuklası olmaktan bir türlü kurtulamayan Araplar bu harekât vesilesiyle iyot gibi açığa çıkmış, takkeler düşmüş ve kel, bütün çıplaklığıyla ortaya çıkmıştır. Sayın Cumhurbaşkanının “One Minute„ ve “Dünya Beşten Büyüktür.„ “Ey Nato! Sen ne işe yararsın?„ gibi tarihi mesajlarının haklılığı bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Atalarımız; birini tanımak için birlikte bir seyahat etmeyi veya bir ortaklık yapmayı tavsiye ederler. Barış Pınarı harekâtımız, bu atasözünün ne kadar yerin de ve anlamlı olduğunu bir kez daha göstermiştir. Kimin dost, kimlerin riyakâr, kimin düşman olduğunu bütün çıplaklığıyla ortaya koymuştur.

Sayın Cumhurbaşkanı, yıllardan beri içeride ve dışarıda her platformda ezilmişlere, mağdurlara, mazlumlara alenen arka çıkıp desteklerken onlar, Barış Pınarı harekâtıyla korkaklıklarını, pısırıklıklarını, ikiyüzlülüklerini ortaya koymuşlardır. Barış Pınarı harekâtı, onlar için adeta bir mihenk taşı olmuştur. Dost bildiklerimiz, dindaş bildiklerimiz, bir mihenk taşı olan Barış Pınarı harekâtı karşısında kalibrelerini ve kaç kratlık olduklarını ortaya koymak zorunda kalmışlardır. NATO ve Birleşmiş Milletler nezdinde stratejik ortak, müttefik, dost bildiklerimizin maskeleri düşmüş ve iç yüzleri ortaya çıkmıştır. Haçlılık ruhu bütün gerçekliğiyle yeniden hortlamış ve hortlatılmıştır.

Aklımızla alay etmek isteyenler, eski Türkiye’yi özleyenler, güneyimizde bir terör devletini kurup başımıza musallat etmek isteyenler, terör tacirleri, kendilerini dünyanın jandarması sayanlar bu operasyon karşısında kendilerinden beklenenleri yapmışlardır. Devletimizi ve milletimizi yalnız bırakmak… Hiç sürpriz olmadığı gibi, beklenmeyen bir durum da değil… İşin üzücü tarafı bu “YALNIZLIK„ karşısında bir yerlerine kına yakmaya kalkışan içerideki gafiller… Onlar bu “Yalnızlık„ üzerinden sayın Cumhurbaşkanına yüklenerek eleştirmeyi tercih ettiler. Devletimizin ve hükümetimizin bir yalnızlık içinde bırakıldığını fırsat bilerek yersiz, haksız ve insafsız değerlendirmelerde bulundular.

Oysa işin aslına şöyle sade bir vatandaş gözüyle bile baktığımızda bizi yalnız bırakanların art niyetleri kendiliğinden anlaşılacaktır. Şimdi soruyorum: Batı, Haçlılar koalisyonu; teröristleri piyon olarak kullanıp güneyimizde bir terör devleti kurmak istiyor mu? Evet, istiyor. ABD, maşa olarak kurduğu ve kullandığı teröristlerle güneyimizde bir terör koridoru kurmanın peşinde mi? Evet, konumunda… Peki; biz gerçek niyeti bu olanların, haklı harekâtımız karşısında: “Türkiye haklıdır. Türkiye doğru yoldadır. Biz Türkiye’nin yanındayız„ demesini nasıl bekleriz? Olacak iş midir bu? Onlar, elbet mezheplerinin, meşreplerinin, riyakârlıklarının ve emperyalist hayallerinin gereğini yapacak ve bizi yalnız bırakacaklardı… Hiç de sürpriz değil.

Peki; sayın Cumhurbaşkanı, devlet ve hükümet yetkililerimiz ne yaptı? “Hak bilinen yolda yalnız yürümek„ Evet, işte büyük hakikat ve işte yapılması gereken ve yapılan… Sonuçta ne oldu? Cumhurbaşkanının ve onun şahsında milletimizin yalnızlığına sanki sevinircesine sarılıp eleştirenler mahçup oldular. Birlik ve beraberliğimiz, devlet ve hükümet yetkililerimizin basiretli diplomasileri, kahraman Mehmetçiğimizin üstün cesareti sayesinde hem cephede hem de masada kazanan biz olduk. Yalnızlık tamtamları çalanlar şimdi ne düşünüyorlar acaba?

Sonuç olarak cenabı Allah, inşallah inananlarla ve yalnızlarla beraberdir. Keşke Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinden ve Filistin’den bazı Brütüsler çıkmasaydı!..

Bu Habere de Bakın

Mümtaz beyle mecburi yolculuk-2

Mümtaz beyle mecburi yolculuk-2 -Dünden Devam- Mümtaz bey 1,60 boylarında, hafif göbekli, kısa, tıknaz birisiydi. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir